Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

BAŞARININ POSTA ADRESİ

BAŞARININ POSTA ADRESİ

Sevgi var, sevileni anlamayı kolaylaştırır. Sevgi var, sevileni anlamayı zorlaştırır, hatta imkânsız kılar.

Birincisi bedeli ödenmiş sevgidir, ikincisi ise bedeli ödenmemiş, hakkı verilmemiş sevgi.

Sevileni anlamayı kolaylaştıran sevgi tanıdıkça artan sevgidir. Bu birbirini tetikler: Sevdikçe tanır, tanıdıkça sever insan.

Öyle çok doldurulduk ki hep mutlu olmamız gerektiğine dair… Ufak bir sıkıntı anıyla baş etmekte zorlandık. Çaresiz hissettik, isyan ettik. Reddettik, görmezden gelmek için elimizden ne geliyorsa yaptık. Birçoğumuz hala yapıyoruz da.

Neden ki? Tamam, mutluluk, neşe güzel de acıyı görmezden gelme eğilimimiz neden bu kadar kuvvetli? Acı da insan olmanın bir parçası değil mi aslında? Onu da mutluluğumuz kadar sahiplenmemiz gerekmiyor mu? O da bize ait değil mi?

Çocuklar genelde neden olmayacak şeyler yaparak sizi şaşırtırlar? Söyleyeyim ben: genelde ilginizi çekmek için. Görülmek için. Hepimizin ihtiyacı olan “görülmek” için aslında.

Acı da aynısını yapıyor bize. Mutluluğu heyecanla karşılarken, onu dışlamamızı kıskanıyordur belki de. Bunu şimdi ben de sesli ilk defa düşündüm bu şekilde. Pek mantıksız da gelmedi bana, ne dersiniz?

Başarının posta adresini biliyor musunuz? Ahmet Durul’dan bilgelik dolu cümleler…


Alıntı yaparak sizlerle paylaşayım istedim!..

“Hayatı nasıl yaşamalı?” Hemen not alınız: “Başarının adresi:

Çok Çalışanlar Mahallesi, Denemeler Caddesi, Hatalar Sokak, Vazgeçme Geçidi, Başarısızlıklar Çıkmazı, On binler Kere Sitesi, Zafer Apartmanı. 10 numara.” Gördüğünüz gibi, başarıya giden yol, başarısızlıklarla döşenmiş bir yol. Hata yapmaktan korkan yola çıkmasın. Hayat akıp gidiyor; bu hızlı değişim dünyasında, yerinde durabilmek için bile koşmak gerekiyor.

Şimdi bakın, bir genç otuz yaşına geldiğinde yaklaşık 10 bin gün yaşamış olacak. İşte burada kendisine acımasız bir soru sorması gerekiyor: “Acaba ben 10 bin gün mü yaşadım, yoksa bir günü 10 bin defa mı yaşadım?”

Hayatımızda risk almaz, kendimizi zorlamazsak, sıkıcı bir hayata mahkum oluruz. Bunu önlemek için her günü bir evvelkinden farklı yapacak şeyler düşünmeli ve uygulamalıyız.

Herkes tarafından sevilme ihtiyacından vazgeç. Ne yaparsan yap bazı insanların senin hakkında olumsuz düşünebileceği gerçeğini kabul et. Başkalarının ne düşündüğünü umursamamak önemli çünkü herkesi memnun edemezsin. Sen yakınlarını hayal kırıklığına uğratmak istemiyorsan, onlar da senin mutluluğunu istemeli.

Yalnızca başka insanların kim olman gerektiğiyle ilgili fikirlerini uygulamak için var olmaya devam ettiğin sürece gerçekten kim olduğunu asla bilemeyeceksin. Bu düşünceyi Raymond Hull çok güzel özetler: "Herkese uymaya çalışan, sonunda kendini tüketir."

Bu insanlarla arana biraz mesafe koy ve onlara anlayış göster; zamanla yelkenleri suya indirebilirler.

Öyle olmazsa da kendi hallerine bırak. Kendin olmak için onlara ihtiyacın yok.

Rabbim ona layık olmayı, onu sevmeyi, anlamayı ve yaşamayı her kula nasip etsin!

Hoşça kalın Dostça kalın ama gönül kapınızı asla kapatmayın

Bunu paylaşmak istersen

PAYLAŞ

Yorumlarınızı Bekliyorum