Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

GEÇMİŞE BAKINCA

GEÇMİŞE BAKINCA

Hepimizin hayatında sayısız olumsuz olaylar yaşanmıştır. Bu olaylara bakış açımıza paralel bir hüzün fırtınası esmiştir gönül dünyamızda.

Oysa birlikte hayatı paylaştığımız insanlarla hoşgörüyü ön planda tutmalıyız

Hani denir ya Gençler hayalleriyle, yaşlılar hatıralarıyla avunurmuş hatıralar o kadar çoğaldı ki, artık bende o sınıfa dâhil oldum.

Büyüklerimiz her fırsatta hatıralarını anlatırlardı da bize masal gibi gelirdi. (Şimdi ise tecrübelerle hayata bakışı yaş 69 olunca bende yaşıyorum.)

Hatırladığım kadarı ile aileler çok kalabalık yaşarlardı evlerde dedeler nineler dayılar eltiler gelinler torunlar vs. belli kurallar içinde saygı sevgi ortamında huzurlu hoş sohbetli hanelerde yaşam sürüp giderdi.

Günümüz de ki gibi, TV. İnternet çok evde Telefon yoktu. Radyo vardı arkası yarın ve tiyatro masallar şarkılar türkülerle bütün hane mutlu yaşarlardı

Oysa şimdi öylemi? Hane halkından evlenen yeni ev döşüyor, hemen hepsi ayrı hanelerde hayatlarını sürdürüyorlar.

Küçük çocuklar bile kendi odasında kendine bir dünya kurmuşlar çoğu kez kontrolsüz biçimde internette ve örf adetlerimize uygun olmayan dizilerle filmlerle vakit geçirerek değişik bir nesil yetişmekte maddi durumları çok iyi olan ailelerin çocuklarında bile bunalıma girenler oluyor.

Uzun kış gecelerinde yaşlıların gidebileceği yerlere ziyaretlere gidilir gidilmediğinde yaşlılar çocuklarla evde kalmayı tercih ederlerdi böyle gecelerin en çok hoşumuza giden tarafı, büyüklerimizin bize masal anlatmalarıydı.

Bazı akrabalara giderken hele de kar yağmışsa sokak lambalarının her tarafı aydınlatamadığı göz önündeyken bazen ay ışığının yerdeki kar kristalleri pırıl, pırıl parlar, tertemiz havanın ciğerlerimize dolmasıyla nefes alır adeta canlanırdık…

Karda ki kıcır, gıcır ayak seslerimiz, peşimize takılan evin kedisi veya köpeği, gökte cam gibi parlayan yıldızlar hayatımızda ki unutulmaz olaylardı.

Hazır gıdalar bu kadar yoktu zengin olsun fakir olsun herkes kışlık ihtiyacını kendisi karşılamak zorunda idi ayrıca ulaşım yeterli değildi insanlar ihtiyaçlarını başka yerlerden satın alamıyordu. Hemen herkes kendi bölgesinde ne üretiliyorsa, onu değerlendirmek zorundaydı.

Yine o tarihlerde biz çocuklar akşama kadar bahçede, sokakta arkadaşlarla çeşitli oyunlar oynar iyice yorulurduk eve girer girmez ellerimizi yüzümüzü yıkar yemeğimizi ailece yer büyüklerden masallarımızı dinlerken ilk üç beş dakika içinde uyuya kalırdık.

Sabah uyandığımızda gözlerimizi açtığımızda sağlıklıysak buna şükretmesini bilmek; neşeyle yatağımızdan kalkmak aynada kendimize gülümsemek. “içimizden bu gün harika bir gün olacak” diye geçirmek, öyle niyet etmek. Size nasılsınız diyenlere (iyiyim) yerine “mükemmelim” diyebilmek ne kadar güzeldir değil mi?

İşte "Hayata olumlu bakmaya başladığımız" bu noktada; sevgi kalbimizde alabildiğince yeşerecek, etrafımıza huzur ve mutluluk dağıtmaya başladığımızda da, çevremizde aranılan biri olacağız.

Gençler unutmayalım ki huzurlu olabilmek için elimizdeki malzemeyle yetinmeliyiz. Azimle hayallerinize ulaşabilmek için kendimizi kandırmadan karşımızda kine tebessüm edebilecek dudaklarımız mı yok? Sevgi dolu bakabilecek gözlerimiz mi yok? Tatlı sözler sarf edebilecek dilimiz lisanımız mı yok? İlgilendiğimiz yavrumuz ya da yakınımızda bulunan insanların çocukları ile oynarken dertlerimizi unutturabilecek bir ortamımızda mı yok? Bu saydıklarımdan en az bir tanesi her insanda vardır.

Bunları yerinde kullanarak dertlerimizle huzurlu olabiliriz, hayata bakış açımız değişir Hayata ömür boyu olumlu bakabiliriz.

Üstat Neyzen Tevfik demiş ki: Hayat çatlak bardakta ki suya benzer içsen de tükenir içmesen de; bu yüzden hayattan tat almaya bak çünkü yaşasan da bitecek yaşamasan da

Bir başka örnekle yazıma son vermek istiyorum; kurak bir toprakta çiçek açarmı? Evet, açar eğer yürekten istenirse, sevgiyle beslenirse açar sevgi hem kendimiz hem de sevdiklerimiz için en güzel hayat ilacıdır.

Hoşça kalın Dostça kalın ama gönül kapılarınızı Asla kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum