Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

CEP TELEFONLARI

CEP TELEFONLARI

Tabii akıllı telefonlarımıza aşkla bağlı olmamızın önemli sebepleri var. Böylesine küçük bir aletin birçok ihtiyacımızı karşılayabilecek yararlı fonksiyonlara sahip başka bir versiyonu düşünülemez.

Fakat bize çok büyük kolaylık ve çeşitlilik vaat eden bu telefonlar aynı zamanda endişeyi de beraberinde getiriyor.

Onlardaki bu olağandışı kullanışlılık, dikkatimiz, düşüncemiz ve davranışlarımız üzerindeki geniş etkiyi tek bir ele tutsak etmiş oluyor. Peki algımız ve zihnimiz üzerinde böylesine baskın bir cihaza bizi yönetmesine izin verdiğimiz zaman beynimizde neler oluyor?

Bu sorunun cevabını araştırmaya başlayan bilim insanları, büyüleyici ve bir o kadar da rahatsız edici sonuçlarla karşılaşmışlar. Araştırmaya göre, beyin teknolojiye bağımlı hale geldikçe akıl güçsüzleşiyor.

Akıllı telefonlar gelişen kişisel teknolojinin eşsiz örneklerinden biri. Bu aletleri gün boyu yanımızdan ayırmıyor ve sayısız şey için kullanıyoruz.

Onlarla uygulamalar indiriyor, mesajlarımızı kontrol ediyor ve alarmlar kurup uyarılarını dinliyoruz.

Aşırı telefon kullanmak ve sık mesaj yazmak omuz, boyun ve baş ağrılarına sebep oluyor.

Telefona bakmak için öne eğildiğinizde başınızın ağırlığı omurganıza yük yaparak duruş bozukluğuna ve ağrılara sebep oluyor.

Genel bir öngörüye göre erken yaşta cep telefonu ve radyasyon yayan cihazlara maruz kalan çocuklar üzerinde zekâ gelişiminin daha az olduğu iddia ediliyor.

12 yaşından itibaren gelişimin başlaması ve 21 yaşına kadar sürmesini göz alan uzmanlar bu yaş aralığında cep telefonu kullanılmamasını öneriyor.

Bizim kültürümüzde kırk yaşına kadar “genç”, kırk yaşından sonra “ihtiyar” kabul edilir bir insan. Kırk yaşı kemâl yaşıdır denilir. İhtiyar kelimesinin yerine yaşlı diyemeyiz.

Zira ihtiyar kemâliyetin bir ifadesi olarak, isabetli/hikmetli seçim yapabilmeyi ifade eder.

Efendimiz (s.a.v) bize ihtiyarların en şerlisinin gençlere benzeyenlerin olduğunu haber ediyor

Evet, “görülür” dedik amma, bugün durum nasıl? Şimdi şöyle; yaygın bir cep telefonu kullanımı salgını var.

Her anımıza hükmeden, olmadığı zaman bizi rahatsız eden (cep telefonum olmadığında kendimi çıplak hissediyorum demişti bir arkadaş), insani ilişkileri yok eden bir salgından bahsediyoruz.

Pek çok yönden etkiliyor bizi. “Gençlerde daha çok gözüküyor” bu diye bir hüküm versem yanlış olur, yaşlılarımız da böyle olmaya başladı.

Büyüklerimiz başlarını telefondan kaldırıp kelam etmiyorlar. Her anlarını sosyal medya ağlarından paylaşıyorlar.

Geçenlerde yine bir büyük insan, cenazesini paylaştı, çok fazla beğeni aldı mesela. Konuşmaları incelemeye alırsak, yani “bir Müslüman nasıl böyle konuşur” diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

Koca koca insanlar, üstü açılmamış sözler kullanmaktan çekinmiyorlar.

Lütfen biraz duyarlı olalım derken, Hoşça kalın Dostça kalın ama gönül kapılarınızı asla kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

PAYLAŞ

Yorumlarınızı Bekliyorum