Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

AKIL VE MARİFET

AKIL VE MARİFET

Akıl keskin kılıç gibidir, birinin elinde düşman diğerinin elinde dost olabilir.

Eğer kılıç düşmanı öldürürse sahibini gazilik derecesine çıkarır, Müslümanı öldürürse sahi bini cahil ve katil eder.

Akıl sahibini dünya sevgisine yönlendirirse ahiretini katleder.

Kur’an ve sünnet üzere hareket etmeye yönlendirirse hem dünyasını hem ahiretini mamur eder.

Kim dünyaya aldanırsa ona akıllı denmez,

Bir üstat şöyle yazmış Bedri Rahmi’ye sorsalardı şiirleri mi , resimleri mi, heykelleri miydi hayatını anlamlı kılan?..

Mozaikleri mi, vitrayları mı, gravürlerimi? Bir ömür boyu birlikte ürettiği güzeller güzeli Eren’i mi? Biricik oğlu Mehmet’i mi? Dostları mı? , Öğrencileri mİ?

Yoksa O’na Susadım Üç tane elma soydular, üç tane portakal Nafile.

Bir bardak suyun yerini tutmadı, Acıktım Kuş sütü, kuru üzüm getirdiler, Nafile

Bir çimdik somunun yerini tutmadı Seni düşündüm sevgilim şükrederek Su gibi aziz olasın her daim Ekmek gibi mübarek.

dedirten Karadut’unmu?

İşte bunlar göz önündeyken akıl sizi ilme, hakikate ve marifete götürür

Akıl, kalpte hak ile batılı birbirinden ayıran nurdur. Akıl, yaptığınız işlerde bir ölçüdür. Aklınızı doğru yönde kullandığınız sürece akıl sizi ilme, hakikate ve marifete götürür. Aksi takdirde yolunuzdan saptırarak yanlış yollara götürür.

Akıl, Hakim olan Allah'ın yarattığı ruhani bir cevherdir. O aynı zamanda kalpte var olarak doğru ile yanlışı birbirinden ayıran bir nurdur.

Rehberliğinin yanında akıl, insana özgü bir bilme ve bilgi edinme vasıtasıdır.

Onunla varlığın hakikati kavranılır; merak, kaygı, şüphe giderilir ve müspet eleştiriye kapı açılır.

Aklın işleyişi hakikatle ilişkilidir, Hakikat, aklın prensipleriyle tespit edilir; kalbin işaretiyle bulunur.

Hakikat gibi görünenler, ancak hurafe ve dalalet dairesinde yer bulur. Ayartmak, kandırmak ve baştan çıkarmak, insanı akıl ve kalbin prensiplerinden uzaklaştırıp denge ve mantık terazisini alt üst ederek istikametten ayırır.

Akıllılık erdemli olmayı gerektirir, Akıllı olan kışkırtmalara kapılmaz, ileriyi görür, tehlikelerden uzak durur, polis gerektiren ve başkalarının çeşitli ideolojiler ve çıkarlar uğruna yönettiği eylemlere kapılmaz.

Akıllı olan, cehennem ehli olmaz. Kur’an-ı Kerim, Cehenneme götürülecek olan grupların, hayıflanarak şöyle diyeceklerini haber vermiştir:

Eğer kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şu alevli ateş halkından olmazdık.’” (Mülk, 10)

Demek ki akıl, Allah’ın dinine uymayı salık verir, Dinin menettiği Cehenneme götüren iş ve işlemler, akl-ı selim tarafından da reddedilir.

O yüzden gerçekten aklını kullanan ve ona uyan, Cehennem ehli olmaz.

Aklın en mühim yardımcısı ve danışmanı vicdandır. Sözlük anlamı “bulmak” olan vicdan, aklın bulamadığı veya bulmakta zorlandığı hükmü bulup akla bildirir.

Bu nedenle bu isimle ifade edilmektedir, Vicdan, eğer nefis ve şeytanın etkisiyle işlevsiz bırakılmamış ya da kabuk bağlamamışsa adaletle hükmeder.

Allah’ın “Adl” isminin tecellisi olarak faaliyet gösterir

Hakkaniyet isteyen fıtri bir duygu durumundadır. Ancak inanç veya inanç haline gelmiş olan ideolojilerin etkisi altındaki vicdan, çoğu kez bağlı olduğu inancın etkisi altında hüküm verir.

Erdemle nurlanan kalp, kurtuluş ve mutluluk içindedir. Dolayısıyla arınmış kalp bize istikameti gösterir.

Dosdoğru yoldan ayrılmayan kalp, Hakk'ı ve hakikati kendisine rehber edinmektedir.

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum