Ankara’dan sesleniş
YAŞAM AĞACININ DALLARIYIZ

Hepimiz biliyoruz ki; Orman ve ağacın önemiyle toplum hayatımızdaki yeri ve tabiattaki denge ve düzeni korumadaki rolü hakkında günümüze kadar çok şeyler söylendi ve yazıldı.
Değişik düzeydeki gazete ve dergilerin sütun ve sayfalarında zaman zaman yer alan bu tür bilimsel yazılarla halkımızın bilinçlendirilmesi gaye edinildi.
Ağaç dikmenin ve yetiştirmenin önemiyle ormanları korumanın yerine getirilmesi gereken bir millî görev olduğu dinî, içtimaî, sınaî ve iktisâdi yönlerden dile getirildi.
Böylece ağacın birçok sanayi dalında gereken hammadde ve çevre sağlığı bakımından önemli bir tabiî etken olduğuna dikkatler çekildi.

Bir taraftan mevcudun korunması, diğer taraftan da yenilerinin dikilmesi hususunda büyük küçük eğitilerek açılan kampanya ile herkeste ağaç sevgisinin uyandırılmasına çalışıldı.
Şüphesiz bu faaliyetlerin ormanları koruma ve boş yerleri ağaçlandırmada katkısı büyük oldu.
Dünyayı bir insan olarak kabul etseydik, şüphesiz ki ağaçlar da bu insanın kalbi olurdu.
Ağaçların olmaması bu insanın da var olmasını imkânsız hale getirirdi. Yahut ağaçların bitmesi, bu insanın da ömrünün bitmesi anlamına gelirdi.
İşte, ağaçlar, biz insanlar için bu kadar gerekli ve önemlidir. İçinde azıcık doğa ve insan sevgisi olan her birey, ağacı ve yeşili korumakla görevlidir. Ağaçlar ve ormanlar, ancak insanlar bu bilince sahip olduğunda varlığını sürdürebilir.
Gerek Türk kültüründe gerekse de İslam kültüründe ağaca büyük önem verilir.
Öyle ki İslam peygamberi Hz. Muhammed, ‘’Kıyametin kopacağını bilseniz bile, elinizdeki ağacı dikiniz.’’ diye buyurarak ağacın önemini vurgulamıştır.
Ağacın kaynak olarak kullanıldığı birçok alan bulunmaktadır. Ağacın en büyük yararı oksijen deposu olmasıdır. Bunun yanında sağlıklı beslenmemizde büyük önemi olan meyveler, biz insanlar için olmazsa olmazdır. Yine sanayi alanında da da ağacı kullanmaktayız. Kullandığımız kitaplar, defterler hatta kalemler bile ağaçlardan
Gerçek bir hayat hikâyesi ile yazıma devam etmek istiyorum. Bahçeli bir evimiz vardı. Hem de şehrin tam ortasındaydı.
Etrafı ağaçlarla çevriliydi. Anadolu’nun en güzel yerlerinden birinde oturuyorduk. Çok mutluyduk. Ailecek her yaz oraya gider ve vakit geçirirdik.
Bir gün babam bir teklifle geldi, O güzelim bahçeli ve etrafı ağaçlarla dolu olan evimizi müteahhide vermek istediğini söyledi.
Hepimiz buna karşı çıktık ama babam kararlıydı Çok para almak ve fazladan daire sahibi olmak istiyordu.
Sonuçta evin yerinde başka bir ev olacak çevresi duracak diyordu.
İlk bakışta kulağa da hoş gelen bir teklifti. Fakat kazın ayağı öyle değildi. Bir hafriyat alanı var ki neredeyse bütün ormanı yok edecekti. Tabi babam bunu daha sonra anlayacaktı.
Ne kadar karşı çıkarsak çıkalım fikri sabitinden geri dönmedi. Evimizi yıktılar. Etrafını kazdılar.
Devasa bir hafriyat açtılar. Babam da şaştı kaldı. Ev gitti diyordu. Baba dedim ne evi, ağaçlar, börtü böcek, diğer hayvanlar ve bitkiler hepsi gitti. O güzelim serviler, çamlar, menekşeler, akasya ağaçları ve bütün çocukluğun açılan hafriyat çukurunun içine yuvarlandı.
Hepimiz çok üzüldük ama iş işten geçti. Beton bizi yiyip bitiriyor ve bir işgalci gibi etrafımızı sararken bizden bir parça olan ağaçları da katlediyordu. Ne yazık ki çaresiz kalıyorduk, babalara karşı…
Ağacı, doğayı ve yeşili korumanın en iyi yolu eğitimdir. Bizler, ancak iyi bir eğitimle insanlara doğa sevgisini aşılayabiliriz.
Gerekirse okullarımızda doğa sevgisi konulu dersler korunmalı, bütün çocuklar bu konuda bilinçlendirilmeli. Unutulmamalı ki ağaç yaş ike eğilir.
Henüz küçük yaşlarda aşılanan ağaç sevgisi, insanlar büyüdüğünde de devam edecek ve her insan ağacın öneminin farkında olarak onu koruyacaktır.
Ağaçlar çok güzeldir; bazı ağaçlar çiçek açar, bazı ağaçlar ise meyve verir. Ağaçlar aynı zamanda verdiğimiz havayı yani karbondioksidi yapraklarına çekerek karbondioksidi oksijene çevirirler. Bu sayede bütün canlılar yaşamını sürdürebilmektedir. Eğer ağaçlar olmasaydı bizler ve tüm canlılar yaşayamazdı. Bu yüzden ağaçları sevmeli ve korumalıyız. Unutmayalım ağaçlar olmasa bizler yaşayamazdık.
Sizler de bir düşünün; ne çok ağaç tanımışızdır yaşamımızda. Ağaçlar gibi, ağaçlarla büyümüşüzdür aslında. Ne insana, ne ağaçlara kıyın. Hepimiz yaşam ağacının dallarıyız sonuçta…
Hoşça kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir