Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

ATATÜRK’ÜN İNSAN SEVGİSİ

ATATÜRK’ÜN İNSAN SEVGİSİ

Ve 29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI

Cumhuriyet Bayramı, TBMM'nin 29 Ekim 1923'de Cumhuriyet yönetimini ilan etmesidir. Bu yüzden, 29 Ekim günü Türkiye'de ve Kuzey Kıbrıs'ta kutlanan bir millî bayramdır. 29 Ekim'de her yer bayraklarla süslenir, stadyumlarda şenlikler yapılır, akşam ise geleneksel olarak fener alayları düzenlenerek kutlamalar yapılır

Bu sene Cumhuriyetin 97. yılını kutlayacağız. Diğer kutlamalardan bu yılki kutlamaların daha farklı olmasını ve bu yıl yapılacak kutlamalarda birlik içinde daha güzel günlere adım atacağımızı göreceğimizi umuyoruz.

Bu bayram yalnızca Türkiye ”de değil diğer Türk Devletlerince de kullanır. Bunun için 29 Ekim günü hem ülkemizde hem de Kuzey Kıbrıs ”ta coşkuyla karşılanan ve kutlanılan milli bir bayramımızdır.

Atatürk; “Zorunluluk k olmadıkça, savaş bir cinayettir.” Demekle, temelde barıştan yana olduğunu hemen belirtmiştir, Bu düşünceye bağlı olarak, sadece yurdumuza saldıran düşmanlara karşı, Türk ulusu ile savaşmıştır. Daha sonra yapılan barışı izleyen yıllarda bu devletlerle, barış içinde yan yana yaşamamızı sağlamıştır.

Yine aynı düşünceyi dile getiren; “Yurtta barış, dünyada barış.” Sözünün de Atatürk’e ait olduğunu biliyoruz.

Atatürk, yalnız Türk Milletinin huzur ve güvenliğini değil tüm dünya milletlerinin mutluluğunu isteyen ve özleyen bir liderdi.

Bu düşüncelerini her fırsatta dile getirirdi, Nitekim 1931 yılında yaptığı bir konuşmada; “İnsanları mutlu edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak, insanlıkla ilgisi olmayan son derece üzücü bir sistemdir.

İnsanları mesut edecek yegâne vasıta, onları birbirlerine sevdirerek, karşılıklı maddî ve manevî ihtiyaçlarını temine yarayan hareket ve enerjidir.

Dünya barışı içinde bütün insanlığın hakikî saadeti, ancak bu yüksek ideali taşıyan yolcularının çoğalması ve başarılı olmasıyla gerçekleşecekti r.”demiştir.

Görüldüğü gibi Atatürkçü düşüncenin ulusal boyutunun yanı sıra evrensel bir boyutu da bulunmaktadır.

Atatürkçülüğü yürekten benimsemiş olan Türk toplumu, birbirleriyle olduğu kadar, öbür toplumlarla da barış içinde mutlu yaşamak istemektedir.

Her toplum, bu düşünceyi paylaşıp destekledikçe, Atatürk’ün bu düşüncesi, dünya çapında gerçekleşme fırsatı bulacaktır.

 

İNSAN SEVGİSİ;

Varlıklar içerisinde en şerefli ve en mükemmel olanı insandır. Allah onu en güzel şekilde yaratmış ve yeryüzüne göndermiştir. Bundan dolayı sevgiye en lâyık olan da insandır.

Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.) de iyi ve sevgiye lâyık insanın kim olduğunu bir hadisinde şöyle belirtmiştir: “İnsanları n en hayırlısı, insanlara faydası en çok dokunandır.”

Atatürk, insan sevgisine büyük önem vermiştir, O, bir asker ve devlet adamı olarak tarihin çok çalkantılı bir döneminde yaşamıştır. Birinci Dünya Savaşı’nın acımasızlığını ve İstiklâl Savaşı’nın olumsuz şartlarını görmüştür.

Savaşın ne denli acı ve kötü olduğuna çok yakından şahit olmuştur, Bu yüzden, “Yurtta barış, dünyada barış.” diyerek, tüm dünyaya barış ve sevgi dersi vermiştir, Atatürk’ün barışa önem vermesinin altında insana olan sevgisi yatmaktadır, Tek dileği, yeryüzünde barış ve esenliğin kurulmasıydı.

Atatürk, bir konuşmasında şöyle diyordu: “İnsan, mensup olduğu milletin varlığını ve mutluluğunu düşündüğü kadar, bütün dünya milletlerinin huzur ve refahını da düşünmelidir.

Kendi milletinin mutluluğuna ne kadar önem veriyorsa, bütün dünya milletlerinin mutluluğuna hizmet etmeye, elinden geldiği kadar çalışmalıdır. ”

O, kimseye kin tutmaz, düşmanlık beslemezdi. Herkese karşı hoşgörülü ve iyi kalpli idi. Engin bir insan sevgisine sahipti.

Bir konuşmasında, bu sevgiyi şöyle dile getiriyordu: “Biz kimsenin düşmanı değiliz. Yalnız insanlığın düşmanı olanlara düşmanız.”

Gelecek nesillerin Atatürk’ün hayatından alacakları çok büyük dersler vardır, Zaten büyük insanlar, karanlıkları aydınlatan ışık gibidirler.

Atatürk sitesinden alıntıdır.

Bu sene Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun97. Yılını kutlarken bizlere bu Vatanı emanet eden Atatürk ve milli mücadelede saf tutmuş kurşun yemiş şehit olmuş canını malını evladını bu ülkeye feda etmiş olan dedelerimize ve ninelerimize minnettarlığımızı sunarken ruhları şad, mekânları cennet olsun.

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum