Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

EFENDİ’A

EFENDİ’A

Bir zamanlar İlimiz Çankırı da sıkça kullanılan efendi A

Efendi Kelimesinin Anlamı Nedir?

Bizans Rumcası'ndan (aféndis) Türkçe'ye geçmiş olan ve "sahip, mâlik" anlamına gelen kelime Mevlânâ'nın şiirlerinde geçtiğine göre XIII. yüzyıldan önce Anadolu'da kullanılmış olmalıdır. Kastamonu emîrinin kardeşine efendi unvanının verildiği bilinmektedir.

Bu unvan Osmanlılar'da daha yaygın şekilde görülür. Âşıkpaşazâde'deki kayda göre Kara Rüstem, Kazasker Çandarlı Kara Halil'e efendi şeklinde hitap etmişti. Fâtih Sultan Mehmed de Galata ahalisine verdiği Rumca fermanda kendisi için bu unvanı kullanmıştır. Efendi kelimesi,

Arapça "seyyid" ve "mevlâ" kelimelerinin karşılığı olarak XV. yüzyılın ikinci yarısından sonra tahsil görmüş saygıdeğer ve itibar sahibi kimselere mahsus bir tabir olarak kullanılmaya başlanmış ve sosyal, siyasî, ilmî, dinî ve tasavvufî çevrelerde giderek geniş bir kullanım alanı bulmuştur.

Devletin yüksek memurlarından bazılarına da efendi unvanı verilirdi. Nitekim şeyhülislâma "efendi dâîmiz", İstanbul kadısına "İstanbul efendisi", reîsülküttâba "reis efendi", Yeniçeri Ocağı kâtibine "yeniçeri efendisi", yeniçeri kâtibinin dairesine de "efendi kapısı" veya "efendi dairesi" adı verilmiştir.

Sonraki asırlarda bu unvanın kullanılışı daha da yaygınlaşmıştır.

Hz. Muhammed için "Peygamber efendimiz" şeklindeki söyleyiş halk arasında yaygınlık kazandığı gibi tarikat mensupları şeyhleri için aynı kelimeyi kullanmışlardır. XIX. yüzyılın ikinci yarısında şehzadelere resmen efendi denilmeye, padişahlar hakkında "efendimiz" tabiri kullanılmaya başlanmıştır. Efendimiz kelimesinin Arapçalaştırılmış şekli olan "efendinâ", Mehmed Ali Paşa'dan sonra Mısır'da da kullanılmıştır. Bugünkü Uygurlar arasında kullanılan "apándi" kelimesi efendiden başka bir şey değildir.

Bu yüzyılda Osmanlı Devleti Efendi kelimesinin kullanılışını bir usule bağlamıştır.

Padişah zevcelerine "kadınefendi" denildiği gibi hanım ve bey unvanları da efendi ile birleştirilerek "hanımefendi" ve "beyefendi" şeklini almıştır.

Şeyhülislâmlar ve hıristiyan din büyükleri için de efendi unvanı kullanılmıştır.

Bâlâ*ya kadar rütbe sahibi olanlara efendi denilirken bu rütbeyi alanlara "atûfetlü beyefendi hazretleri" denilmiştir.

Tanzimat'tan sonra ise resmî olarak sadece okur yazarlar ve mektep talebeleri bu unvanla anılmıştır.

I. Meşrutiyet döneminde kurulan Meclis-i Meb'ûsan'da üyelere efendi veya bey denilirken meclis başkanı üyelere "efendiler" diye hitap ederdi. Bu hitap tarzı Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulduktan sonra da meclis başkanlarınca kullanılmıştır.

Efendi kelimesi ağa, bey ve paşa unvanlarıyla birlikte resmî unvan olarak 26 Kasım 1934 tarih ve 5290 sayılı kanunla kaldırılmıştır. Saygı ifadesi olarak benzeri unvanlarla birlikte hâlâ çok yaygın şekilde kullanılan bu kelimenin hizmetliler sınıfından olan kimselerin adıyla birlikte kullanılması Cumhuriyet'ten sonra ortaya çıkmıştır.

 

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

EFENDİ’ Ne Demek? Kime Denir?

Dilimizde sıkça kullandığımız bir ‘Efendi’ sözcüğü var.

Ne demek ‘Efendi’?

Hemen aklınıza gelen anlamı dışında, Türkçe deki pek çok sözcük gini, kullanıldığı ortama ve tanımlamak için kullanılan kişiye ve mesleğe göre ‘efendi’ nin anlam değiştirdiğini hiç düşündünüz mü?

Örnek cümlelerde ‘efendi’ kullanımı Hoca Efendi minareden düştü.’ (okumuş adam) O kızın babası efendi bir adamdır.’ saygıdeğer, çelebi) Efendilik bende kalsın.’(kibarlık, terbiye, ağırbaşlılık) Bizim efendi kırkından sonra azdı.’ (koca)

‘Kapıcı Mehmet Efendi gazeteleri getirdi mi?’ (bey denmeyecek kişilere verilen 2. derecedeki unvan)

Peygamber Efendimiz her zaman sahabelerine danışırdı.’,(saygın, sözü dinlenir)

‘Köpek efendisinin arkasından seyirtti.’ (sahip)

Hizmetçi kız efendisinin terliklerini getirdi.’(evin sahibi erkek)

‘Efendiler gibi yaşayabilirdi ama o başka bir hayat seçti.’ (varlıklı, refah içinde)

‘Buyurun efendim.’ (saygı)

Görüldüğü gibi ‘efendi’ sözcüğü, kimi zaman saygınlık ifade ederken, kimi zaman da ‘Bey’ unvanını çok gördüğümüz kişiler için kullandığımız –kapıcı Mehmet efendi—daha aşağı derecedeki bir unvan haline dönüşüyor.

Bir dildeki sözcüğün, başka dillerden alınmış olsa bile pek çok anlamı içerebilmesi, o dilin zenginliğini gözterir. Bunu kabullenmek gerekir.

O nedenle ‘efendi’ sözcüğü bir anlamda Türkçeyi daha da zenginleştirmiştir.

Bütün bunlar iyi de bu sözcüğe neden ruhani bir anlam sokuşturularak, dinimizce kutsal bilinen kişiler için sıfat olarak kullanılmaktadır? Neden ‘Peygamber efendimiz’? Efendi’ burada saygı telkin ediyorsa, ben kendi dilimde sayın peygamberimiz’, ‘saygıdeğer pergamberimiz’, diyebilir miyim? Desem peygambere bir saygısızlık olur mu? Olursa neden?

Çoğu kişi, Kur’an dili Arapça olduğu için, Arapça yı dini konularda kullanmayı tercih eder.

Lakin çoğu kişinin Arapça, ya da en azından Farsça zannetttiği ‘Efendi’ sözcüğü, Yunancadır.

Fes i bize sattıkları gibi efendiyi de satmışlar. Fesi nasıl islamın bir parçası yapmışsak, ‘efendi’ye de kutsal bir anlam vermekte gecikmemişiz.

Eğer peygambere saygıyı Yunanca bir sözcükle anlatmam Türkçe bir sözcükle anlatmamdan daha kabul edilebilirse, Majesteleri Peygamberimiz de diyebilmeliyim.

Yargılamadan önce önyargılarınızdan arının..

Kaynak; yazar Ahmet Altan Ekşioğlu

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum