Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

ÇANKIRI ANILARINDAN HATIRIMDA KALANLAR

ÇANKIRI ANILARINDAN HATIRIMDA KALANLAR

1960 lı yılların başı idi Ben Necati ÜLKER Rahmetli Mustafa abimin kunduracı kalfası olarak çalıştığı orta pazar dikiciler arastası ve cingan arastası demirciler arastasının kesiştiği noktanın yanındaki dükkân ise kabasakalların hazır ayakkabı ve lastik satışı ile iştigal eden iki kardeştiler isimlerini hatırlayamadım.

Karşısında rahmetli Berber Hüsnü abi ve Kunduracı Rahmetli Topal İsmail abinin dükkânı vardı, Muhlis kuşçu kunduracı dükkânına beni de çırak olarak aldılar yine tam karşı köşede Rahmetli kaderlerin İsmail amca vardı tabak dükkânı.

Muhlis ustamın üç oğlu bir kızı vardı Yanlış hatırımda kalmadıysa Oğulları Rahmetli Celal, Osman, Abiler erken sayılacak yaşlarda vefat ettiler sanırım Osman abi Ankara’dan Çankırı’ya giderken trafik kazasında vefat etti.

Bildiğim kadar Mehmet Fatma yaşıyorlar onlara da sağlıklı ömürler dilerim.

Yine hatırladığım kadarıyla dükkânların hepsi arı gibi çalışırdı ve esnaflar arasında harika bir dayanışma yardımlaşma saygı sevgi Güleryüz tatlı dil hâkimdi, yani insanlar mutluydular.

Ben böyle hissediyordum, Geceleri bile kunduracılar berberler terziler terzi deyince aynı sokakta Rahmetli terzi Sabri abi vardı.

Ben Rahmetli Dilaver Toprak dayımın Emirgan kıraathanesinde dükkandan çıkınca askıda çalışır ek iş yapardım dışarıya çay kahve ve halden yafa portakal alır adet olarak satardım satamadığımı eve götürürdüm

Yine 1960 lı yıllarda cıngan arasından yukarı çıkarken tam karşıya yeni fırın açılmıştı bir ekmek hiç unutmam 960 gramdı ve 60 kuruştu.

Fırından ekmek çıktığı zaman arastayı şahane bir koku sarardı mis gibi ekmek kokardı ustam veya kalfalarım bana çeyrek ekmek aldırırlardı 15 kuruşa yavan bile iştahla yenirdi hatta o zamanlar Bazılarına vay ayı vay bir oturuşta bir okkalığı yedi derlerdi.

Muhlis ustam otobüsle hacca gitmişti gelecekleri zaman Celal ustam bir kurban almış dükkânın önüne bağlamıştı.

Bana dedi ki lan Karaoğlan bu kurbanı bizim bahçeye götürür müsün götürürüm dedim, ben o zamanlar on, on iki yaşlarındayım 1950 doğumluyum bahçe ise deve yolunun altıda idi bana fırından çeyrek ekmek aldırdılar ben ekmeği az az vererek kurbanı Devlet hastanesinin oraya kadar kan ter içinde götürdüm ama ekmek biti koyun inat etti gelmiyor Ağaçtan bir parça kırayım yedirerek biraz daha giderim diye düşündüm dalın birini yakaladım bütün gücümle

çekince koca dal kırıldı korktum bazı insanlar bana kızdılar ama yapacak bir şey yoktu Ben dükkândan iki buçuk lira haftalık alıyordum haftalığımı iki buçuk lirayı kâğıt para olarak yeni almıştım cebimde idi velhasıl bahçeye epeyce bir eziyet sonunda vardım beni celal abinin eşi Fatma yenge ve Osman abinin eşi Nazlı yengem karşıladı beni öyle perişan görünce bir şeyler ikram ettiler elimi yüzümü yıkayıp dükkâna geri dönerken elim cebimdeydi.

Cebimde yuvarlak bir şey hissettim, o sıcakta o çile çekilirken cebimdeki kâğıt iki buçuk liramı nasıl olduğunu anlamadım lime, lime yırtmışım, yani bir haftalığım boşa gitti.

Bunu, ilerleyen zaman içinde anladım ki o yeşil ağacı kırdım ’ya ALLAH Bunun karşılığını aldı diye düşündüm, o gün bu gündür asla bir yeşile zarar vermedim vermemde o bana ders oldu.

Bir gün Hacı Muhlis ustam akşam dükkânı kapatacağımız zaman benimde kafama yatmayan ustama bak para kazanacak sayması zor olur diyor? Ara, ara söylediği şu sözü söyledi Çocuklar haydi dışardaki malları içeri alın şimdi bozuk para müşterisi gelir sayması zor olur ben de ustaya yağ çekmek mi dersiniz yalakalık’mı dersiniz bilemem hemen ustama ustam müşteri gelsin bozuk para versin saymaya ben yardımcı olurum deyince; hacı Babayı aldı bir gülme gülmekten konuşamıyor sonunda dedi ki bak oğlum onu demek istemedim şimdi uygunsuz biri gelir ya borç ister ya veresiye ister versek bir türlü vermesek bir türlü gece kafamıza sekte verir yani huzurlu bir şekilde dükkânımızı kapatıp evimize gidelim.

Bunları bu gün niye yazdım Sincan Çankırılılar dernek başkanıyım Üyelerimizle Çankırı’ya iki otobüs kültür turu düzenledik gurupça çivitci oğlu medresesinden aşağı inerken arastalardan geçerken o anılarım aklıma düştü bunları yazarak sizlerle paylaşmak istedim umarım beğenmişsinizdir.

Ama Çankırı meyve sebze halinin bakırcılar demirciler dikiciler tabakları da içine alan çarşıların ve cingan arastasının mühlüz tepesinin o benim çocukluğumda ki coşkulu cıvıl cıvıl insanlarla dolu olan dükkânların önünde küçük taburelerde oturarak komşular birbirlerine şakalar yapar çay kahve içerler koyu sohbetlere girerlerdi.

Herkes herkesle kucaklaşır selamlaşırdı şimdi gördüm ki o görüntülerden eser yok, bu görüntüler beni üç beş gün etkiledi çok mutsuz oldum çok üzüldüm işte böyle hatırda kalanlarla yetiniyoruz.

Bu arastalarda çok fazla anılarım oldu aklıma geldikçe yazayım istiyorum, Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum