Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

BARIŞIN SİMGESİ GÜVERCİNLER

BARIŞIN SİMGESİ GÜVERCİNLER

Genellikle hayvanlar kendilerini ölüme yakın hissettiklerinde ölümü beklemek için bir yerlere gizlenirler.

Bu, bir ağaç kovuğu, kayaların arası veya saklanabilecekleri herhangi bir yer olabilir. Buradaki içgüdü, hayvanın kendisini güçsüz hissetmesi nedeniyle bir düşmanla karşılaştığında karşı koyamamak ve kaçamamak korkusudur.

Şehir hayatının bir parçası haline gelen serçe, güvercin, karga gibi kuşlar da etrafta çok miktarda bulunmasına rağmen bunların ölülerine aynı nedenle hiç rastlayamazsınız.

Saklandıkları yerlerde öldükten sonra da vücutları bir şekilde ya bir başka hayvan ya da böcekler tarafından yenilerek yok edilir veya kendi kendilerine çürüyerek toprağa karışırlar.

Sokaklarda, meydanlarda insanlardan hiç çekinmeden dolaşan güvercinler bazen balkonlarımıza bile konarlar.

Hiç dikkat ettiniz mi? Bütün bu güvercinlerin boyutları üç aşağı beş yukarı aynıdır, Öbür hayvanlar gibi yanlarında yavruları, minik güvercinler yoktur.

Bunun nedeni güvercinlerin yuva kurdukları yerlerdir. Onlar yeterince emniyetli görmedikleri ağaçlara yuva yapmazlar. Güvercinlerin ana yurdu Kuzey Afrika'dır.

Buralarda yuvalarını kayalıkların üst noktalarına kuruyorlardı. Bu sayede aşağıdan gelecek düşmanlarını görebiliyorlardı.

Sonradan başka bölgelere göç eden güvercinler bu içgüdüsel alışkanlıklarını buralarda da sürdürdüler.

Yuvalarını yüksek binaların pencere, çatı gibi yüksek yerlerine kurdular. Yavrularını gelişene kadar buralarda büyüttüler.

Zaten güvercin yavruları çok hızlı büyürler. Kısa bir süre içinde vücutları tüy ve teleklerle örtülür, birinci ay sonunda uçarak anne ve babalarını izlerler.

Yani yavrular uçabilecek hale gelince boyut olarak büyüklerinden farkları kalmaz.

Güvercinlerin özellikle yavrularına bakışındaki ayrıntılar bir yazıyla anlatılacak gibi değil. Çok kısa olarak şöyle diyebilirim:

Anne ve baba sırayla kuluçkaya yatıyorlar. Anne yuvayı terk ederse veya ölürse baba tek başına yavrunun yumurtadan çıkmasını sağlıyor; bakımını üstleniyor. 18-20 gün içinde çıkan yavru en fazla 3 cm. büyüklükte. Anne veya baba yavruyu bir hafta boyunca tüyleri arasında ısıtarak besliyor.

Bu dönemde anne yediği yemi kusarak beslemiyor; kursağında salgılanan bir öz suyu yavruya içiriyor.

Ancak bir hafta sonra hazmettiği yemlerden veriyor. Yine çok ilginçtir, yumurtadan yeni çıkan yavrunun anne ve babası ölürse diğer güvercinler yavruyu sırayla besliyor; ona anne-baba sıcaklığını hissettiriyor.

Güvercinler bir yabancı güvercinin yanına komşu gelmesinden rahatsız olmuyor. Bir başka deyişle ‘paylaşmasını ’biliyorlar.

Ve daha nice ilginçlikler...

Ben bu tür bir yaşamı vahşi kuşlarda görmedim; ama ne tuhaftır ki; güce ‘tapmanın etkisiyle olsa gerek, ‘öldüren’ kuşların belgeseli biz insanlara hep ilginç geliyor. Güvercinler ‘barışın’ simgesi olmayı gerçekten hak ediyorlar.

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın

Kaynak: Güvercinler ve insanlar... - Mevlut Uluğ tekin YILMAZ

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum