Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

ALLAH HER ŞEYİN HAYIRLISINI VERSİN

ALLAH HER ŞEYİN HAYIRLISINI VERSİN

Dünyada ölüm diye bir gerçek varken sevdiğiniz kişilerin hala nefes aldığına dua edin akşam anneniz, babanız ve diğer sevdikleriniz kapıyı açmasına şükredin.

Ne bileyim bi silkelenin Kıymet bilin sevin Severken hiç kimseyi incitmeyin Kibir yapıp gitmelerine izin vermeyin.

Gün gelir öyle kayıp gider ki o eller avuçlarınızdan, feleğiniz şaşar, dünyanız durur. Derler ki;

Hayat devam ediyor Ama öyle kolay olmaz, Önce gülüşünüz kaybolur sonra neşeniz Siz siz olun şu boş hayatta hiçbir şey için karalar bağlamayın Özlemekten ciğeriniz solmadan soluğu yanında alın sarılın Teni hala sıcakken sarılın. Sevdiklerinize.

Yanınızdaki kişiye değer verin kırmayın onu, Durup durup sevdiğinizi söyleyin.

Özel hissettirin, En ufak bir şeyde bitti demeyin, ağlatmayın, üzmeyin. Neden mi? Çünkü ölümün saati yok.

Bazı sözler vardır hemen hemen herkes tarafından kullanılır. Ama bu sözler kullanılırken sözün taşıdığı hakiki mana zaman zaman göz ardı edilebiliyor sanki.

Küçük yaşlardan itibaren sürekli duyulmuş olmasından insanların zihnine bir şekilde yerleşen bu sözlerden bir tanesi;

Allah ne verirse versin hayırlısını versin.

Gönül zenginliği. Adamın mütevazı bir geliri vardır, kıt kanaat geçiniyordur, evi kalabalıktır, kiradır, yoksuldur ama pırıl pırıldır. Gözü toktur, ne rüşvet alır ne haram yer, ne başkasının malına haset eder ne daha başka kötü duygular taşır.

Tertemiz, huzur içinde gayet rahat. İşte asıl zenginlik budur.

Ne kadar güzel! Biz de her şeyin hayırlısını isteyelim.

Şerlisinden, hayırsızından Allah'a sığınalım.''Yâ Rabbi! Çok verip azdırma, az verip de kapı kapı gezdirme.'' demiş dedelerimiz. Değil mi? Her şeyin hayırlısını istemişler.

Burada size sayabileceğim bir dolu örnekler var Evlenmek isteriz, hayırlı biri olsun isteriz fakat, ille de, güzel olsun, yada yakışıklı olsun, işi olsun, evi olsun, arabası olsun deriz.

Çocuğumuz olsun, hayırlısı, sağlıklısı olsun ama erkek olursa daha iyi olur diye aklımızdan geçiririz. .Cahiliye dönemindeki alışkanlığımızı pratikte bir türlü bırakmamışız..

Çocuklar kavga eder, büyükler karışır, insanlar ölür, kan davası başlar.

Sanki 632 senesinde (veda hutbesinde) peygamberimiz kan davasını kaldırdığını cümle aleme ilan etmemiş gibi..

Yollar yapılıyor, karşımızdan araba gelmiyor artık. ama biz yine bir şekilde önümüzdeki arabaya arkadan çarpıyoruz…

Kocaman yol yetmiyor yolun kestirmesini kullanmak istiyoruz.. Benim bildiğim kestirme yollarda yayalar, hayvanlar, inekler giderdi.. yani ona keçi yolu, patika yolu diyorlar. Arabaların gideceği yollar değil.. arabaların gittiği yollar belli..

Günde ortalama yirmi kişinin can verdiği yolları, çocuklar yüzünden birbirini öldüren insanları, akrabaları ve komşuları kabul etmiyorum…edemiyorum..

Gazetenin birinde bir kaza resmi…kamyon bir otomobili altına almış ve ezmiş.. kamyonun önünde kocaman harflerle “ALLAH KORUSUN” yazıyor.. Sonuçta Allah korumamış oluyor.

Bu tür yazıları bilirsiniz…

Peki bu ne demek oluyor bu tür yazıları bilirsiniz…peki bu ne demek oluyor direksiyon başına ben geçeyim:

aşırı hız yapayım, beni “ALLAH KORUSUN ”uykusuz kullanayım, beni “ALLAH KORUSUN” içkili kullanayım, beni “ALLAH KORUSUN”

Kardeşim, kardeşlerim, tedbirlere sarıldıktan sonra tevekkül, tedbirlere sarıldıktan sonra “ALLAH KORUSUN” işte o zaman Allah korur.

Yoksa şöyle demeye geliyor bizim davranışlarımız:

Sivrisineği bol bir yere gittiğimizde alnımıza “ALLAH KORUSUN” yazmalıyız.

Trafik levhalarının çoğuna “ALLAH KORUSUN” yazmalıyız.

Emniyet kemeri ve hava yastığı yerine ALLAH KORUSUN yazmalıyız.

Kenelerin olduğu bölgelerde her tarafımıza “ALLAH KORUSUN” yazmalıyız.

Tüm sınavlara hazırlanırken her tarafımıza “ALLAH ÇALIŞSIN” yazmalıyız.

Tarlalarımızın ortasına “ALLAH VERSİN” yazmalıyız.

İnanmadan, ibadet etmeden ve ahlaklı olmadan ALLAH CENNETE KOYSUN YA DA ALLAH RAHMET ETSİN demeliyiz.

Allah böyle düşünen ve böyle tedbirler alanlara akıl fikir versin ve Allah'ın emirlerini layıkıyla anlamak ve öyle uygulamak nasip etsin…

Dünya malı için, bir metre toprak için, dinden imandan olan, kardeşleri, teyzeleri, halaları, vs.

Hatta bir birini vuranları kabul etmiyorum edemiyorum…

Diyeceğim şu ki,(bildiğiniz bir şeyi söyleyeceğim) kime kalmış bu dünya?

Karun a mı? Hz Süleyman'a mı?

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum