Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

AİLE YAPIMIZ BOZULUYOR

AİLE YAPIMIZ BOZULUYOR

Eskiden, Edep vardı, muhabbet vardı, büyük küçük, saygı sevgi vardı.

paylaşım vardı, yardımlaşma ve dayanışma vardı, huzur vardı. Sebze ve meyveler bile farklıydı, tadı, kokusu güzeldi.

Öğretmenlerin bir ağırlığı, bir kişiliği, bir saygınlığı, kamuoyunda önemli bir karşılığı vardı.

Adalet ve hukuk bu kadar yerlerde sürünmüyordu. Helal haram lokmalara dikkat edilirdi. Kimsenin ekinine, ziraatına zarar vermemek için, hayvanlarının ağzını bağlayarak yürütürlerdi.

Faiz belası, her dönemde var olmuştur, ancak bu kadar yaygın ve normal bir hal almamıştı. Eskiden siftah yapmayan esnafa, komşu esnaf tarafından müşteri gönderilirdi. Komşu esnaflar arasında bir dayanışma mevcuttu.

Günümüzdeki hırs ve kanaatsizlik, bu oranda yoktu. Bu kadar bencillik, aşırı dünya sevgisi yoktu. Kul hakkına daha çok riayet edilirdi...

Yeni kuşaklar, evlilik müessesini sağlıklı bir şekilde sürdüremiyorlar.

En ufak bir kavgada, tartışmada, çıkmazda darılıp küsüyor ve bitti diyorlar.

Büyüklerin de araya girmesiyle soluğu mahkemede alıyorlar. Sonu cinayetle bitecekse mahkemede bitsin lakin bu cinayetlerin sosyolojik ve psikolojik nedenleri bulunmalıdır. Gençler bozulan ilişkilerini tamir etmede neden başarısızlar?

Doç. Dr. Bahar Demirel den alıntı ile yazıma devam ediyorum.

Ailenin toplumumuzdaki önemine vurgu yaparak şunları konuştu: “Aile, aralarında akrabalık ilişkisi bulunan, evlilik akdi ile bir araya gelmiş bireylerden oluşan biyolojik, kültürel, sosyal ve ekonomik fonksiyonu olan toplumun mikro düzeyde bir temsilidir. Aile, dış dünyaya karşı amansız bir savaş veren bireyin, sürekli değişen çevrede tek sahip olduğu, kalıcı ve yerleşik yapıdır. Aile, toplumun en küçük yapı taşını oluşturur ve bireylere hayatlarında vazgeçemeyecekleri korunaklı bir alan sunar. Aile, toplumsal yaşamı düzenleyen, insan neslinin devamını sağlayan, bireylerin sosyal, psikolojik ve ekonomik ihtiyaçlarını karşılayan ve toplumsal düzeni sağlayan bir mekanizmadır.”

BOŞANMA SÜRECİNDEN EN FAZLA ETKİLENEN KADINLAR VE ÇOCUKLARDIR.

Konuşmasında eşler arası yaşanan geçimsizlik, çatışma ve boşanmanın gerek çiftler üzerinde gerekse çocukları üzerinde birçok toplumsal, ekonomik ve psikolojik sonuçları son yıllarda giderek artan bir önem kazandığını söyleyen Demirel, ülkemizde aile kurumu çok çeşitli riskler ile karşı karşıyadır diyerek sözlerini sürdürdü :

Bir başka öneri olarak; orta öğretimi sadece modern

Kavramların, soyut kuralların öğrenildiği bir yer olmaktan

Çıkararak toplumun kültürünü genç kuşaklara aktaran ve

Gençleri hayata hazırlayan bir süreç haline getirebilmek

Önerilebilir.

Bireylerin toplum değerlerini kazanacağı kurumlar aile başta olmak üzere eğitimdir.

Eğitim kurumlarını; gençlere toplumun tarihi geçmişinden gelen

Değerleri günümüz gerçekleriyle bütünleştirerek aktara

Bilecek duruma getirebilmek.

Gençlerin aile içinde ki Sorunlarını daha kolay çözebilmelerine ve aile yaşantısının Çatışmalı durumlardan nispeten arınmasına hizmet edecektir.

Eğitim kurumunda toplumun üyelerine kazandırabileceği

Ortak değerlerle ailenin desteklenmesi toplum hayatı açısından fonksiyonel olacağı düşünülebilir.

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum