Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

BAŞAR VE HAYATINI DOLU DOLU YAŞA

BAŞAR VE HAYATINI DOLU DOLU YAŞA

Sorun yalnızlık değil sorun sensin, hayatında birinin olması ya da olmaması hiç önemli değil.

İnsanlara değil hayallerine sarıl ve onları gerçekleştir, bunun için kimseye ihtiyacın yok, sen kendi kendine yetebilirsin.

Şöyle düşünün "bir sis perdesi içinde yaşayan bedenler nasıl ki göremezlerse az ilersin de olan biteni, biz de o durumdayız işte...

Kiminin uyanmak istediği, kimininse uyanmaktan korktuğu bir rüyayı öyle benimsemişiz ki, hayat demişiz adına...

Cehennemi burada yaşadığımızı fark edememişiz. Kararlarımız kara bağlamış, beyaza çıkamamışız...

Beyazlar rüyalarda kalmış, biz, bakakalmışız ardından. Aynada ki "biz" e isyan etmeyi unutmuşuz.

O kadar inanmışız ki bize öğretilenlerin doğru olduğuna, kendi doğrularımızı korkmuşuz söylemeye.

Utanmışız aynada gördüğümüz yüzle yüzleşmeye... yüz bulamamışız içimizdeki "biz" e merhaba demeye. yaşamak, öğretilmiş bize, nasıl yaşayacağımız sorulmamış...

Doğru ve yanlış öyle bir bastırılmış ki ruhumuzun derinlerine, yanlışların doğru, doğruların yanlış olduğunu düşündüğümüzde bile nefes alamamış düşünceler, bize öğretilen ruhun altında. Kendimizi cezalandırmak, bizi cezalandırmalarından daha az acı verir olmuş.

oysa bilinmez mi ki; en büyük ceza, kişinin kendine verdiği yük ve yaptığı baskıdır...

Öyle korkmuşuz ki içimizdeki "ben" in doğrularını söylemekten, tüm öğretilenler doğru sayılmış yaşamak adına...

Artık tüm cesaretimizi toplayıp, tüm korkularımızı yenip, bu rüyadan uyanmanın ve "hayır!" diye haykırmanın zamanıdır.

Ne korkularımız engel olabilir varlığımızı, tüm öz benliğimizle hayata sunmaya, ne de engin gücünü yıllarca omuzlarımızda hissettiğimiz önü sisli, arkası boş ayna...

Artık aynadaki yüzüm ile yüzleşmeye de cesaretim var, doğru bildiklerimin, öğretilenlerle çatıştığı noktada sesimi yükseltmeye de... sarsılın... Uyanın o derin kasvetli uykudan...

Bize öğretilen bir yaşamdan, tüm anları dolu dolu hissedilen bir yaşama uyanın... Yüreğiniz ve siz, en doğru ve en gerçeksiniz..."

Şu da bir gerçek ki; Çok büyük acılar çekip normal bir insanın üstesinden gelemeyeceği badireler atlatan karakterin yolun sonuna

gelip o çok büyük aydınlanmayı yaşayıp, bir motosiklete veya üstü açık bir arabaya binip deniz kenarından ilerlerken rüzgârın saçlarını yaladığı, aslında ''hayat ciddiye alınmayacak kadar kısa ve yaşanmaya değecek kadar huzur verir, hiç bir zaman umudunuzu kaybetmeyin''

Hayatımıza birçok insan giriyor, kimi kalp kırıklıklarıyla yanımızdan ayrılıyor kimi hayatımızda yerini sağlamlaştırarak bizimle yürümeye devam ediyor. Geçmişte sizi üzen veya sizin üzdüğünüz, birlikte konuşulmamış konular bıraktığınız kişileri düşünün.

Sizden çok uzaklarda değillerse onlarla konuşarak, söylenmemiş sözleri söyleyerek, onları affederek veya onlardan af dileyerek sırtınızdaki yüklerden kurtulabilirsiniz.

Bunu yaptıktan sonra emin olun, hayat sizin için daha aydınlık bir hal almaya başlayacak.

İnsanlara sevdiğinizi söylemekle kalmayın, sevdiğinizi hissettirin.

Bakışlarınız, hareketleriniz, sözleriniz onlara verdiğiniz değeri gizlemesin.

Göz temasından korkmayın. Sarılmayı ve öpmeyi daha çok hayatınıza yerleştirin.

Bütün bunların sonucunda mutlu ve daha az keşke ye sahip bir hayatın anahtarına ulaşmanız mümkün!

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum