Ankara’dan sesleniş
UMUT HER DAİM
HAYATIMIZIN İÇİNDE OLMALI

İnsanlık tarihine baktığımız zaman, kültür ve medeniyetlerin oluşmasında dinlerin çok büyük etkisi vardır.
Denilebilir ki, kâinatın mutlak yaratıcısı olan Allah (c.c.) gönderdiği peygamberler vasıtasıyla insanoğlunun hayatını tanzim etmiş, insanı başıboş bırakmamıştır.
Bu açıdan her peygamber aynı zamanda bir uygarlık öğreticisi ve rehberi olmuştur.
Aynı dine mensup farklı toplumlar da ana kaynak olarak kutsal kitapları ve onun öğreticileri olan peygamberleri kabul etmelerine rağmen bunları kendi yaratılış özelliklerine ve kültürlerine göre
Değerlendirmişlerdir.

Milletler kendilerine özgü kültür ve medeniyetler oluşturarak varlıklarını devam ettirmişlerdir.
Dinler, kültür ve medeniyetlerin “üst sistemlerini” oluşturmuştur. Türk milleti de İslâm İnancı içerisinde gelişip büyüyen birçok müessese gibi “Fütüvvet Teşkilatı’nı da alıp kendi kültür özelliklerine göre şekillendirmiştir.
Ahilik Sistemi bu çerçeve içerinde daha çok Anadolu’da yeni bir medeniyet hareketine dönüşmüştür denilebilir. Ahilik, medeniyetimizin en önemli ve parlak kuruluşlarından birisi olmuştur. “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalış.” Bu rivayet, hadis kaynaklarında vardır.
Bu hadis, dünya için olsun, ahiret için olsun, yapılacak işlerin ciddiyetle ele alınması gerektiğine işaret etmektedir.
Yarın ölecek olan insan, bütün dünyevi işlerini unutur ve samimi ve ciddi bir şekilde ahiretine yönelir. Hiç ölmeyecek olan insan da, yapacağı işlerin ileride sonsuz seneler bu onun kendine fa ideli olabilmesi için yaptığını sağlam ve dayanıklı, güzel yapması gerektiğini düşünür.
Bu yönüyle bu hadis hem dünya hem de ahiret işlerini, özenle yapmak gerektiğine dikkat çekiyor.
Bir milleti meydana getiren fertler, iman, ahlak ve şahsiyet olarak ne kadar güçlü olursa, acıda, tatlıda, varlıkta ve yoklukta, zor ve rahat günlerde birbirinden kopmayacak şekilde birbirine gönülden gelerek kenetlenirse o millet sarsılmaz bir millet haline gelir.
Bilinçaltınızı olumlu bir yapıya kavuşturmanın en etkili yolu, önce konuşmalarınızın içinde bulunan ve zararsız gibi görünen olumsuzluk taşıyan çok küçük ifadeleri çıkarıp atmaktır.
Sonra da düşüncelerinizi kontrol altına alıp en küçük olumsuzluk düşüncesinden başlayarak büyük olumsuzluk düşüncesine doğru onların önce bilincine varıp vücuttaki ve yüzümüzdeki meydana getirdiği kasılmaları gevşetmek ve onları kaslarımız sayesinde vücudumuzdan akıp gitmesini sağlamaktır.
Bir insan nasıl düşünürse öyle yaşar.
Neler gördük, neler yaşadık ömrümüzce, kimini zorunlu kimini gönlümüzce…
Umut her daim hayatımızın içinde olan, bizler için değerli bir kavramdır. İnsanın umut olduğu sürece var olduğu da bilinen bir gerçektir.
Bu nedenle günlük hayatta karşı karşıya kaldığımız her bir durumda umut sözleri söyler, ümitlere sarılırız.
Birçok düşünürün, yazarın ve şairin eserlerinde ümide bu kadar bağlı kalması da aslında onun hayatımızın içinde olmasından kaynaklıdır.
Umut ile ilgili sözler, bizi hayata bağlayan ve içimizi ferahlatmaya yarayan ifadelerden oluşur.
Kendimizi nasıl görerek, yılları deviriyoruz hiç düşünüyor muyuz? Misal şu anda mı, anılarda mı, umut dolu yarınlarda mıyız.?
Her şeyin yok olduğu anda bile, ümit vardır.
Hoşça kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir