Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

ALLAH NEZDİNDE ZULÜM VE GERÇEKLER

ALLAH NEZDİNDE ZULÜM VE GERÇEKLER

İnsanı en şerefli varlık olarak yaratan Yüce Allah, ona her türlü zulüm ve haksızlığı yasaklamıştır. Zulüm, büyük günahlardandır.

Zulüm adaletin, hak ve hukukun karşıtı bir kavramdır. Allah´ın gazabına sebep olan çirkin bir fiildir. Kur´an-ı Kerim´de Allah´ın kullarına zulmedici olmadığı, zalimleri sevmediği ve zalimleri yaptıkları zulüm sebebiyle cezasız bırakmayacağı bildirilmektedir. Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Sakın Allah´ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma.

Ancak Allah, onları cezalandırmayı korkudan gözlerin dışarıya fırlayacağı bir güne erteliyor.” Peygamber Efendimiz de bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyururlar: “Muhakkak Allahu Teâla zalime mühlet verir, süre tanır. Ancak zalimi yakaladı mı, bir daha intikam almadan onu bırakmaz.”

Zulüm yapmak ne kadar kötü ise zulme katlanmak, sessiz ve seyirci kalmakta o kadar çirkindir.

Müslüman ne zulmeder, ne de zulme katlanır. Zulme katlanmak veya seyirci kalmak zalime cesaret verir ve zulmün yaygınlaşmasına sebep olur. “İnsanlar bir zalimi görürlerde ona engel olmazlarsa, Allah’ın onları umumi bir azaba uğratması kaçınılmazdır.” ( Ebu Davud Melâhim 17 )

Zulmün olduğu yerde huzur olmaz. Zulümle ebedi de olunamaz. Firavun oğlan çocuklarını öldürüp, kadınları sağ bırakıp, halkı fırkalara bölerken zulmediyordu ve sonunu hazırlıyordu.

Onun uşakları da aynı şekilde Müslümanları bölmeye, zayıflatmaya çalışarak sömürü üstünden yaşamaya devam etmektedir. Zulüm ferdi boyuttan küresel boyutlarda insanlığı ve dünyayı yaşanmaz hale getiriyor.

Amerika, İsrail başta olmak üzere kendisinden başkasına hak hukuk tanımak istemeyen zalim sömürgeciler ağır silahlarıyla

Kur’ân-ı Kerimin ifadesiyle “ ekin ve nesilleri yok etmeye” (şehirleri harap etmeye) devam ediyorlar.

( Bakara 205). Zulmün en büyük sebebi iman nimetinden mahrum olmak, Allah ve ahret duygusu taşımamak, ahlaki değerleri, hak ve hukuku hiçe saymak, kendi menfaat ve çıkarları için başkalarını sömürme duygusudur.

Bütün zulümleri ortadan kaldıracak hakkı ve adâleti gerçekleştirecek yegâne ölçü Allah’ın ilahi nizamıdır.

“Zalimler asla kurtuluşa eremeyeceklerdir” (Kasas 28/37) Zamanın en güzel imkânlarına sahipken yok olup giden Semud kavmi hakkında Kur’ân-ı Kerim: ” İşte haksızlıkları yüzünden çökmüş evleri! Anlayan bir kavim için elbette bunda bir ibret vardır.”

( Neml 52) diyerek gözümüzün önüne ibret almak için Semud kavminin akıbetini getirmektedir.

Zulmün sıradanlaştığı, zalimlerin desteklendiği bir zaman da devamlı zulmün karşısında ve haktan yana olan Peygamber (sav) nasıl bütün peygamberler gibi zulmetmekten ve zulme uğramaktan Allah’a sığınıp mücadele etmişse her Müslüman da zulme karşı dimdik durmalıdır.

Haktan yana hak üzere olmak ne büyük bir mutluluktur.

O halde hiç kimseye zulmetmeyelim. Zulme alet olmayalım. Zalimlere meyletmeyelim. Üzerimizde kul hakkı varsa, hak sahibine hakkını verelim ve ondan helallik dileyelim.

Allah´ın huzuruna zalim olarak değil, mazlum olarak çıkmaya çalışalım. Mazlumların bedduasından kaçınalım. Zira Peygamberimiz (sav) şöyle buyururlar: “Mazlumun bedduasından sakınınız. Çünkü onun duası ile Allah arasında hiçbir engel yoktur.

Mazlumun bedduası bulutlara yüklenir, Allah´ın huzuruna varır. Allahu Teâla buyurur ki; izzetim ve celalim hakkı için az sonra da olsa mutlaka sana yardım edeceğim.”

Unutmayalım ki; zulüm karanlıkları bir gün bitecektir.

Zalimlerin gururu bir gün mutlaka kırılacaktır. Yüce Rabbim bizleri zulmetmekten ve zulme uğramaktan muhafaza eylesin.

Hoşça kalın Dostça kalın ama gönül kapılarınızı asla kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum