Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

BU KOKU BAŞKA KOKU

BU KOKU BAŞKA KOKU

İnsan yaşamında kokunun önemi sanıldığından daha fazladır. Koku alabilmek kişiye kendini iyi hissettirmenin yanı sıra zehirli gazlardan uzak durarak hayat kurtarabildiği gibi bozulmuş gıdalardan zehirlenmeyi de önlemektedir.

Çiçeklerin, sabun, deterjan, çamaşır, tıraş losyonu, şampuan gibi ürünlerin hatta ev, ofis gibi mekânların güzel, ferah kokması aranan bir özelliktir.

Bu sayede parfüm endüstrisi dünya çapında çok büyük rakamların döndüğü dev bir sektördür.

Peki güzel kokmayı, koklamayı yani koku alma duyumuzu bu kadar özel ve önemli kılan nedir?

Etiler Memorial Tıp Merkezi Kulak Burun Boğaz Bölümü uzmanları, “Koku almanın önemi ve koku kayıplarının kayıpları” hakkında bilgi verdi.

İnsanların koku alma duyusu düşünüldüğünden daha işlevsel özelliktedir.

Hoş bir koku aldığımızda farklı bir hazla kokunun kaynağına yönelebiliriz.

Bazen aldığımız koku bizi çocukluğumuza götürür ve bir an için zamanda yolculuk yapmış gibi hissederiz.

Bu durum koku duyumuzun, duygularımız ve de özellikle hafızamız ile bir şekilde ilişkili olması ile açıklanabilir. Ayrıca yemeklerden aldığımız tadın pekişmesini sağlaması da, kokunun önemli bir özelliğidir.

Bunların dışında, koku alabilmenin kişiyi koruyucu etkileri de vardır. Koku almak, sürekli olarak soluduğumuz havanın kalitesine göre duman ve zehirli gazlardan uzak durmamızı sağladığı gibi; örneğin yanık kokusunu alarak bir yangından veya ekşi kokusuyla bozuk bir gıdadan sakınmamızı da sağlar.

Sosyal yaşantımızda ise banyo yapıp yapmamamız insanın içine ferahlık veren kokudur.

Hele birde çimlenmiş bir toprağın kokusuysa bu değmeyin keyfinize.

Yaşadığımız bölgede hasret kaldığımız toprağa karışan yağmur sonrasında doğaya dağılan toprak kokusu beni oldum olası etkiler içime bir ferahlık dolar mutlulukla sokaklarda sevdiklerimle dolaşmak isterim.

Güzelliği mutlulukla karşıladığımız gibi, yağmurun etkileri bünyeden bünyeye farklılık gösteriyor.

Kimini mutlu, kimini hüzünlü kılarken yağmur, bazısına romantik, bazısınaysa işkence gibi geliyor. Ama herkesin ortak tattığı bir duygu var yağmurla ilgili…

O da yağmur sonrası duyulan koku, toprak kokusu.

Yağmurdan sonra duyulan toprak kokusu insanları o kadar büyülemiştir ki, adına “petrikor” (petrichor) denmektedir.

Birçok terimde olduğu gibi kökenini Yunanca’dan alan bu kelime, “petra” (taş) ve “ichor” (Yunan mitolojisinde tanrıların damarlarında akan sıvı) sözcüklerinin birleşmesinden oluşur.

Peki gerçekten toprak kokusu mu bu duyduğumuz, baharla, temizlikle özdeşleştirdiğimiz; yoksa işin içinde bir iş mi var?

Güzel bir yağıştan sonra açık havada dolaşırken aldığımız o koku aslında mis gibi toprak kokusu değil, bir bakterinin kokusu! Daha doğrusu bir bakteriye ait sporların kokusu.

Evet! Yanlış duymadınız, yağmur sonrası duyulan, şiirlere konu olan bu koku tek hücreli bir canlının kokusu. Artık kulağa o kadar da romantik gelmiyor değil mi?

Mantarlara benzeyen özelliklere de sahip olan aktinobakter ailesinden bir grup bakteri, nemli ve ılık ortamı bulduğu toprakta mutlu mesut çoğalıyor.

Ancak toprak kuruduğunda bu bakteriler sporlar üreterek, daha sonra kendisini çoğaltmak üzere depoluyor.

İşte bu sporların üzerine yağan yağmur durduktan sonra buharlaşırken, aerosol işlevi görerek bakteri sporlarını havaya kaldırıyor ve bizim burunlarımıza kadar taşıyor.

Bizler de yağmur sonrası toprak kokusu almak için derin derin nefes alırken, aslında toprak veya ağaç kokusunu ya da çimen kokusunu değil, aktinobakterlerin sporlarını akciğerlerimize çekiyoruz! Neyse ki sağlıklı bağışıklık sistemlerimiz sayesinde hasta olmuyoruz.

İster adına petrikor denilsin, isterse bilimsel adı ile burnumuzun ultra hassas olduğu geosmin molekülü akla gelsin, bence yağmur sonrası duyduğumuz koku hala toprak kokusudur.

Yine de çok derin nefes almamaya dikkat etmek lazım gelebilir…

Bir daha yağmurda ve sonrasında sevgilinizle romantik bir yürüyüş yaptığınızda, ona bakteriyel sporlardan bahsetmeyi unutmayın

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum