Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

ANADOLU ŞEHRİ ÇANKIRI

ANADOLU ŞEHRİ ÇANKIRI

Bu gün Çankırı aşığı yaran sevdalısı kişiliğimle Anadolu ve Çankırı insanlarına atfen sizlerle yolculuk yapmak istiyorum.

Dağlarıyla, akarsularıyla, yaylalarıyla ovalarıyla, köyleriyle, şehirleriyle, anasıyla, Babasıyla, evladıyla, şehidiyle, yaranıyla, Güzel insanlarıyla dolu olan kişiler örf adetleriyle gelenek görenekleriyle saftır, temizdir, onurludur, gururludur, yardım severdir, çalışkandır, üretkendir, fedakârdır, cefakârdır, çilekeştir, Anadolu insanı ve Çankırı insanı komşusunun derdiyle üzülür, sevinciyle sevinir, kapısı sofrası gönlü hep açıktır.

Binlerce yıllık tarihi geçmişe sahip Anadolu yarımadasından pek çok millet geldi geçti, birçok medeniyete sahne oldu bu topraklar…

Her millet ve medeniyet bu toprakların kültürünü zenginleştirdi… Böylece Anadolu’nun kendine has bir kültürü ve her medeniyeti etkileyen bir yaşam biçimi oluştu…

Anadolu’nun Türklere yurt oluşuyla birlikte bambaşka bir kültür yerleşmeye ve yeşermeğe başladı. Türklükle birlikte Müslümanlık da bu topraklarda bilinir ve yaşanır oldu. Türk-İslam kültürü diye yeni bir yaşam biçimi yüzyıllarca bu topraklarda hâkimiyet kurdu. Emir Timur’un dediği gibi; “Ülkeler belki kılıçla alınır ama mutlaka adaletle korunur.

” Yine Kanuni Sultan Süleyman’ın dediği gibi; “Kılıcın yapamadığını adalet yapar.”

İşte Anadolu’da yüzyıllarca hâkimiyet kuran Türk İslam medeniyetinin sırrı da adalete olan sadakatiydi. Gerek Selçuklu gerekse Osmanlı hâkimiyetinde farklı inanç ve kültürden gelen insanlara adaletle muamele edilmiş, bu toprağın ruhuna uygun bir devlet sistemi kendiliğinden ortaya çıkmıştır.

Ama zor gelir işte Anadolu insanı olmak. Onca toplumun onca kültürün birikimini omuzlarda taşımak. Keşke bu değeri de kaybetmesek zamanla.

Onu alsak, günümüze uyarlasak, ileriye taşısak.

Atatürk en büyük hazinenin Anadolu olduğunu ifade ederek

Aziz ve mübarek vatanımızı kurtarmak için bütün aydınların, herkesin hazır olması lâzımdır.

İstanbul’a gitmeyeceğiz. Anadolu, en büyük hazinedir. Vatanın sinesinde kurtuluş çarelerini beraberce ölünceye kadar aramaya, sağlamaya çalışacağız Demektedir.

O kendi öz yurdunda, bitmez tükenmez, sılasız bir gurbettedir. Gurbet ve sıla, Anadolu insanı’nın kaderinde ayni noktada tecelli etmiştir.

O aslında sıladadır ama kader onu sılada gurbet çilesine mahkûm etmiştir.

Bu çile, bir türlü ayağa kalkamayan, içindeki gurbeti bir türlü yere çarpamayan, ama onu türkü türkü, nefes nefes dışarı sızdıran Anadolu insanının mistik çilesidir.

Bu çile, yok olmamak için direnen, ama günden güne eriyen, tükenen bu eriyişte de bir türlü kendisini kendi öz sevincine kavuşturamayan Anadolu insanının destanî çilesidir.

Bu çile binlerce yıllık bir tarih yükünün Anadolu insanından hesap sormasıdır.

Tarih Anadolu’dan, ona bıraktığı muhteşem mirasın hesabını soruyor.

Bu, bir bakıma, bu dünyadaki bir hesaplaşmadır.

Bir de bu tarihin yapılarının, öte ve mutlak dünyada soracağı hesap vardır.

Anadolu insanı, bu hesaplaşmada her şeyiyle şaşkın, sadece, “Hayır, bunu böyle yapan, kendimi böyle kendime yabancı kılan ben değilim”, demeye çalışıyor…

Çalışıyor ama bunu açıktan ve bütün gücüyle diyemiyor. Belki bunu diyebilse, bu şuura ulaşabilse, kurtuluş çizgisine biraz daha yaklaşacak. Anadolu insanı bunu ancak dolaylı yollardan, meselâ, bir türkünün, tarihin kültür mirasından af dileyen sesinde dile getirebiliyor: “Yadeller aldı beni..’’

Anadolu medeniyettir… Anadolu hürriyet aşkıdır… Anadolu vatan sevdasının adıdır… Anadolu kardeşliğin ormanıdır… Anadolu dayanışmanın deryasıdır…

Anadolu fedakârlığın zirvesid, Anadolu, insan olmanın, insan gibi yaşamanın, insanlığa hizmet etmenin biricik vatanı ve yurdudur…

Aynı zamanda Mustafa Kemal'in de dediği gibi Türk insanı zekidir.

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum