Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

ANILARDA TORPİL YOKTU

ANILARDA TORPİL YOKTU

Geçtiğimiz yıl pek çok kişi için zor bir yıl oldu yeni yıla daha bir umutla bakar olduk, hayatımızda istemeyeceğimiz şeylerin başında kötü anılarımız geliyor.

Kötü anılar bizimle kalmaya her zaman daha istekli görünür. Hele ki sosyal içerikli olanlar. Yani topluluk içinde başımıza gelen, utanç veren durumlar.

Kimilerimiz başlarına gelen olayları kısa sürede sindirip geride bırakabiliyorken, kimilerimiz haftalarca hatta aylarca dert edinebiliyor.

İnsanı içten içe yiyip bitiren bu durumların bir sebebi de Sosyal Kaygı Bozukluğu (SAD). Her şeyin bozukluk olarak adlandırılması ne kadar doğru tartışılır. Zira bunun nedeni aşırı duyarlılık, hassasiyet, kişinin kendi içinde hissettiği yetersizlik duygusu, başkalarıyla ilgili yaşadığı deneyimler, onaylanma ihtiyacı gibi pek çok mesele olabilir.

İnsanın içinde yolunda gitmeyen ya da kendisine engel olan bir takım durumlar olsa bile bunları bozukluk olarak kodlamak yalnızca kendi huzursuzluğunu perçinleyebiliyor. İnsanın yaşadığı her olumsuzluk aslında karakter gelişimini ve ruhsal evrimini tetikler. Esas olan yaşadığının farkına vararak duygulara boğulmadan öğrenip ilerlemektir.

Uzun uzun yazıp sizleri sıkmayayım dedim ama Şemsi YASTIMAN’ın bulduğum şu tekerlemeli şiirini yazmazsam da bugün sizlere bir şeyler yazmadığımı düşünürüm. Haydi, iyi gülmeler peşinen (Şiirin adını bilmiyorum, belki de şiir, türkü şeklinde bir tekerleme olduğundandır).

 

Allah her kula bir zanaat vermiş

Meğerki bol nasip kısmet yazıla

Kimine hoş geçim kanaat vermiş

Kimine hırs vermiş doymaz az ile.

 

Terki diyar ettim 15 yaşımda

Dolaştım bir hayli kendi başımda

Her ne iş tuttuysam felek karşımda

Naçar kaldım paylaşılmaz göz ile.

 

Torpil yoktu, kimse yardım etmedi

Küçük memur oldum maaş yetmedi

Ev geçimi hiç de düzgün gitmedi

Ceryanı kestiler galdık gaz ile.

 

Tuhafiyeciliği seçtim olmadı

Terzi oldum kestim biçtim olmadı

Kumaş mağazası açtım olmadı

Hep malları güve yedi haz ile.

 

Marangoz olduk, el kaptırdık hızara

Tellal olduk, kıtlık geldi pazara

Fırıncı oldum yangın çıktı kazara

Malım mülküm harap oldu köz ile.

 

Kasap oldum bereketin adı yok

Kimi et yağsız der kimi budu yok

Aşçı oldum yemeklerin tadı yok

El âlemi suya boğdum tuz ile.

 

Berber oldum belediye kapattı

Kahvecilik yaptım sermayem battı

Meyhaneci oldum dükkân top attı

İçen kaçtı hepsi başka poz ile.

 

Demirci oldum herkes beni haşladı

Gürültüden şikâyete başladı

Çöpçü oldum mahalleli taşladı

Süpürürken evler doldu toz ile.

 

Şoför oldum arabayı devirdim

Pilot oldum uçakları savurdum

Vatman kaptan oldum dümen çevirdim

Hiç bir gün rotam gitmedi düz ile.

 

Müteahhit oldum tez iflas ettim

Avukat oldum hep boş dava güttüm

Gazeteci oldum çok fazla öttüm

Dıhtılar mapusa bir kaç söz ile.

 

Doktor oldum tedaviye geldiler

İlâç verdim zehirlenip öldüler

Dişçi oldum suçu bende bildiler

Zayıf giren çıktı şişman yüz ile.

 

Üfürükçü oldum kendim çıldırdım

Müezzin oldum cemaati yıldırdım

İmam oldum yanlış namaz kıldırdım

Müftü el çektirdi işten vaaz ile.

 

Baktım hayırsızım ortada kaldım

Vazgeçtim sanattan başka iş buldum

İnşaata girdim amele oldum

Ta üst kattan yere düştüm hız ile.

 

Vel hâsılı hiç bir işte gülmedim

Meğer kader böyleymiş bilmedim

Bir de hovardalık yapayım dedim

Yedik malı mülkü karı kız ile.

 

Şemsi der ki münasip iş bulamadım

Gidip bir baltaya sap olamadım

Bağlamadan başka saz çalamadım

Akıbet nafaka çıktı saz ile.

                                              Şemsi YASTIMAN

Hoşça kalın Dostça kalın, gönlünüz sevgiyle dolsun, ama gönül kapınız hep açık kalsın.

Gülmek hepimize yakışıyor. Gülelim hep, değil mi?

Erol Karatekin’den Alıntıdır.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum