Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

GÖNLÜNÜ FERAH TUT!

GÖNLÜNÜ FERAH TUT!

Zaman zaman umutsuzluğa kapılıyorum hayat enerjim düşüyor her şeyle herkesle bağlarımı kesmek istiyorum kısa süre de olsa sanki bitkisel hayata giriyorum yatıp uyumak yataktan hiç çıkmak istemiyorum..

Bir yerden sonra hem kendime hem de yaşadığım hayatıma haksızlık ettiğimi fark ediyorum.

Bir adım dahi atamayacak kadar yorulduğumu hissettiğim o anda aklıma Hz. Mevlana’nın şu rahatlatıcı söylemini getiriyorum “seni en iyi Allah bilir gerisi ya yanlış ya eksiktir.

Seni mutsuz edenler yüzünden umutsuz olma,mutlu olacağın zamanda gelirsen gönlünü ferah tut, gerisi halledilir.

Sen Gönlünü Ferah Tut, Her Şey Olacağına Varır!

Ayağını sıcak tut, başını serin; gönlünü ferah tut, düşünme derin atasözünün anlamı ve açıklaması, Sağlıklı olmak, türlü hastalıklardan korunmak, vücudumuzu yıpratmamak için ayağı sıcak, başı da serin tutmak oldukça faydalıdır.

Beden sağlığımızı düşündüğümüz gibi ruh sağlığımızı da düşünmek zorundayız. Bunun için de her sorunu dert etmemeli, olur olmaz şeylere üzülmemeliyiz; sabırlı ve geniş gönüllü olmalı, rahat hareket etmeliyiz.

Şükretme konusu ise yaşadığınız, bulunduğunuz durum, yiyecek yemek, içecek su bulabilmeniz, evinizi geçindirebilmeniz ve bir yuvanız olması, aileniz olması gibi şükredebileceğiniz birçok konu bulacaksınız. Şükretmek, elinizde olanların kıymetini bilmeniz ve iyi, mutlu olmanıza olanak sağlayacaktır. Bu nedenle, şükredin ve iyimser düşünmeye devam edin…

Gönlünü ferah tut, Şü dünyada aşılamayacak engel yok,

Her şeyin sonu belli nasıl olsa, Her karanlığın sonu aydınlığa, Her derdin sonu feraha, Her bilinmez açığa çıkıyor, Sen yeter ki kendini bil, Her şeyi sonsuz aşkla sev.

Ne zaman kötü bir haberle veya geçinmesi zor bir insanla karşılaşsak ya da büyük bir düş kırıklığına uğrasak aşırı tepki gösterip olayı olduğundan daha büyük bir hale getirir, sadece bu duruma sımsıkı yapışırız.

Hayat kendi girdabı içinde bize birden fazla duygu yumağı sunuyor. Tamamen karışık olan bu duygular yumağı içinden neyi görmek istiyorsak biz onu alıyoruz aslında.

Kendimizden önce etrafımıza bakmaya öğrenebilsek kendi yaşantımızın hiçte fena olmadığını fark edebiliriz aslında. Empati kurarak, kendi çıkarlarımızı yerle bir etmeden başka insanların da çıkarlarını koruyarak bir hayat sürmek mümkünken ayağımıza takılan en ufak taşta veryansın ederek çevremize saldırmak hiç de olmaması gereken davranışlar arasında yer alıyor.

Hayat bize verilmiş muhteşem bir hediye. Dünyaya geldik, bu bizim seçimimiz değildi. Hiçbirimiz bu seçimi kendimiz yapmadık. Birileri bizim adımıza karar verdi. İlk nefesi aldık ve artık son nefese kadar bize verilen bu hediyenin karşılığında yaşam denilen tecrübenin tadına bakmalı ve keyfini çıkarmalıyız.

Hızlıca bir yere yetişmeye çalışırken bir inşaat kamyonu sebebiyle yolun kapanması, tam bir sunum yapacakken ekipmanlardan birisinin arızalanması,

yemek yaparken ana malzemenin bozulmuş olduğunu fark etmeniz, çayınızı ve kitabınızı elinize almış oturduğunuz sırada telefonun veya kapının çalması, …

Örnekleri çoğaltmak mümkün ama hepimizin gündelik hayatı birçok ufak şeyden oluşmaktadır ve en çok canımızı sıkan şeyler de bunlarla ilgili yaşanan aksiliklerdir.

Halbuki yaşamda sizin için önem arz eden konuların ne olduğuna baktığınız zaman, yaşanan bu aksiliklerin gerçekten de hiçbir değeri yoktur.

Varacağınız yere 10 dakika geç gitseniz ne olur? Ya da sunumunuzun umduğunuz kadar iyi geçmemesi iş hayatındaki başarınızın gerçekten tek göstergesi midir?

Bu aksilikleri gereğinden fazla önemsemenizin tek sebebi bugüne kadar sahip olduğunuz düşünce alışkanlığıdır. Ve her alışkanlık gibi, düşünce alışkanlığı da biraz emekle değiştirilebilir.

Hayattan çok daha fazla zevk alıp her anın tadını çıkartmak için yapmamız gereken ilk şey ufak şeyleri dert etmemek olmalı. Bu sayede hem kendi benliğimizi hem de enerjimizi yüksek bir seyirde tutmuş oluruz.

Çevrenize sevgi tohumları ektikçe hayatın size bir sürü çiçek uzattığını fark edeceksiniz.

Ufak şeyleri dert etmeden elinizdeki hazinelerin farkına vararak geçireceğiniz bir hayat size sunulmuş en kıymetli hediye olacak.

Tabi ki sizin bunu anlamanız için önce kendi farkınıza ve içinizdeki iyiliğe ulaşmanız gerekiyor.

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum