Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

HAYAT YOLDAKİ İŞARETLERE BENZER

HAYAT YOLDAKİ İŞARETLERE BENZER

Hayat, yoldaki işaretlerle benzerlik arz eden bir yapıdadır…

Keskin virajlarıyla, uçurumlarıyla, kavşaklarıyla ve dönemeçleriyle akıp giden hayat yolu, elbette ki üzerine koyulan uyarı işaretlerine uymadan mesafe almak isteyenler için acımasızdır…

Ne zaman nerede ve hangi hızla gidebileceğini, viraj uyarılarını, kasisleri vs. önemsemediğin anda ne şekilde ve hangi ölçüde zarar görebileceğini kestirmen çok ama çok zordur…

Hayat, aslında yollardan daha da kuralcıdır, hataları asla affetmez…

Bir mayın tarlasında seyahat ettiğini unutmamalısın…

Aykırı yaşayışları yüreklendiren, yeryüzünün ahengini başlangıcından beri ihlal edenlerdir.

Geçip giden ömür için ağıt yakmalı mı? Gelecek ömür için hangi umutları beslemeli? An be an sayfalara dökülen Ömrüm… Çoğu gitti, azı kaldı…

Şehir, öyle bir hayat ki; farklı bir yere gitmeyi, yeni bir insanla tanışmayı gerekli kılmayan, çizilen sınırlar dışına çıkma cesareti vermeyen, gelecek korkusunun içine hapseden, iş saatleri ile ev arasında insanı boğan haldedir.

Yazar: Türker ERCAN Yoldaki işaretler makalesinin bir bölümünde şöyle söylüyor…

Her halükarda geri dönülmez bir yoldayız! Geri dönülmez ve içinden çıkılmaz.

Tamamlanabilir eksiklerimiz var. Yaşayabileceğiz ya da yaratabileceğimiz hayallerimiz.

Hayal olup, biz kendi gerçeğimizi önce hayal edip gerçekleştiririz.

Sorunları sorun çıkararak çözmeyeceğiz. Sorunların altında yatan sebepleri bulup, o sebepleri yok edeceğiz.

Görevimiz “insanlık onurunu” koruyarak yaşamak! Üretim ve tüketimin kölesi olmadan süreci yöneten ruhlar olmak.

Aidiyeti reddederek mensubiyeti kucaklamak.

Mensubu olduğumuz toplumu da hesaba katarak yol almak. Seçimimizi yapmak:

“İşin kolayı – hayatın zoru” ya da “işin zoru – hayatın kolayı”! Seçim bizimdir! Seçimlerimiz kaderimizi belirleyecektir.

Sevelim ve sevilelim! Hayatımıza sevdanın kor gibi yakan aşk ateşini bir filiz gibi dikelim! Dikelim ve alevlenmiş aşk filizini ruhlarımızın can suyu ile besleyelim.

Sevelim ve sevilelim. İçimizde yandıkça o ateş! Biz varlığımızı sevdanın cehennem sıcaklığı ile bilelim. Sevmekten korkmayalım! Sevdikçe yeniden her an doğan ruhlar olalım.

Yaşayalım sevdayı ve koruyalım aşkı, Yaşamak bir rüzgâr gibi sarsın her yanımızı.

Sevgimize yepyeni sevda anlamları yükleyip onu karşılıksız ve şartsız yapalım.

Beklentisiz sevebilip beklentisizce yaşayabilelim. Beklentiler ile hayatımızı önemsizleştirmeyelim. Beklentiler:

Beklenip durulanlardır. Beklemeye ne gerek? Beklemeden sevmek! Beklemeden vermek! Beklemeden yaşayabilmek! Beklememek ne güzel emek!

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı asla kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum