Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

HAYATIMIZDAN DÜNYADAN ŞİKÂYET

HAYATIMIZDAN DÜNYADAN ŞİKÂYET

Kayıplar acı verir. Ancak kayıbım hayatımızdaki yerini anlamak ve onu sembolleştirmek bizi olgunlaştırır.

Kayıpsız hayat olmaz, Kayıpların yadsındığı bir hayat ise yerinde sayar ve tekrara yönelir.

Hayat her zaman doğrudan kayıplar sunmaz bize, bazen olgunlaşmak için bizim kendimize yaşatmamız gerekir. Buna da vazgeçmek denir.

Mesela kitap okumayı ele alalım tıpkı benim yaptığım gibi,

İnsanlar, hiçbir bilgiye sahip olmadan doğar. Yaşamı boyunca birçok bilgi öğrenir.

Başarının sırrı da okumaktır. Okulda olduğu kadar hayatta da başarının en önde gelen şartlarından biri yine okumaktır. Yüzyılların deneme ve araştırma ürünlerinden yararlanmak, uygar ve kültürlü bir insan olmak için çok okumalıyız. Okul kitaplarıyla yetinmemeliyiz. Uygarlık bizden önceki kuşakların biriktirdiği bilgi ve anıların bir toplamıdır. Biz, uygarlığa o kuşakların kitaplarını okumakla katılabiliriz.

Hiçbir şey okumanın yerini tutamaz. Kültürlü bir insan olmanın biricik yolu okumaktır.

Okuma olayı bir uzun yolculuktur; beşikle başlar, mezarla biter. Okulla beraber biten okumalar yarıda kalmıştır.

Okuma iğneyle kuyu kazmaktır; kararlılık ister, sabır ister. Okuma bir arayıştır, hakikati, doğruyu, güzeli arayış. Her arayış içinde bulma heyecanını barındırır. Bulursunuz, ikinci, üçüncü...

Arayışlar başlar. Umut ve heyecan, okumanın ayrılmaz iki vasfıdır. Okuma insanlığın, umut ve heyecan da canlılığın şartıdır.

Kitap okumak yüzyıllardır yapılan bir şeydir. Kitap okumanın hemen hemen hiç bir kötü etkisi olmamakla birlikte çok fazla yararı vardır. Okumanın asla sonu yoktur ne kadar okursan o kadar iyidir yani hayatının sonuna kadar okuyabilirsin.

Ve yine hayatın meşakkatli yollarında ömür tüketirken unutmamız gerekenlere okuduğum bir kitaptan edindiklerimi sizlerle paylaşmak iyi olacağını biliyorum.

Kötüleri unutup iyileri hatırlamak yaşama sevincimizi artırır

Hani bazı insanlar vardır, hayatından ve dünyadan şikâyetçidirler, bilmem sizde onlardan ‘mısınız? Tabii, aslında bakarsanız dünyadan şikayet etmek manasız bir şeydir.

Voltaire flozofun, o her şeyin bir iyi tarafını bulan meşhur Candide’ine söylettiği gibi.

Mevcut en iyisi yine bu bizim üzerinde yaşadığımız dünyadır, yazına da, kışına da, ilkbaharına da, sonbaharına da, doyum olmaz.

Hepsinin kendine mahsus bir lezzeti vardır, Hayat gün olur sıkıntılı geçer; zahmetler omuzlarımıza ağır bastığı zaman dünyadan soğudu muzu zannederiz, ama bu geçici bir şeydir,

Bir üzüntü anını bir keyifli dakika takip eder.

İnsan her şeyi unutur, zaten dünya kurulalı beri her şey unutulmamış ne vardır ki? Büyük hadiseler, büyük felaketler ve acılar, yazı icat edildikten sonra yalnız hafızalara emanet edilmeyip kitaplara da yazıldığı halde yine unutulmuştur.

İnsan hafızası asırlar boyunca cereyan eden hadiseler şöyle bir kenarda dursun.

Kendi ömrü içinde başından geçenleri bile unutur, Cenabıhakk’ın insanlara bahşettiği en büyük nimet olan bitenleri zabt etmek kabiliyeti değil ondan daha kuvvetli olan unutmak kutretidir.

Her an her şeyi hatırlamış olsaydık halimiz ne feci olacaktı hiç tasavvur ettiniz mi?

Filozof Begson’un bir sözü vardır: beynin asıl vazifesi, der bize hatırlamayı değil, unutmayı temin etmektir.

Zaman baba elinde sihirli, bir fırça hafızamızda yer eden kötü hadiseleri bize hiç sormadan kendi kendine siler hatta bu kadarla da kalmaz: fırçası yaldızlımı’dır nedir o kötü hadiseleri süsler güzelleştirir, ruhumuzu karartan kötü hatıraları silinip yerine tatlıları geldikçe yaşam sevincimiz artar durur.

Kaynak: Eşref Saat Şevket Rado.

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum