Ankara’dan sesleniş
UNUTAMADIĞIM GENÇLİK YILLARIM

Ah gençlik! Hiçbir şeyi umursadığın yok senin. Sanki dünya nimetlerinden yararlanman sona ermeyecekmiş gibi…
Kedere, acılara aldırdığın yok, onlarda bile hoş bir yön bulursun. “Ben yaşıyorum ya!..
Diye böbürlenirsin. Çünkü günlerin nasıl yıldırım hızıyla ardı ardına koştuğunun farkında değilsin
Bir ülkede, sanata ve kültüre dayalı bir yaşamı dolu, dolu yaşamak…
İşte böyle bir yaşam, insana temel bir ödül veriyor: O ülkenin sanat insanlarını tanıyor, onlarla dostluklar kuruyor, ortak anılar inşa ediyorsunuz.

Bundan güzel bir armağan, böyle dostluklardan iyi bir birikim olabilir mi? Bizim çocukluğumuzda, yokluk vardı, Geçimse çok zordu, Büyükler küçükleri sever küçükler büyükleri sayardı.
Herkes komşusuna yardım ederdi, Oğul babasının yamacında konuşmazdı, Sofralarımızda bir bulgur pilâvı, yağsız ayran,Birde kuru soğan kırdık mı yanına, İşte o zaman tadından yenmezdi,
Ne güzelmiş…
Çekirdeği bardak hesabıyla aldığımız günler. Bakkaldan tabakla reçel aldığımız, Yarısını yolda döke döke yediğimiz yoğurtlar
Teneke kutularda buram, buram kokan bisküviler, gofretler..
Ha birde leble tozu…
Çayı, şekeri ödünç istemekten utanmadığımız Kimseyi evindeki eşyaları için küçümsemediğimiz , Dört beş kardeşin aynı tabaktan yemek yiyip Kolay kolay hasta olmadığı zamanlar..
Komşu amcadan azar işitip Öğretmenden sıra dayağı yediğimiz Mızıkçılık yapanla küsüp, Ertesi gün unutarak elele oyuna daldığımız zamanlar..
Gamsız, dertsiz, tasasız, Hepimizin, biz gibi olduğu ,
Herkesin, herkes gibi olduğu zamanlar.
Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vatandaşı olarak; Gençlik yıllarımda ki sevgi saygı dolu yılları ve sokakların özgürlüğünü arıyorum.
O güzelim yılları ve o yılların adam gibi adamlarını özlemle anıyorum. Ahrete göçenlere rahmetler halen yaşayanlara sağlıklı ömürler diliyorum.
İnsanlar hatalarını anladıklarında birbirlerinden özür dilerlerdi.
“Dünyada en önemli şeyin sağlık olduğunu düşünüyorum.
Hayat, elimizden akıp gidiyor.
Hem çok çalışalım, hayatın içinde olalım, hem de kendimize zaman ayıralım. Gün geçtikçe, ben bunu çok iyi yapamadım gibi bir duyguya kapılmaya başladım.
Onun için gençlere, dostlarıma hep bunu söylüyorum: ‘Her anınızı iyi değerlendirin’ diyorum.
Tüplü siyah beyaz televizyonları, Her Salı günü akşamları televizyonda çıkan Türk filmlerini, Acıklı sahnelerde herkesin nasıl ağladığını, Televizyonun son yayını olan haber bülteni olan Güne Bakışı ve bu haberi sunan Can Akbel’in kafası kel olduğu için, Güne bakış programını Kele bakış olarak söylediğimiz günleri,
Televizyonun kapanışındaki Anıt Kabirde bulunan askerlerin İstiklâl Marşı eşliğinde Göndere bayrak çekmelerini, Ayrıca Televizyonda, Televizyonunuzu kapatmayı unutmayınız yazısı çıkıncaya kadar Televizyon başından ayrılmadığımızı.
Bu söylediklerimin hepsi benim fikir âlemimde var olan düşünceler kıymetli okurlar.
Sizler için şartlar farklı olabilir, Bu konuda önemli olan nokta şu olmalı:
Şartlar, koşullar, imkânlar ne olursa olsun muazzam bir enerjinin olduğu 20’li yaşları hem dünya hem ahiret hayatımızı kurtarabilecek şekilde değerlendirmek mümkün.
Bu ömür sermayesi de bize bunun için verilmiş, Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin bir günün öğle vaktine benzettiği gençlik kemalini zayi etmemek bizim elimizde.
Belki biraz klişe olacak ama hayatımızdaki her şey bizimle ilgili ve her şey bizim irade ve çabamıza bağlı.
Gerisini Yaradan nasip ediyor.
Zehir kutusu televizyonların sanal mutluluk haberleri ve programları ile uyuşturulduk.
İşte bunun için diyorum ki Hayatın Tadını çıkar.
Baktın olmuyor, Tadını kaçıranı hayatından çıkar. Düşüncesiyle Hoşça kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir