Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

HATIR GÖNÜL İŞİ

HATIR GÖNÜL İŞİ

Hatır gönül işleri vesilesiyle bir tanıdığa yardım etmenin verdiği haz büyük olsa da bazen insanı zor duruma da düşürebiliyor.

Elinizden gelmeyecek ya da doğru bulmadığınız bir şey istendiğinde kırmadan hayır demeye çalışmak zor olabiliyor.

Bu yüzden üzerinde hatırımız olduğu kişiden bir şey isterken kendimizden çok bir şey isteyeceğimiz kişiyi düşünmeliyiz.

Kişilere karşı gösterilmesi gereken saygı kurallarına uymak.

"Hatır gönül bilen insanlarla iş yapmak daha güzel."

"Çok şey yapmaya gerek yok, sadece hatır gönül bilmek yeterli."

Herkesin bir iç çekiş vardır mutlak geçmişe dair.

Yaşı ne olursa olsun, Eskiden hatır gönül vardı...”

“Hatır sorulur, gönül alınırdı...”Bir kahvenin kırk yıl hatırı var denirdi.”

Hatıra ve gönülle dair birçok atasözleri ve deyimler vardır dilimizde. O da hatırı bilen, gömülü önemseyen bir toplum olmamızdandır.

Hatır; karşılık beklemeden açan iyilik çiçeğidir, gönülse onu yüreğe bağlayan bir bağ.

Hatır, merhametin yüreğidir, vicdanın sesi; insan erdemliliği ve yüceliğidir.

Yokluğu, kıtlığı, çaresizliği, acıyı.... tüm olumsuzlukları birlikte paylaşmadır.

Kimi memun etmez gülümseyen bir yüz, sıcak bir el tutuşu?...

İnsan yaşamının önceliğidir beslenmesi.

İlkel toplumlarda insanoğlunun ilk yaptığı iş, karnını doyurmak için ağaçlardan meyve toplamak, hayvan avlamak olmuştur.

Şimdi ise ne hatır kalmış ne gönül kalmış nede sevgi ve saygı kalmış, her şey maddiyata dayanmış paran var mı varsa en saygın kişiler arasında hatta başında sen varsın…

Fukaralığın gözü kör olsun, fukaranın yüzü soğuktur ona kimse ne bakar nede selam verir, derdini anlatacak kimseyi bulamaz, bulsa da ha hı demekle geçiştirilir…

Eskiden bir hatır, gönül, büyüklere saygı, küçüklere sevgi, hoşgörü, merhamet, şefkat, utanma hissi, mütevazilik, sempati, sevgi vardı…

Şimdilerde ise önemli bir kesim, bütün bu değerleri yitirdi, kalpleri katılaştı, gittikçe saygı ve sevgiden yoksun bir toplum haline dönüşüyoruz.

 

Birbirimize selam vermekten, günaydın, iyi günler, hayırlı işler demekten adeta korkuyoruz. Hal, Hatır sormuyoruz, hele özür dilemek yok maalesef.

Şöyle bol köpüklü bir Türk kahvesi olsa, Bir fincan acı kahve, dostluk hatırına, arkadaşlık hatırına, kalbimizle birlikte sunduğumuz, ikram ettiğimiz o güzel duygulardan bir nişanedir.

Toplumumuzun mayasında bulunan birçok güzel hasletten birisi de; hatır-gönül kavramlarına değer ve öncelik vermesidir.

“Bir acı kahvenin kırk yıl hatırı vardır”, “arayıp sormuyorsun, sana gönül koydum bilesin” gibi örnekleri zaman zaman duyarız özellikle büyüklerimizden.

Sosyal bir canlı olarak insanoğlu, içinde yaşadığı toplumun kültüründen, geleneğinden ve çevresel etkenlerden faydalanır. Davranış kodlarını edinirken.

Günümüzde sosyal medya ve dijital iletişim imkânları, her ne kadar bu kaynakların önüne geçerek, gençlerimizi farklı sosyal davranış kodlarına yöneltse de genellikle ve özellikle Anadolu’muzda bu halen böyledir.

Ben hala umutluyum değerli okurlarım sizlerde umudunuzu yitirmeyin Ne mutlu bu dünyada sevgi ve şefkat insanı olabilenlere, yaşadığı toplumda insanlara saygılı, faydalı birey olanlara, çevresindeki insanlara iyiliği ve güzelliği tavsiye edenlere…

Ne mutlu…

Sizleri bilmem ama benim 70 yaş penceremden böyle gözüküyor.

Kim bilir birlikte içeriz bir kahve neden olmasın haydi afiyet olsun

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum