Ankara’dan sesleniş
TOPLUMLAR DAİMA KÜLTÜRE
DEĞER VERMEK ZORUNDADIR

Günümüz dünyasında kültürün önemi her geçen zaman diliminde daha bir ortaya çıkmaktadır. Kültür, yaşama ve mücadele vasıtasıdır;
İnsan, kendini korumak ve yüceltmek, soyunu devam ettirmek için maddî ve manevî varlıklara muhtaçtır; beslenmeye,
Giyinme, barınmaya, korunma ve savunmaya yönelik ihtiyaçlarım karşılamak amacıyla ham maddelerin kullanılır hâle getirilmesini sağlayacak aletler maddî; kişi ve toplum davranışlarını ve ilişkilerini düzenleyen ortak düşünceler, kurallar, duygu, heyecan ve hayal dünyasını doyuran inanışlar, sanat ve edebiyat eserleri manevî vasıtaları oluşturur.
Onun için insanın bulunduğu her yerde ve her zamanda kültür
vardır.

İnsanoğlu sahip olduğu zekâsıyla diğer canlılardan ayrılır. İnsanın sahip olduğu bu büyük güç, ona bugün bütünüyle bir mutluluk getirememiştir.
Savaşlar, işgaller, menfaat odaklı eylemler, şiddet
Olayları, cinsel istismar, sosyal bunalımlar, tüketim çılgınlığı her geçen gün artmaktadır.
Bu sorunların üstesinden gelmek için insanın zekâsını yapıcı yönde kullanması ve hırslarını kontrol altına alması gerekmektedir.
Bunu başarmak için de bir topluma ait kültürel değerler yeni nesillere aktarılmalıdır.
Gerçek şudur ki insanın isteklerinin sınırı yoktur; kişi her zaman ve her yerde isteyen, fakat isteklerini sınırlandıramayan bir yaratıktır.
Buna karşılık ihtiyaçları giderecek kaynaklar sınırlı olduğu için arada denge kurulması zorunludur.
Ayrıca ihtiyaçları karşılayacak maddenin de kendine göre bir yapısı, bir direnci vardır;
Onu her zaman istenilen şekle sokmak mümkün değildir. O halde kişi iki önemli güçlük karşısındadır: Kaynakların sınırlılığı, maddenin yapısından doğan direnç.
Başka bir engel daha var. Kaynaklardan elde edilecek maddeyi, ihtiyacı karşılayacak şekle sokacak olan
insanın gücü, ne denli yaratıcı olursa olsun, yine de sınırlıdır; kişi bu sınırda durmak zorundadır.
Gözlenen odur ki genellikle kültür alış verişlerinin yönünü yaratıcı güç belirler.
Yeterli ve gerekli yaratıcı güce sahip olmayanlar, ileri düzeye ulaşamayanlar dışa, daha doğrusu başkalarına muhtaç
duruma düşerler; yabancı kültürlerin istilâsına uğrarlar.
Daha da kötüsü ülkelerinde yeterli kaynak bulunduğu hâlde gereken ölçüde güçlü olmayanlar da yabancıların buyruğu altında yaşamak zorunda kalırlar.
Yabancılar kaynaklardan elde ettikleri varlığı alıp götürürken onlar yokluk içinde uzaktan bakarlar, maddî perişanlık içinde ömür sürmekten, bağımlılıktan kurtulamazlar.
Bu durumda dikkate değer bir mesele ortaya çıkmaktadır.
Kültür aynı zamanda bir mücadele vasıtasıdır. Çünkü insanlar ve toplumlar daima tehlikelerle karşı karşıya geldikleri için korunma ve savunma amacıyla mücadele içinde yaşarlar.
Tehlikeler tabiat olaylarından, vahşi canlılardan ve yine
İnsanlardan gelir; kaynakların, dünya nimetlerinin paylaşılmasında, ele geçirilmesinde ve korunmasında insanlar ve toplumlar sürekli savaş hâlindedirler.
Bu tür mücadelelerin kazanılması vasıtalara, silahlara, dolayısıyla kültüre bağlıdır: güçlü kültüre, üstün mücadele vasıtalarına sahip olanlar zafere ulaşır, varlıklarını
Korumak ve yüceltmek, saylarım yükselterek devam ettirmek imkânını elde ederler.
Yeni bir kültüre erişemeyenler ise geri ve bağımlı durumda kalırlar. Onun içindir ki insanlar ve toplumlar daima kültüre önem ve değer vermek zorundadırlar.
Hoşça kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir