Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

DEMEM O Kİ ŞİMDİ O ABİYE NEOLDU

DEMEM O Kİ

ŞİMDİ O ABİYE NEOLDU

Saygıdeğer okurlarım;

Dün güldür güldür programını izlerken hani bir çocuk vardı ben hatırlamadım diyen olsa dahi ha işte o Mesut kahkaha atarak kısa kısa hikâyeleri peş peşe anlatırken pür dikkat dinleyenler sonunda hiç alakası olmayan bir şekilde hikâyeyi bitirince demem o ki şimdi o çocuğa ne oldu.

Diye hikâyeyi bitirip herkes ne olduğunu anlamadan kalıveriyorlar.

Tamda bu sırada benimde aklıma yaşadığım bir anım geldi

Hafızam beni yanıltmıyorsa 1964de çırak olarak başladığım Eczacı Sevinç Gültekin ALPKAYA ustamla (CANBABAM) yıl 1968 veya 1969 emekli olduğum Sevinç eczanesinde çalışıyorken.

Eczaneye ilaç firmalarının mümessilleri çok sıklıkla gelirlerdi bunlarla bir gün TURYAĞ Firmasında gıda toptancılarına ürünler satan Mustafa isminde bir abi vardı tanıştıktan sonra ara, ara Eczaneye uğrardı.

Düzgün Türkçesiyle hoş sohbetler eder çok şık giyinirdi Çankırı’ya geldiğinde Eczaneye uğramadan gitmezdi.

Bir gün bana dedi ki Necati kardeşim sana bir teklifim var ben bu gece Emniyet otelinde kalacağım yarın sabah büyük camide (Sultan Süleyman) sabah namazı kılacağım inşallah sabah senin şu saate bir yerde buluşalım namaza gidelim.

Sana Çankırı’da olup da senin bilmediğin bir olayı göstereceğim eminim sende çok beğeneceksin.

Tamam, abi dedim Büyük caminin karşısında eskiden Cumhuriyet Eczanesi olan yer Kahve olmuştu yanılmıyorsam yanığın kahvesi diyorlardı.

Ben bekârdım, henüz askere gitmemiştim, Karatekin Mah. Tahta köprü ege sok NO:4 de Kol makinası ile mahallenin terzisi Rahmetli Makin acı Nine lakaplı Babaannemlerde kalıyordum.

Yanığın kahvesinde şu saatte buluşalım diye Mustafa abiyle anlaştık.

Babaannem her gün namaza kalktığı için ona da sıkı sıkı tembih ettim birazda heyecan vardı masa saatini kurduk ve saat çalmadan kalktım abdest alıp konuştuğumuz saate kahvedeydik.

Simit çay faslından sonra ezan okunurken sabah namazını kılmaya gittik.

Orada saatçi Rahmetli Mehmet Erişen abi ve bir dolu tanıdık dükkân komşularıyla karşılaşmıştım namazdan sonra gel seninle çay boyunda biraz gezelim.

Sana orada bir şey göstereceğim dedi çay boyunda gezerken zaman içinde gün ışımıştı dızlar değirmenine yaklaşmıştık.

Son derece sessiz sakin ve tertemiz hava bir sabah vardı kısacası huzur doluydu Benim hiç dikkatimi çekmeyen çeşitli kuş sesleri hoş bir seran at yapıyorlardı gerçekten sabaha bir neşe huzur veriyorlardı.

Mustafa abi dedi ki Necati’m işte her sabah bu huzuru alıp işe gidersen çok isteyerek işinde çalışırsın mutlu olursun ben her gittiğim şehirlerde bunu yapıyor o günümü çok mutlu ve çok verimli geçiriyorum.

O güne kadar farkında olmadığım bir sabah yaşamıştım ve gerçekten harika bir gün geçirmiştim.

Yaşadığım Çankırı da harika güzelliklerin farkına varmıştım.

Şimdi gerçekten o abiye ne oldu ki? Diye düşünüyorum.

Yaşıyorsa Sağlıklı ömürler Ahrete göçtüyse Allah’tan Rahmetler diliyorum mekânı cennet olsun.

İşte değerli okurlarım gerçekten yaşadığım bu ve buna benzer olayları kolay kolay unutamıyorum, ama son 15,30 yılı çabuk unutuyorum.

Yaşayacaksanız belki alternatiflerini öngörüleriniz ile en akla yatkın olanlar da yoğunlaştırırsınız.

Yaşanmış, hayatınızın gerisin de kalmış ise ne keşke ne de belki demenin gereği de yoktur, sadece mazi ve hatıradır.

Şehrin kalabalık bir semtinde oturuyorsanız, sokaklar hep insanlarla dolu.

Sadece insan mı? Dükkânların kalabalığı, yollara yayılan tezgâhlar…

Yürürken sadece adımlarınızı duyarak yürüdüğünüzü… Günün diğer saatlerinde çok kalabalık olan caddeleri, araba gürültüsü, insan kalabalığı olmadan adımlarınızın özgürlüğüyle kat etmenin tadını çıkarmak için en iyi saat sabah erken saatlerdir.

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum