Ankara’dan sesleniş
Zeki MÜREN GİBİLERİNİ
DÜŞÜNMEYE DEĞER

Yüce Allah’ın öyle kulları var ki düşünmeye değer, bir yanda âlim, bir yanda zalim, bir yanda aç karnını zor doyuranlar, diğer yandan “yürü ya kulum” maddi varlığının hesabını bilmeyenler.
Bir tarafta okumuş cahiller herkesi hakir gören iki lafı üst üste getiremeyenler, diğer tarafta unutulmaz eserler bırakanlar.
İlim, kültür, tarih, resim şair, yazar daha birçok Eserler bırakanlar, becerileriyle yeni icatlar bulanlar sanatın her dalındaki değerli üstatlar, Tarihimizde hayatımızın akışı içinde bunları çok görüyor duyuyor hatta yaşıyoruz.
İşte bunlardan biride harika eserleriyle, harika sesi ve yorumlarıyla, kalplerimizde unutulmaz yeri olan fakir babası Mehmetçik ailelerine güneş gibi doğan Rahmetle andığım Sanat Güneşi Zeki Müren’di.

Aziz Şehitlerimiz için siz toprağa değil kalplere gömüldünüz düsturu ile VEFA Borcudur diyerek Zeki Müren’in vefat ettiği 24 Eylül 1996 dan bu yana bazı taşınmazlarının yanı sıra 300’ü aşkın şiir, 100 yakın beste 18 filim ve bini aşkın desen çalışmasının telif gelirleriyle halen şehit yakınlarına yardım yaptığıdır.
Bu gerçekler ışığında arkamızda hoş sedalar bırakmak kadar değerli hiçbir şey yoktur.
Vesileyle sanat güneşimiz Zeki MÜREN beyefendiyi bir kez daha Rahmet ve minnetle anıyor mekânı cennet olsun dualarımla.
Hayatın akışı içinde başını iki elinin arasına koyup düşünmüyorsan Aynalara dikkatlice bakarak hayatını filim şeridi gibi dakikalar içinde aklından geçiremiyorsan, kısacası aynan yoksa eğer iç dünyanda ki kötüyle yüzleşemezsin.
Kendi yüzünü bilmediğin için hep başkalarındaki çirkinlikleri görmeye çalışırsın, vicdanın nerede olduğunu ve ne işe yaradığını bir türlü anlayamazsın.
Arada bir aynalara bakmıyorsan eğer hatta günah, ayıp ve korkularınla yüzleşmen olanaksızdır.
Aynaya bakmıyorsan eğer kendini olduğun gibi göremezsin,
Bu düşüncelerle hala bir aynaya tarafsızca bakmıyorsan eğer yaşadığın hayat bir ayna verir sana sonunda o aynada sadece keşkekler, hüzün, pişmanlık, acı ve yaşanmışlıklarla için burkulur kendini bulmaya çalışır ama işin içinden çıkamaz duruma düşersin.
Yaşadığın hayat “kabul etmeyi en acı biçimde öğretir insana.
Hayat bütün o her biri ayrı bir yıkıma sebebiyet veren ölüm, hastalık, yoksulluk, çaresizlik, haksızlık, mutsuzluk, sevgisizlik ve şu an kötü
anılardan derlemekte aciz kaldığım her acıyı/her gerçeği yaşamanız için çabalar.
Ne gariptir yine, siz o tüm kaybedişlere inat, onların olduğunu olacağını bile bile sebebini tam olarak hiç bir zaman bilemeyeceğiniz bir biçimde hayatınızı devam ettirirsiniz.
Okudunuz kitaplardan, şiirlerden; karşınıza çıkan insanlardan hayata dair pek çok özel şey öğrenebilirsiniz.
İnsanlık tarihinin en eski ve derin konusu olan hayata dair söylenen ve kendi hayatınıza tesir edecek pek çok söz vardır.
Bazen bu sözler hayatta yaşanan acımasızlıklara, üzüntülere karşı sitemi ve üzüntüyü ifade edebilir, bazen hayatı daha anlamlı kılacak özlü sözler olabilir, bazen de bize yeni bir bakış açısı sağlayacak ibret verici ifadeler olabilir.
Hz. Mevlana’nın şu iki düşüncesiyle yazımı sonlandırmak istiyorum.
Hayat Leyla’yla geçer ama gönül her zaman Mevla’yı seçer. Leyla belki bırakıp gider ama ne biz Mevla’dan ne de “O” bizden vazgeçer…
Mevlana Hayat bir nefestir, aldığın kadar. Hayat bir kafestir, kaldığın kadar. Hayat bir hevestir, daldığın kadar.
Bu düşüncelerle, Hoşça kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir