Ankara’dan sesleniş
SAVAŞLAR AKIL DIŞIDIR
DUYARLI OLMALIYIZ

Bizzat, doğanın mucizesi olan insanı yok ettiği ve sakat bıraktığı gibi, insanlığın on binlerce yıldan beri kahırlı araştırmalarla, büyük emek ve çabalarla yarattığı maddi ve manevi değerleri yani uygarlığı yıkıma uğratmaktadır.
Yaratılan maddi kaynakların önemli bir bölümü, sağlık ve eğitim sorunlarının çözümü, açlığın tamamıyla yeryüzünden silinmesi ve insanların refah düzeyinin artırılması yerine, kitlesel imha silahlarının geliştirilmesine ve satın alınmasına ayrılmaktadır. Şu bir gerçek ki savaş, insanlığın ilerlemesinin önündeki en büyük engeldir.
Dünyaya geldiğimiz andan itibaren çevremizdeki insanların etkileriyle yoğrulup, şekilleniyoruz.

Öyle ki bebeklikte anne ve babamızın ilgisi ve bakımı sayesinde büyüyüp, besleniyoruz.
Sonrasında da hayatımıza giren öğretmenlerimizin, arkadaşlarımızın ve dostlarımızın bizlerde bıraktığı izlerle birlikte kimliğimizi bulup, ortaya koyuyoruz.
Gelelim esas konumuza şimdi dünya yetim doldu, savaş (işgal) yetimleri…
Her akşam misafir oluyorlar evlerimize ufacık bir ekran ardından, Hem öyle değil, kolsuz bacaksız, kan revan içinde…
Dünyaya mahzun, çaresiz bir edayla, yürekleri delercesine bakan o kadar çoklar ve o kadar sık misafirimiz oluyorlar ki; yüreklerimizi çıkardık ve taş bağladık yerine, vicdanımızın çığlığını bastırmak için.
Bu yaşam süreci içerisinde kısmen doğuştan getirdiğimiz kısmen de çevremiz sayesinde geliştirdiğimiz ve güçlendirdiğimiz merhamet, ahlak, vicdan gibi bazı anlamlar ve duygular üzerine dair fikirlerimiz oluşuyor.
Şüphesiz kavramlar üzerine en büyük ilerlemeyi ve yolu da çocukluk dönemlerinde kat ediyoruz.
Yani her şeyin kayıt altına alındığı, gözlemlenerek öğrenildiği ve içselleştirildiği dönemlerde.
İşte tam da bu sebeple ebeveynlerin öncelikli vazifeleri haline geliyor çocuklarına bu tür kavramları anlatma görevi,yardımseverliği, merhametli olmayı ve ahlakı ama en başta da vicdan sahibi olabilmeyi öğretmek istiyoruz bu da bence gayet doğal bir istek.
İnsanlar olarak, olaylar karşısında verdiğimiz tepkiler değişiklik gösterebiliyor.
Kişilerin karakteristik özellikleri de bu konuda etkili oluyor. Bazı insanlar daha öfkeli ve sert bir yapıya sahipken bazıları ise kırılgan.
Bazıları yüksek empati yeteneğine sahipken bazıları ise son derece duyarsız.
Toplumsal bir varlık olan insan, çevresine karşı duyarlı olmak durumundadır.
Günümüzde teknoloji ilerledikçe duyarlık azalıyor, insanlık kayboluyor nerdeyse.
Duyarlı insan azaldığı için, günümüzde yaşamda zorlaştı. İnsan değerini bilmiyoruz. İnsan değeri azaldıkça, kopukluklar çoğalıyor.
En büyük eksiklik ise, hoşgörü ve duyarlılığın olmayışı…
İnsanlar birbirini tanımaya özen göstermeli.
Akıllı insanlardan faydalanmayı, söylenenleri dinlemeyi bilmeliyiz.
Yardımlaşma, dayanışma, alçak gönüllülük, affedicilik, yol göstericilik yaşarken kazandığımız hasletler olmalıdüşüncesiyle
Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “yurtta sulh, dünyada barış” ülküsünün gerçekleşmesi dileklerimle, Hoşça kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir