Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

ÇOCUKLUK GENÇLİK ORTA YAŞ VE İHTİYARLIK

ÇOCUKLUK GENÇLİK

ORTA YAŞ VE İHTİYARLIK

Gençlik bir milletin geleceğinin teminatıdır, gençliğe yapılan her yatırım geleceğe yapılmış gibidir.

Sağlıklı bir gençlik, sağlıklı bir neslin oluşmasında öneme sahiptir, bu nedenledir ki gençlerimizi anlayalım, onlara fırsat, imkan sunalım her şeyden önemlisi onlara güvenelim.

İnsanlar doğarlar, büyürler ve ölürler. İnsan yaşamı bu evreler üzerinde şekillenir.

Çocukluk, gençlik, orta yaş ve ihtiyarlık…

İşte bu dönemlerden belki de en güzel olanı gençlik dönemidir. Tabir yerinde ise kanımızın kıpır kıpır aktığı, başımızda biraz kavak yellerinin estiği, duygularımızı yoğun yaşadığımız yıllardır.

Gençlik bir milletin kurtarıcısıdır. Ne kadar sağlam, karakterli bir gençliğe sahipsek o derece ileriye güvenle bakabiliriz.

Tarih boyunca toplumları ayakta tutan en büyük güç olan genç kuşakların yetişmesine hassasiyet göstererek onlara önem veren ülkeler daima hedeflerine ulaşmışlardır.

İşte bu nedenle bizler, geleceğimizin teminatı, umudumuz ve tüm imkânlarımızla kendilerine destek verdiğimiz gençlerimizin, ecdat yadigârı olan bu vatanımızı en iyi biçimde koruyacaklarına, istiklal ve istikbalimize yarın da gururla sahip çıkacaklarına inanıyoruz.

Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk gençliğine duyduğu güveni her fırsatta dile getirmiş ve kurduğu cumhuriyeti Türk gençliğine emanet etmiştir.

Gençlik, bir milletin geleceğidir. Bugün bizlere düşen görev; Avrupa’nın en genç nüfuslu ülkesi olarak;

Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı, özgür düşünceli, cumhuriyeti ve demokrasiyi koruyan gençler yetiştirmek; bu sayede aziz vatanımızı medeniyetin beşiği haline getirmektir.

Milletimiz, Cumhuriyetin şanlı geçmişini bilerek onu koruyacak ve aydınlık geleceğine sımsıkı sarılacaktır.

Dâhili ve harici bedhahlara, gerici, bölücü ve yıkıcı tehlikelere karşı Atatürk Cumhuriyeti’ni büyük bir azim ve kararlılıkla korumaya devam edecektir.

Gençlik dışarıda, her biri sömürü tuzağı olan kafelerde, sokaklar tehlike; uyuşturucu kullanıcısı var, torbacısı var, soyguncusu var, tacizcisi var, bu kadar tehlikeli yollardan geçiyor gençlik, umurunda

mı kimsenin? Kim bilir sokakta yatmaktansa eve mi gidiliyor, aile yuvasının işlevi sadece bu mu? Bunları da bilmiyoruz.

Maalesef yapılan araştırmalar gençliğimizin içine sürüklendiği sosyal buhranı acı bir tablo olarak ortaya koymaktadır.

Bu vahim tablo “Önce ahlak ve maneviyat” çerçevesinde çözüme kavuşturulmalıdır.

Gençlerimizi ideolojik kamplaşmalara değil birlik ve beraberliğe teşvik edecek adımlar atalım.

Başta işsizlik olmak üzere gençlerimizin sorunlarının çözümü için projelerimizi ortaya koyalım.

Bu hem tarihimize karşı bir sorumluluk, hem de omuzlarımıza yüklenmiş bir vebaldir.

Hoşça kalın, dostça kalın ama gönül kapılarınızı asla kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum