Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

70 YAŞIN TECRÜBELERİNİ PAYLAŞIYORUM

70 YAŞIN TECRÜBELERİNİ PAYLAŞIYORUM

Saygıdeğer okurlarım sizlere bu gün çokça kendimden söz etmek istiyorum 2020 yılının mart ayındayız 65 yaş üstü insanların korana virüsünden dolayı alınan Tedbirlere uyarak evden çıkamıyoruz ben her zaman haddini bilenlerdenim, ve yasalara uyanlardanım, bunun yanında ırkçılık yapmam, ırkçılık yapana da çok iyi gözle bakmam, Çankırı aşığı yâran sevdalısıyım Benim için insanlık önemlidir.

Irk, din, dil fark etmez kim olursa sırtımda taşırım, yeter ki insan olsunlar, İnsan olmayana da elimden geldiğince haddini bildirmek isterim. Çok şükür memnunum karakterimden.

Ben yüksek tahsil yapmadım küçük yaşta çalışmak mecburiyetindeydim 70 yaşındayım Bu hayat size ne öğretti diye sorarsanız? Yaşamın amacının sevgi olduğunu öğrendim, İnsanlara iyi muamele etmenin, tatlı davranışlar sergilemenin hem karşınızdakini hem de sizi mutlu edeceğini öğrendim, Ayrıca hayatın çok derin bir anlamı olduğunu da öğrendim.

Hayat akışında benim için en büyük kazancın kitap okumak olduğunu öğrendim, eğer bu gün sizlere takdir gören köşe yazıları yazabiliyorsam hepsini de kitap okumaya borçluyum.

İnsanlar, hiçbir bilgiye sahip olmadan doğar, Yaşamı boyunca birçok bilgi öğrenir, Başarının sırrı da okumaktır.

Okulda olduğu kadar hayatta da başarının en önde gelen şartlarından biri yine okumaktır, Yüzyılların deneme ve araştırma ürünlerinden yararlanmak, uygar ve kültürlü bir insan olmak için çok okumalıyız.

Okul kitaplarıyla yetinmemeliyiz. Uygarlık bizden önceki kuşakların biriktirdiği bilgi ve anıların bir toplamıdır.

Biz, uygarlığa o kuşakların kitaplarını okumakla katılabiliriz, Hiçbir şey okumanın yerini tutamaz, Kültürlü bir insan olmanın biricik yolu okumaktır, bunu bilir bunu söylerim bu benim yaşam biçimimdir.

Okuma olayı bir uzun yolculuktur; beşikle başlar, mezarla biter, Okulla beraber biten okumalar yarıda kalmıştır, Okuma iğneyle kuyu kazmaktır; kararlılık ister, sabır ister.

Okuma bir arayıştır, hakikati, doğruyu, güzeli arayış, Her arayış içinde bulma heyecanını barındırır, Bulursunuz, ikinci, üçüncü... Arayışlar başlar, Umut ve heyecan, okumanın ayrılmaz iki vasfıdır, Okuma insanlığın, umut ve heyecan da canlılığın şartıdır.

 

Kitap okumak yüzyıllardır yapılan bir şeydir, Kitap okumanın hemen hemen hiç bir kötü etkisi olmamakla birlikte çok fazla yararı vardır.

Okumanın asla sonu yoktur ne kadar okursan o kadar iyidir yani hayatının sonuna kadar okuyabilirsin.

Okuyan insan her zaman bilgili ve hayatında başarılı olur, benim gibi, Bilgi çağında yaşıyoruz ve bizim en fazla bilgi toplayacağımız şeyler kitaplarımızdır.

Okumak ruhu yüceltir ve insanlar size daha fazla değer verir, Cahillikten kurtulmanın yolu kitapları okumaktan geçer.

Evet, istediğime karar verebilme konusunda şanslıyım, Tüm bunlara rağmen tatminsizim, zira Yardım etmek ve yetişmek istediğim yerler var ama

onlara istediğim kadar yetişemiyorum, Daha çok okumak, daha çok izlemek, daha çok insana yardım etmek, daha iyi bir insan olmak düşünceindeyim.

Bu noktada kendimi çok eksik hissediyorum, Allah hiç kimseyi açlıkla, sağlıkla ve ölümle sınamasın. 'Şoförlerim, hizmetçilerim olmadan asla' diye bir hayatım yok, olmasını da istemem, zira o vakit tembellik başlar yapabileceğim çok işi onlara yaptırırım diye düşünüyorum, bu nedenle istemem Allah ne mahcup etsin nede muhtaç etsin ben kendi işimi kendim göreyim yeter.

Bir başka düşüncemi şöyle izah edeyim Aşktan ve sevgiden bahsederken akan sular duruyor Çünkü kim ne derse desin insanın diğer yarısının tamamlandığını hissettiği bir duygu aşk ve sevgi Üstelik her yaşta karşımıza çıkabiliyor.

Peki, ama aşkı, ve sevgiyi bu kadar vazgeçilmez kılan, duyguları böylesine yukarılara çıkartan ve hatta insanın dengesini kaybetmesine neden olan aşkı ve sevgiyi oluşturan şey aynı zamanda karşı tarafta kendimizi görmemiz olabilir diyerek noktalıyorum.

Yeri gelmişken gerçek teşekkürü sevgili eşim Leyla’ya yapmak istiyorum zira o olmasaydı ben sabrı, gördüğüm her şeyin bir de arkasına bakmayı, hiç bir şeyin görüldüğü gibi olmadığını, aklına birisi geldiği zaman onu hemen arayarak halini hatırını sormayı ve işleri oluruna bırakmayı, her şeyi çok da dert etmemeyi öğrenemezdim.

Bugün yanımda olan tüm dostlarıma da beter durumlarımda bana katlandıkları için ne kadar teşekkür etsem azdır.

Şu da bir gerçek, unutkanlık, tıpkı kanser ve AİDS gibi çağımızın hastalığı.

Teknik konularda ve tıpta ilerledikçe hastalıklar daha erken yakalanıp çareler ve tedaviler bulununca dünya üzerindeki yaşlı nüfus da arttı.

Eskiden 50-60 yaşında olanlara yaşlı denirdi.

Şimdi nerdeyse o yaşlar orta yaş. 80-90 yaşına kadar sağlıklı gelen ve hatta fazlasını da görenler var. Bu kadar uzun yaşayınca unutkanlıklar da başlıyor.

“Yaş yetmiş iş bitmiş” deyişinin yaygın olduğu ülkemde 70 yaşına basmak her babayiğidin harcı değildir.

70 yaşımdayım ve çalışıyorum, Emlak sektöründeyim STK. Kuruluşu başkanıyım Tercüman Gazetesinde köşe yazıları şiirler ve şiir dinletileri beni mutlu ediyor.

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum