Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

BİZİ BİZ YAPAN DEĞERLERİMİZ DEĞİŞİYOR

BİZİ BİZ YAPAN DEĞERLERİMİZ DEĞİŞİYOR

Zaman hızla akıp gidiyor, her şey, biz fark etmeden değişiyor. Zaman içinde yaşanan bu değişimlerin en iç sızlatanı da bir dönem yürüdüğümüz yolların, geçtiğimiz sokakların eski dokusunu kaybederek tamamen farklı bir hal alması oluyor.

Değişim hayatın karşı konulamaz kuralıdır. Doğa – içinde barındırdığı milyonlarca tür canlıyla birlikte- her an, durmaksızın değişir., Doğadaki canlıların hepsi varlıklarını değişebilme yeteneklerine borçludur diyen uzmanlar,

Değişime direnen canlılar elenir; uyum gösterenler soylarını devam ettirir, Doğanın kanunu böyledir.

Toplumsal değişim de doğa kanunlarına benzer. Biz istesek de istemesek de içinde bulunduğumuz çevre, koşullar, ilişkilerimiz, konumumuz…

Kentleşme ve sanayileşme ile artan nüfus yoğunluğu, kamusal açık alanlara da yeni bir tanım getirmeyi gerektirmektedir.

Modernizemin geleneksel kent merkezlerini de içine almasıyla; hayatın her alanında yaşanan hızlı değişimler, kamusal yaşamın öneminin azalmasına neden olmuştur.

İletişim, ulaşım teknolojisi ve yeni ekonomik sistemlerin kentsel mekân örgütlenmesinde yarattığı değişimler, kamusal dış mekânları da bir dönüşüme sürüklemiştir.

“Bizi biz yapan değerlerimiz” diye başlayan onlarca cümle kuruyoruz her gün.

Bazen sosyal medyada, bazen gerçek hayatta gördüğümüz aksaklıklar, ya da işimize gelmeyen hadiseleri gördükçe, benliğimizden ne kadar uzaklaştığımızı görüyor ve bu kelimelerle ifade etmeye çalışıyoruz.

İnsanların değiştiğinden midir, yoksa hayat mı hızlı akıyor bilmiyorum ama gerçekten şöyle alıcı gözle bakıldığında biz artık eski biz değilmişiz gibi geliyor.

Bir defa artık akşamları birbirimize oturmaya gidip gelmiyoruz. Bunun yerine sosyal medyada iki beğeni, bir yorum yaptık mı; sosyalliğin dibine vurduğumuzu düşünüyoruz.

Sonra görüntülü konuşma diye bir olay var. Aslında yerine ve zamanına göre çok güzel ve oldukça yararlı bir icat ha, aman yanlış anlaşılmasın; karşı falan değiliz.

Bizim dikkat çekmek istediğimiz tarafı; gerçek ilişkilerin yerini almaya başlaması.

Nasıl olsa görüntülü konuşuyoruz diye ailesini ziyarete gitmeyen evlatlar, bu nedenden dolayı torununu ancak ayda yılda bir gören dedeler nineler görmüyor muyuz etrafımızda sıklıkla?

“Buralar eskiden böyle miydi azizim? Sokağa çıkmaya korkar olduk.” Bu cümlede de her gün karşılaştığımız duygusal geçişlerden pasajlar görüyoruz sevgili dostlar. Gerçekten de, sokakların hallerini gördükçe, eşimizle, ailemizle yürüyemediğimiz yerlerin olması, bizi git gide sosyallikten uzaklaştırır hale gelmeye başlamadı mı?

“Bu gençlerin de büyüklere hiç saygısı kalmamış canım.”

Buyur buradan yak. Ama vallahi de haklılar, billahi de bu cümleyi kuranlar. Gerçekten ne küçük küçüklüğünü bilir olmuş, ne de büyükler şöyle ağız tadıyla büyüklüklerini yaşayabiliyor.

Şimdi de küçükler küçüklüklerini bilmez oldular, evde bile büyükler küçüklere hizmet eder oldu.

Yani şimdiki orta yaş grubu insanlar; küçükken de hizmet eden taraftaydı, şimdi de.

Biz yine de, yaşanan tüm değişimlere ölçülü bir şekilde ayak uydurmanın ve hayatımızı globalleşen dünyanın şartlarına uygun hale getirmenin yollarını arayalım.

Ancak, öz değerlerimizden ve toplumsal özelliklerimizden taviz vermeden.

Ölçüsü dâhilinde ve dozunu iyi ayarlayarak, yoksa ya bu değişim girdabında kaybolur gideriz, ya da fazla ayak diremekten bir gün yorgun düşer, değişimin gerisinde kalmış bir hal alırız.

Allah ülkemizi ve milletimizi kendi öz değerlerini kaybetmekten korusun. Bizi biz yapan değerlerimizle, öz benliğimizi koruyarak; değişimi yaşamak en güzeli olsa gerek.

Hoşça kalın Dostça kalın ama gönül kapılarınızı asla kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum