Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

HATIRI SAYILIR ÇANKIRILI VAR

HATIRI SAYILIR ÇANKIRILI VAR

AMA DEĞERLENDİREMİYORUZ!

Başkentimiz Ankara, Türkiye’nin hayat damarlarının toplandığı yer, tıpkı vücudumuzun her organını yöneten beynimiz gibi aynı zamanda büyük kentlerimizden birisi burası Türkiye’nin kalbinin attığı bir şehir ve aynı zamanda Türkiye içerisinde bulunan her ilden vatandaşımızın ikamet ettiği bir kent.

İlimiz Çankırı’nın Ankara’ya yakınlığı gereği ve nüfus kalabalığı yönüyle yerleşiminde ağırlığını en fazla hissettiren iller arasında Çankırılıların geldiği bir gerçektir.

Burada ki nüfus sayımız azımsanmayacak kadar çok.

Siyasetin odaklandığı bu kentteki nasibimiz ise yok denecek kadar az. 16 yılı geçmiş olması sebebiyle neredeyse artık kendimize Ankaralı dedirtecek kadar eski bir tarihimiz var.

Fakat Başkentimizin nimetlerinden yeterince faydalanma yönünde nereye kadar, bürokraside varız hem de hatırı sayılır derecede varız.

Ancak bürokratik yapılanmada genel müdür müsteşar yardımcısı müsteşar adam çıkartma yönümüz yok denecek derecede az, çok zaman bunu dahi çıkaramamaktayız.

Bunu nerden mi biliyorum; Ankara’ya göçü getirdiğim 2004 yılından beri SİNCAN ÇANKIRILILAR Derneğinde üyeyim zaman zaman yönetim kurulu üyeliğin dede bulundum halen yaklaşık 4 yıldır da derneğin başkanıyım.

Dernekteki aktif görevlerim içinde Çankırılıları buluşturarak Hatırı sayılır etkinlikler ve yapılanmalar yaparken nerede bir bürokratımız var nerede bir iş insanımız var nerede bir yöneticimiz var Kurum ve kuruluşların içindeki Çankırılı hemşerimizle randevular alınarak yönetim kurulunda ki işi müsait olan arkadaşlarla nezaket ziyaretleri yaptık yapıyoruz.

Bu konuda hayli yol aldık ve saha çalışmalarımız devam ediyor.

Bunun yanında yine hatırı sayılır Çankırı dernekleri, federasyonu, vakıfları, var amma siyasi yapılanmada yeterli değiliz hadi ben siyasi bir kişi değilim, amma derneğimiz bünyesinde her görüşten insan var hepsine de saygılıyım.

Şöyle düşünüyorum da ya biz bu işi bilmiyoruz veya yetenek yönümüzle beceriksiziz veya müteşebbis ruha sahip değiliz, acaba biz yönetme yerine yönetilmeyi mi daha çok seviyoruz?

Buna dahi karar vermiş görünmüyoruz, Muhtarlık ve ihtiyar heyetinde varlığımız sevindirici bir boyutta mahalle veya sokak yerleşim yönüyle buralarda yönetmeye talip oluyoruz ve başarıyoruz da ancak siyasi yapılanmada çok donanımlı ve liyakat sahibi

insanlarımız olmasına rağmen, mesela belediye başkanlıklarına, encümenliklerine, il genel meclisi üyeliklerine,

Seçilebilecek yerlere bir türlü getiremiyoruz.

Belediye yönetiminde bulunan başkanlar ise belediyelerine hemşerilerimizi sadece Çankırılıların hizmetlerini kolaylaştırma amacı ile barındırmakta ve bu sözleri açıkça toplantılarda söylemekteler zira çok şahit oldum.

Milletvekilliği, siyasi parti il ilçe başkanlığı belediye başkanlığı görevlere talip ligimiz ise cılız kalmakta olduğunu çözemedim.

Zira bizim sivil toplum kuruluşlarımızın etkin hizmet veremediğinin yansımasıdır diye düşünmekteyim.

Seçim kapıya yaklaştığında derneklerimizde bir sezon çalışması olarak belirlenen efendim aday olan hemşerilerimiz derneğimize başvurusun, biz siyasi parti merkezleri ile görüşelim birerde mektup yazalım düşüncesi hakim kılınmakta ise de bu gayretin sonuçta bir şey ifade etmediği ortaya çıkmaktadır.

Evet Ankara da Çankırılılar vardır varlığımızın ispatını yapamadığımız sürece de sıradan işlere her zaman maruz kalmaya devam edeceğiz.

Ve diyorum ki; en etkili olanı Çankırılı Sivil Toplum kuruluşları Başkent Ankara’nın her alanında varlığını hissettirmek için

“BEN DEMEYİ BIRAKARAK, BİZ DİYEREK Yola çıkmalı”.

Kolektif bir çalışma ile başarma yolunda gayret gösterme yönünde olmalı ve sıklıkla yapılacak toplantılar da bu yönde fikirler üretmeli, projeler oluşturmalı ve uygulanabilirler ini zaman kaybetmeden hayata geçirmelidir.

Tamda bu noktada şu atasözümüz geldi aklıma, hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır.

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum