Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

BEDEN TEMİZLİĞİ RUH TEMİZLİĞİ

BEDEN TEMİZLİĞİ RUH TEMİZLİĞİ

Çağ değişiyor evet. Ah o eski zamanlar olmak da gereksiz boşuna bir geçmişe tutukluluk. Ancak zaman geçerken ve her şey değişirken, bizden değerlerimizi de arkamızda bırakmamızı mı talep ediyor? Oysaki insan yeryüzünde yaşamaya başlayalı beri ona derin mutluluk veren, insan kılan, sağlıklı ve dengede tutan unsurlar aynı.

Ve bu sırlar, adı üstünde sır, bilmeyene. Her bir kişi tarafından kendi adına keşif ve anlam yükleme çabası, yaşantısı gerektirdiği için

Evlerimizde ya da iş yerlerimizde günlük temizlikleri zamanında yapmadığımızda biriken, kalıcı hale gelen kirleri çıkarabilmek için normal temizlik maddelerini değil de daha etkili olan, kökünden temizleyen tuz ruhunu kullanırız.

Bunun nedeni nedir? Elbette biriken kirleri zamanında temizleseydik tuz ruhunu kullanmaya gerek kalamayacaktı.

Yani bunun için titiz olmak ve her şeyi zamanında yapmak lazımdı. İşte insan ruhu da böyledir, işte insanın kalbi de böyledir.

Kirlenen ruhumuzu zamanında temizlemezsek, orada biriken kirler zamanla kalıcı hale gelir ve izler bırakır.

Kalbimizi siyahlaştırıp karartır. Bunun önüne geçmek için şuurlu olmak lazım. Şuurlu olan insan nasıl ki evini, elbiselerini, etrafını zamanında temizliyorsa, bir yanlış yaptığında, bir kötülük yaptığında hemen ruhunu temizlemek için de tövbe eder.

Bunu sonraya bırakmaz. Bu temizliği ertelerse bilir ki onu temizlemek için daha kuvvetli şeyler kullanmak lazım. Tuz ruhu kadar etkili bir şeyler kullanmak lazım.

Tuz ruhuyla denk bir etkiye sahip ruh temizleyici bir şey var mı? Bu bazen tövbe olabilir, bazen bedel ödemek olabilir. Bazen ibadetlere daha sıkı sarılmak olabilir. Bazen kefaret olabilir vs.

Ama şunu kesin olarak biliniyor ki; insan ruhu ya da kalbi de bazı eylem ve söylemleri sonucunda kirleniyor. Bunların da temizlenmeye ihtiyacı vardır.

Dağınık bir çokluk bulandırır insanın zihnini . Ancak birbirini gerektiriyor gibi görünse de işin aslı, insanın hayatındaki her türlü hedef saptıran dağınıklık zihnindekinin yansıması.

Bu kalabalık ve dağınıklığın en baş sebeplerinden biri dedikodu. Bir dost toplantısından, okuduğumuz gazeteye, evimizin başköşesine yerleşmiş ekrana kadar hemen her yer de karşımıza çıkan kişiyi ilgilendirmeyen başkaları hakkında bilgiler. Kim ne yapmış, ne demiş, ne yemiş. Kiminle gezmiş, kimi sevmiş...

 

Nasrettin hocanın o çok bilinen fıkrasındaki gibi olmalı dışardan gelen diğer insanlar ile alakalı, bizi ilgilendirmeyen haber ve bilgilere tepkimiz.

Hani haber vermiş biri. Hocam demiş. Koca bir tepsi baklava tepsisi elinde birisi gidiyor şu tarafa. Hoca merhum gülmüş.

Bana ne diyerek omuz silkip devam etmiş yoluna. Ardından koşmuş diğeri.

Ama demiş sizin eve doğru gidiyor. Ee demiş hoca. O zaman sana ne.

Bunun yanında Zihnin işleyiş tarzını hüsn-ü zan üzerine kurmak da güzel bakıp, güzel gördürmeyi, korkuları ,endişeleri, çirkinlikleri ayıklamayı kolaylaştırır.

Kulak tıkadığında olumsuz ve çirkin seslerin tümüne ,yer açılır hedefe doğru yeni bağlantılar oluşur zihinde. Ancak peygamberimizin buyurduğu gibi,

“Dikkat ediniz vücutta bir et parçası vardır, o iyi olunca vücudun tamamı iyi olur; o fasit olunca diğerleri de fasit olur”

Her bir güzel olan şeye güzellik gönülden gelir. der Mevlana da. Gönül süslenip bezenmeli. Ayıklayıp, elemeye gönülden başlamak gerek ilk önce.

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum