Ankara’dan sesleniş
ZULMÜN OLDUĞU YERDE HUZUR OLMAZ

İnsanı en şerefli varlık olarak yaratan Yüce Allah, ona her türlü
zulüm ve haksızlığı yasaklamıştır. Zulüm, büyük günahlardandır.
Zulüm adaletin, hak ve hukukun karşıtı bir kavramdır. Allah´ın
gazabına sebep olan çirkin bir fiildir.
Kur´an-ı Kerim´de Allah´ın kullarına zulmedici olmadığı,
zalimleri sevmediği ve zalimleri yaptıkları zulüm sebebiyle cezasız
bırakmayacağı bildirilmektedir.
Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Sakın Allah´ı zalimlerin
yaptıklarından habersiz sanma.

Ancak Allah, onları cezalandırmayı korkudan gözlerin dışarıya
fırlayacağı bir güne erteliyor.” Peygamber Efendimiz de bir hadis-i
şeriflerinde şöyle buyururlar: “Muhakkak Allahu Teâla zalime
mühlet verir, süre tanır. Ancak zalimi yakaladı mı, bir daha intikam
almadan onu bırakmaz.”
Zulüm yapmak ne kadar kötü ise zulme katlanmak, sessiz ve
seyirci kalmakta o kadar çirkindir.
Müslüman ne zulmeder, ne de zulme katlanır. Zulme
katlanmak veya seyirci kalmak zalime cesaret verir ve zulmün
yaygınlaşmasına sebep olur.
Zulmün olduğu yerde huzur olmaz. Zulümle ebedi de
olunamaz. Firavun oğlan çocuklarını öldürüp, kadınları sağ bırakıp,
halkı fırkalara bölerken zulmediyordu ve sonunu hazırlıyordu.
Onun uşakları da aynı şekilde Müslümanları bölmeye,
zayıflatmaya çalışarak sömürü üstünden yaşamaya devam
etmektedir.
Zulüm ferdi boyuttan küresel boyutlarda insanlığı ve dünyayı
yaşanmaz hale getiriyor.
Amerika, İsrail başta olmak üzere kendisinden başkasına hak
hukuk tanımak istemeyen zalim sömürgeciler ağır silahlarıyla
Kur’ân-ı Kerimin ifadesiyle “ ekin ve nesilleri yok etmeye” (şehirleri
harap etmeye) devam ediyorlar.
( Bakara 205). Zulmün en büyük sebebi iman nimetinden mahrum
olmak, Allah ve ahret duygusu taşımamak, ahlaki değerleri, hak ve
hukuku hiçe saymak, kendi menfaat ve çıkarları için başkalarını
sömürme duygusudur.
Bütün zulümleri ortadan kaldıracak hakkı ve adâleti
gerçekleştirecek yegâne ölçü Allah’ın ilahi nizamıdır.
Zulmün sıradanlaştığı, zalimlerin desteklendiği bir zaman da
devamlı zulmün karşısında ve haktan yana olan Peygamber (sav)
nasıl bütün peygamberler gibi zulmetmekten ve zulme uğramaktan
Allah’a sığınıp mücadele etmişse her Müslüman da zulme karşı
dimdik durmalıdır.
Haktan yana hak üzere olmak ne büyük bir mutluluktur.
O halde hiç kimseye zulmetmeyelim. Zulme alet olmayalım.
Zalimlere meyletmeyelim.
Üzerimizde kul hakkı varsa, hak sahibine hakkını verelim ve ondan
helallik dileyelim.
Allah´ın huzuruna zalim olarak değil, mazlum olarak çıkmaya
çalışalım.
Mazlumların bedduasından kaçınalım. Zira Peygamberimiz
(sav) şöyle buyururlar: “Mazlumun bedduasından sakınınız.
Çünkü onun duası ile Allah arasında hiçbir engel yoktur.
Mazlumun bedduası bulutlara yüklenir, Allah´ın huzuruna varır.
Allahu Teâla buyurur ki; izzetim ve celalim hakkı için az sonra da
olsa mutlaka sana yardım edeceğim.”
Unutmayalım ki; zulüm karanlıkları bir gün bitecektir.
Zalimlerin gururu bir gün mutlaka kırılacaktır. Yüce Rabbim
bizleri zulmetmekten ve zulme uğramaktan muhafaza eylesin.
Hoşça kalın Dostça kalın ama gönül kapılarınızı asla
kapatmayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir