Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

ATATÜRK VE GÜZEL SANATLAR

ATATÜRK VE GÜZEL SANATLAR

Güzel sanatların; sözle oluşturulan, icra edilen ve geleceğe taşınan en önemli alanı şiirdir.

Ait olduğu milletin düşünce yapısını işleyerek; ifade gücünü geliştiren, anlam dünyasını zenginleştirerek dil estetiğini şekillendiren şiir, içerik ve yapı özellikleriyle çeşitlilik göstermektedir.

Ülkemizin sanatı ve edebiyatı, güçlü temsilcilerle birlikte, usta icracıların artmasıyla gelişmekte ve yenilikleri ortaya çıkartabilmektedir.

“Sanatçı” sıfatıyla en önemli kültür taşıyıcısı olan kişiler, kültürün yapı taşları olmasıyla, geçmişle bugün arasında temel bağlayıcı unsurdur.

Toplum içinde “âşık”, “ozan”, “şair” gibi isimlerle bilinen söz ustaları; mensubu bulunduğu milletin sevincini, acısını, sevdasını, hasretini mısralara dökmüş, kimi zaman da söze sazları eşlik etmiştir.

Türkiye’de, “Divan Edebiyatı” dışında kalan, saz ve tekke şiiri nev’inden ferdî mahsullerle, malzemesi dile dayanan atalar sözü, destanlar, masallar, hikâyeler, fıkralar, bilmeceler, mâniler, türküler, ağıtlar, ninniler vb. gibi ilk söyleyicilerini umumiyetle tespit edemediğimiz eserler, bu tabirle yaygın hâle gelmiştir.

Bu edebî alanlardan ağıtlar, türküler, destan gibi manzum; masal, efsane, hikâye gibi mensur mahsuller yılların onlarda yaptığı nice değişikliklerden sonra yazıya geçirildikleri şekle girmişlerdir³. Bu da, varlığı “söz”e dayalı ürünlerin, doğasında bulunan bir durumdur.

Ümmet ideolojisini bırakıp tek devlet, tek millet kavramı çerçevesinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti kültür ve sanat anlayışlarını da bu çerçeve içinde görülebilecek temeller üzerine oturtmuştur.

Bu amaçla kültür sanat ve fikir hayatına yön verecek kurumlar oluşturulmuş, uzun yıllar sürecek etkinlikler diğer alanlarda olduğu gibi sanat alanında da kısa zamana sığdırılmıştır.

Atatürk, sanata verdiği değeri, 13 Şubat 1923’te İzmir’de bir okulun açılışında şeref defterine yazdığı; ‘…

 

vasıl olmaya mecbur bulunduğumuz seviyeye, bugünkü kadar uzak kalışımızın mühim sebeplerinden birinin sanata ve sanatkarlığa layık olduğu derecede ehemmiyetin verilmemiş olmasıdır’ sözleriyle ifade etmiştir.

Güzel Sanatların tanımı Sanat, güzelliğin ifadesidir. Bu ifade sözle olursa şiir, ezgi ile olursa musiki, resim ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık… olur.

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çok önem verdiği güzel sanatlar ile ilgili söylemiş olduğu sözleriyse

Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz… Hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Fakat sanatkâr olamazsınız.

“Bir millet sanattan ve sanatkârdan mahrumsa tam bir hayata malik olamaz. Böyle bir millet bir ayağı topal, bir kolu çolak, sakat ve alil bir kimse gibidir.

Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur.”

Hayatta müzik lazım değildir. Çünkü hayat müziktir. Müzik ile ilgisi olmayan varlıklar insan değildirler.

Eğer söz konusu olan hayat, insan hayatı ise müzik mutlaka vardır.

Müziksiz hayat zaten mevcut olamaz. Müzik hayatın neşesi, ruhu, sevinci ve her şeyidir. (14 Ekim 1925 İzmir Kız Öğretmen Okulu)

Sanatkâr el öpmez; sanatkârın eli öpülür! Demekle sanata ve sanatçıya nedenli önem verdiğini açıkça beyan etmiştir.

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum