ANNE BABA HAKKI

İnsan; kendi kendine yetişip tek başına büyümesi mümkün olmadığı muhakkaktır, böyle olunca insana en büyük emeği geçen Anne-Babası olduğu da muhakkaktır, diyeceğim odur ki Anne-Babanın hakkı para ve mal ile asla ölçülemez.

Bu durum sadece Yüce Rabbimin ebeveynin gönlüne nakşettiği, içten gelen bir sevginin ürünü olduğu da muhakkaktır.

Anne-Baba bizim dünyaya gelişimizin sebebi olan ve bizleri toplum için yetiştiren iki önemli varlıktır. 

Bu sevgiyi gönüllere nakşeden yüce Mevla’mız, bunca emeğin karşılığında evlatlardan bazı taleplerde bulunarak Anne- Babamıza nasıl davranmamız gerektiği hususunda yüce kitabımız Kur’an’da: Rabbim kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi. Anaya-Babaya iyi davranmamızı kesin olarak emretti. 

Eğer onlardan biri veya ikisi ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “öf” bile deme, onları azarlama: onlara tatlı ve güzel söz söyle zira onların hayır dualarını almak bir evlat için ne büyük bir duadır. İhtiyarlıklarına erişmiş Anne-Babalar her insana nasip bile olmayabilir bu duruma ulaşmış evlatlar bence çok şanslıdırlar. Saygılarını övgülerini Bilerek itina ile gönülden yapmalıdırlar.

Unutulmamalıdır ki kıyamet günü hiç kimse en yakınlarını dahi tanımaz, dünyevi bağlar kopar. Dahası çocuğu için canını verecek kadar kalbi sevgi ve özveriyle dolu anne, çocuğundan kaçar. Dünyadaki her şey yok olacak, yalnızca Allah baki kalacaktır. O halde yapılması gereken, her durumda Allah’ın tarafında olmaktır. İçten bir sevgi, gücü yettiğince bir korku ve derin bir saygıyla Rabb’ine boyun eğmek, itaat etmektir.  

Bir yerde okumuştum; bir genç evlenmiş, kayınbabası kayın validesi kurdukları yuvaya ilk kez misafir olarak ziyarete geliyorlardı eve girdikten bir müddet sonra hemen her ikisi de buzdolabına yöneliyor, açıp bakıyorlar bu olayı gören genç hemen hanıma sessizce diyor ki annem babam acıkmışlar acele bir şeyler hazırla gecikirsen çarşıdan hazır bir şeyler alayım apar topar sofra kuruldu bir güzel yenildi ama bu olay yıllarca sürdü ama hiçbir şey anlamadım, her seferinde acıkmış olamazlar diye içimden geçirmeye başladım.

Bizim kızımız evlendi, biz onu ziyarete gittik. Farkında olmadan bizde hemen buzdolabına yöneldik, açtık baktık, inceledik. Birden uyandık, birbirimizin yüzüne baktık. Demek ki yıllarca annemiz babamız aç oldukları için değil, bizim durumumuzu kontrol etmek için yapıyorlarmış. Acaba bunların durumu nasıl diye? İşte annelik Babalık ruhu budur.

Her aile ocağında ana ve babanın çok değerli bir yeri ve önemi vardır. Aile ocağında ana ve baba sayısız fedakârlıkların sembolüdürler. Onların aile, toplum ve millet hayatındaki değerini ve önemini kelimelerle anlatmak mümkün değildir. Onlar toplumun temelini teşkil eden aile çatısını oluşturan iki önemli hazinedir.
    Her insan için ana kucağı, baba ocağı, sevginin, huzurun, sağlık ve mutluluğun kaynağıdır. Bu gerçeği belirtmek için bir düşünür anne sevgisini ve şefkatini şu sözleriyle çok güzel ifade ediyor;
     “Hiçbir süs ve ziynet, bir kadını annelik sevgi ve şefkati kadar güzelleştiremez. Anne kolları, şefkatten yoğrulmuştur. Çocuklar orada derin derin uyurlar.”
    Bu sebeple ödemesi en güç olan hak, bizi yaradan, yaşatan ve sayısızca nimetler veren Yüce Allah’ın hakkından sonra ana baba hakkıdır.

    Sevgili Peygamberimiz (S.A.V)’de birçok hadislerinde ana-baba hakkında şöyle buyurmaktadırlar.
    “Anaya ve babaya itaat, Allah’a itaattir. Onlara karşı gelmek, Allah’a karşı gelmektir.”
    “Allah’ın rızası, ana ve babayı kendisinden memnun ve hoşnut etmekle kazanılabilir.” Şu Atasözümüz; “Ne ekersen onu biçersin” sen anne’ne- Baba’na nasıl muamele edersen senin Çocukların da sana öyle muamele edecektir.

www.necatiulker.com Okuyun ve okunan biri olmamız dileği ile hoşça kalın dostça kalın ama gönül kapılarınızı Asla kapatmayın.                                          

Şair-Yazar Necati ÜLKER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir