Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

GÖNÜLDEN GÖNÜLE BİR YOL VAR BİLİR MİSİN -1-

GÖNÜLDEN GÖNÜLE BİR YOL VAR BİLİRMİSİN -1-

İnsanı esas menzile ulaştıran görünen yollar değil gönül yollarıdır, “Gerçekten de gönülden gönülle pencere vardır.

İki insan birbirine gönülden bağlanınca artık onlar birbirinden ayrı değillerdir, Bedenleri birbirinden uzak düşse de gönülleri beraberdir.”

İki gönül bir aradayken (mürid-mürşid) bir tanesi kendi dünyasındaysa o uçamaz. O ona teslim olacak, onu uçursun diye.

Aşk âşıkların bedenlerini zayıflatır, eritir. Su belli bir derecede kaynayınca yok olur. Âşık yok oldu zannedilir

” Ama su yok olmadı ki buharlaştı ve uçup yukarıya çıktı. Allah dostlarının da iç dünyaları aşk halindeyken yok oldu zannediyorsunuz ama ruhlar âleminde iç dünyalarında yüceliyorlar, yükseliyorlar.

“Şu gönül şimşeği parlayınca o gönülde bilmiş ol ki sevgi vardır.”

Adamın biri Hz. Ali’ye ben seni çok seviyorum deyince Hz. Ali ona yalan söylüyorsun, ben seni sevmiyorum ki demiş. Burada, köprüler vardır.

Siz Allah’ı ne kadar seviyorsanız O da sizi o paralelde seviyor. “Allah katındaki değerinizi öğrenmek istiyorsanız, kendi katınızdaki O’nun değerine bakın.

” Neyi seviyorsan o’sun” diyor Mevlana Hz.leri.“Senin gönlünde Allah sevgisi iki kat oldu, arttıysa şüphesiz Allah da seni seviyor demektir.”

Allah sevgisinin bir insanda artmasını nasıl anlayacağız, öğreneceğiz? O kendini belli ediyor. Haramlardan sakınıp ibadetlere doğru yola koyuluyorsa bu, Allah katında onun sevgili olduğunu gösteriyor.

Farz ibadetler konusunda tartışma yoktur. Havadan daha kıymetlidir onlar. İbadetlerin taçlandığı yer secdedir yani namazdır. Namazı olmayanın hayatı yoktur.

Hayatın farkında değildir çünkü diri değildir o. Ölü, hayatın farkında olmaz. Namaz kılmayanın gönlü ölüdür. İbadet, insanın ruhunu diri kılan şeydir.

Nefsin farkında olduğu şeye farkındalılık denmez. Hakla batılı ayıran ruhtur, nefsi ayıramaz.

Nefsin indirdiğine dereke diyoruz. Ruhun yücelttiklerine de derece diyoruz. Farkında olan insan bunu yapar. Farkında olmak için diri olmak gerekiyor.

 

 

Diri olmak için iman etmek gerekiyor. Hepsi iç içedir.“İki el olmadıkça bir elle el çırpılmaz.

Bir elden çırpma sesi çıkmaz. Susuz bir kimse: Ey tatlı su neredesin diye inler, feryat eder.”

Suyun da hal diliyle işi gücü susuza ulaşmaktır. Sen aşk ve sevgi nerede diyorsan sevgili de maşuk nerede diyor. Yani bunlar birbirlerini tamamlıyorlar.

“İçimize düşen bu susuzluk suyun bizi istemesinden, kendisine çekmesinden ileri gelmektedir.” Çünkü Allah onu bizim için, bizi de onun için yaratmıştır.

“Allah’ın hikmeti, kaza ve kaderi ile bizi birbirimize âşık kılmış.” Biz suyu sevmekteyiz, su da bizi sevmekte.

Cihanın bütün zerreleri, o ezeli hüküm dolayısıyla çift çifttir. Her çift birbirine âşıktır. Her şey sevgiliyle buluşmak için çırpınır…

Âlemde her cüz, her parça kendi eserini dinlemektedir.

Tasavvufta “Ben gizli bir hazineydim. Bilinmek istedim ve insanları yarattım.” İnsanı seviyorum ve insan beni seviyor anlamında yorumlanmıştır.

Gökyüzü, yeryüzüne Merhaba! Der. Seninle ben, kehribar ile saman çöpü gibiyiz. Birbirimizi sevmekteyiz diye söylenir.

Gökyüzünün yeryüzüne merhaba demesi yağmur yağması demektir. “Akla göre gökyüzü erkektir, yeryüzü ise kadın.

Gökyüzünün attığını yeryüzü besler ve yetiştirir.” Gökyüzünün gözyaşları olmasaydı yeryüzünde yeşillikler bitmeyecekti. Bir araya gelince hayat meydana geliyor.

Esas olarak gönülle varlık bir araya gelince ruhun çocuğu o zaman meydana geliyor.

Yaradılış gerçeğini, sırrını insan idrak ettiği zaman her şey ona başka bir hikâye anlatmaya başlıyor.

Devamı yarın:

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum