Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

DEDİKODU VE GIYBET

DEDİKODU VE GIYBET

Dedikodu ve gıybet genelde nüfusu az olan yerleşim yerlerinde daha çok olmaktadır,

Ben hep söylerim bu sıra dedikodu fabrikası 24 saat çalışıyor izin yok istirahat yok ne olur birazcık rölantiye alarak kişiler nefes alsınlar.

Hani hep derler aşağı pazarda şakadan da olsa bir şey söyle birkaç saat sonra evine gittiğinde o şakadan yapmış olduğun konu nasıldır nedendir bilinmez ve sana söylenir nerdeyse sende inanırsın.

“Bir kimsenin ayıbını arkasından söylemek veya aleyhine konuşmak” olarak da tanımlanan gıybet ya da dedikodunun sosyal bağları zayıflattığını ve iletişim kazalarına yol açtığını belirten psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, empatik gıybetin yani bir kişinin gıyabında olumlu konuşmanın ilişkileri güçlendirdiğine dikkat çekti.

İnsanın duygularını paylaşmaya, iletişim kurmaya ve sosyal bir dokunun parçası olmaya göre kodlandığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Konuşarak paylaşmak biyolojik doğamızın gereği.

Bu durumu iyi ya da kötü yönde kullanmak ayrı bir durum” demektedir.

Hiçbir toplumun beklentisine uymayan, temel özelliği başkasının hakkına saldırmak olan, sosyal normlardan birinin çiğnenmesi anlamına gelen, yıkıcı sonuçlara yol açan dedikodu davranışını da davranım bozuklukları içerisinde değerlendirmek yanlış olmaz.

Bir davranım bozukluğu olan dedikodu sözlüklerde çeşitli şekillerde tanımlanmaktadır: Türkçe ’de dedikodu, başkalarını çekiştirmek ve kınamak amacıyla yapılan konuşmadır.

Eğitim bilimleri dedikoduyu, özel konuşmalarda ağızdan ağza dolaşan kötü niyetli sözler; konusu çekiştirme ve kınama olan yüzeysel konuşmalar; çoğunlukla güvenilir olmayan haberleri

Yayma olarak tanımlar.

İletişim bilimde ise dedikodu, bir kimsenin Başkasına üçüncü bir kişi hakkında bir kazanç edinme amacıyla ileti göndermesi olarak ifade edilir.

Dedikodu, oldukça yaygın bir davranıştır. Herkes az ya da çok dedikodu yapmaktan kendisini alamaz.

Dedikodu, insanlık tarihinin başlangıcından itibaren iletişim sürecinin ayrılmaz bir unsuru olmuştur.

İnsan yaşamıyla iç içe bir hal alan dedikodu yaşamın her yerinde ve her anında karşımıza çıkabilmektedir.

Bu yüzden dedikodu hem sosyolojik hem de psikolojik bir

süreç olarak toplumları ve bireyleri ilgilendiren önemli bir meseledir.

Birçok insan dedikodu yapmaktan zevk alır ve onsuz yaşayamaz.

Dedikodu onların yaşamlarının bir parçası haline gelir.

Özellikle basit ruhlu insanların eğlencesidir dedikodu.

Azgın bireyciliğin ve rekabetçi uğraşların yaygın olduğu toplumlarda dedikodu ve söylentiler insanlara çok fazla zarar

Verir.

Kur’an, dedikodu alışkanlığının bir mü ‘minin kişilik özellikleri arasında yer alamayacağını açıklamıştır.

Bu alışkanlığı daha çok inkârcı kimselerin bir karakteri olarak göstermiştir.

Aslında bir söz vardır yanlış yapmamak adına dur-düşün-konuş önemlidir.

Bir bilim adamının söylediği ise gıybetten uzak durmak için gıybet etmeme becerisinin kazanılması “İster ailede ister toplumda olsun gıybet sorunlara yol açabilir.

Küçük bir söz ya da davranış büyük problemlere yol açabilir. Söylediğimiz sözlerin manevi bir kurşun gibi olduğunu unutmamak gerekir.

Doğru ve güzel bir şekilde konuşmazsak bunun sonuçlarını kötü bir şekilde yaşayabiliriz.

Onun için dur-düşün-konuş diyoruz. Bunu yapmadığımız an en çok sevdiğimiz kalpleri de kırabiliriz, aile içerisinde problemlere yol açabiliriz.

Yâran kültüründe çok güzel bir söz vardır; ‘Eline, beline diline sahip çık’ diye.

İnsanlar eline, beline ve diline sahip olabilse dedikodu yerine huzur mutluluk ve muhabbet oluşur.

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum