Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

GÜNAYDIN, MERHABA

GÜNAYDIN, MERHABA

İlk karşılaştığınız an, günün ilk selamını verirdiniz ilk karşılaştığınıza, Bazen bir komşu ile kapı önünde rastlaştığınızda, bazen işyerine girdiğiniz an arkadaşlarınıza, Bazen okul bahçesinde ilk gördüğünüz dosta.

Sabahın ilk saatlerinde Şimdi? O sıcacık, güler yüzlü bir "Günaydın" ın yerini sadece kafa sallamak aldı?

Karşılaştığımız kişilerle selamlaşmalarımız, görüşmelerimiz, konuşmalarımız bizi birbirimize yakınlaştırır.

Konuşmayan, görüşmeyen ve birbirinin varlığını yok sayan davranışlar kişileri ve ilişkileri yıpratır, Kimseye bir şey kazandırmaz.

Toplum içinde yaşadığımıza göre, mutlaka çevremizdeki kişilerle iletişim içinde olmamız gerekir.

Aynı binada oturan kişiler, sabahları işe giderken bile birbirlerine “Günaydın! İyi günler! '' demekten kaçınıyorlar, Ben bu kişileri anlamakta zorlanıyorum.

Sabah oturduğunuz apartmanın kapısında karşılaştığınız 7-8 yaşındaki bir çocuk, bir öğrenci bile sizin yüzünüze bakıp, hafif bir gülümseme ile “ Günaydın! '' derken. Yetişkin bir bey veya bayanın somurtmuş bir halde yanınızdan geçip, gitmesi bir tuhaf oluyor. Herkesin kendine göre bazı sıkıntıları veya sorunları olabilir.

Ama bu tür problemler kişinin komşusu ile selâmlaşmasını engelleyecek bir durum yaratmamalıdır.

Oysa ne o kişi sizi ilk kez görüyordur, ne de siz onu. Birbirinizi sokakta da görseniz, tanıyorsunuzdur. Ancak, merdivende veya asansörde karşılaşınca, başka taraflara doğru bakılıyor.

Garip hareketler sergileniyor, Bir “merhaba, günaydın! '' ya da “iyi akşamlar! '' demek, o kişi veya kişilere çok zor geliyor.

Selâmlaşma toplumumuzda asırlardır var olan önemli görgü kurallarındandır.

Bir büyüğümüzü, tanıdığımızı, akrabamızı gördüğümüzde mutlaka kısa da olsa bir “ merhaba “ deriz. Karşılıklı hatır sorulur.

Ne kadar acele işiniz de olsa, kısa bir görüşme yapılır, Eğer bir yere gecikmemiz söz konusu ise, merhaba dedikten sonra, durum kısaca açıklanıp, özür dilenir.

Bakın değerli insan Doğan Cüceloğlu Hocamızın deyişi ile “İki kişi birbirinin farkında olduğu sürece aralarında iletişim var demektir '' . Yani, birbirlerinin yüzüne bakmasalar da, kişiler bir apartmanın belli büyüklükteki kapısında birbirlerini görmezlikten gelemezler. Birbirlerinin mutlaka farkındadırlar.

Toplum, göreneklerimiz, adetlerimiz, büyüklerimizden öğrendiğimiz görgü kuralları bize, “komşularını tanı onlara saygı duy, onların da sana saygılı davranmalarını bekleme hakkındır '' , der.

Ah çok mu zor karşıki komşuya serin sabahlarda bir günaydın demek Ah çok mu zor eve dönüşlerde yoldan geçenlere iyi akşamlar demek Tabi ki bu cümleleri çoğaltabiliriz

Ben hep şöyle düşünürüm;

Günaydın derken duygularımızda ki aydınlığın, ferahlığın, ifadesi yansır yüzünüze ışıl ışıl. Günaydın derken o eşsiz tebessümünüz en etkili sözcüklerin yapamadığını yapar bir bakarsınız, mutluluğu daha kolay yakalar içinize sindirirsiniz.

Aslında ne kadar önemlidir selamlaşmak, maalesef büyük şehirlerde bu değerimizi bu ananemiz günde güne değer ve bilincini kaybediyor, Komşu komşusunu tanımaz hale gelmiş Vah halimize vah

Şu gerçeği unutmamalıyız;

TÜRK insanı doğası itibari ile aile bireylerinden başlayan yetişme tarzları ve kültürleri gereği Toplumlarda Gelişmiş bir toplum olma, özelliği iletişimle başlar, iletişimle yaşar…

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum