Ankara’dan sesleniş
RECEP, ŞABAN, RAMAZAN

Üç aylar! Esasen buna gerçek ve ilahî gündemimiz de diyebiliriz.
Bizi yıpratan, kirleten ve Rabbimizden uzaklaştıran sahte gündemden kurtuluşumuza vesile olacak göz aydınlığımız bir gündem içindeyiz.
Zira Cenab-ı Hak, bu aylarda af ve mağfiretini, nimetlerini sağanak sağanak yağdırıyor.


Recep, Şaban ve Ramazan aylarının bütün gün ve geceleri sürpriz feyiz ve bereketlerle dopdoludur.


Üstelik bu aylar içinde bulunan Regâib, Mi’râc, Berât ve Kadir geceleri, hiçbir maddî ve dünyevî ölçüyle değerlendirilemeyecek kadar ilâhî ikramlarla donatılmıştır.

Aslında biraz gönül uyanıklığı, dikkat ve samimiyetle bu günlerin ve gecelerin feyzinden yararlanabilirsek manevi yoldaki pek çok eksiğimizi telafi edebilir ve günahlarımızdan arınıp tertemiz hale gelebiliriz.
Peki ne yapalım? Bu fırsat aylarını dolu, dolu nasıl değerlendirelim?
Bu günlerde müminler, birbirleri ile tebrikleşmeli, birbirlerini yemeklere çağırmalı, çocuklar sevindirilmeli, fakirlerin gönlü alınmalı, anne-babanın, piri fani olmuş ihtiyarlarımızın duaları alınmalı, Toplumumuzun, gayrimüslim kültürlerin tahribatına maruz kalmış eğitim sistemimize, yeme içmemize, giyim kuşamımıza sahip çıkılmalı ve aslımıza dönmeliyiz.
Hasılı bu aylar daha canlı ve daha verimli yaşanmalıdır. Bütün bu yapılanlar bir yarış havası içinde yapılırken ihlası biran dahi elden bırakmamaya da azami dikkat gösterilmeli.
Zira ihlasla yapılan küçük bir amel, ihlas sız yapılan pek çok amelden üstündür.
Bu sayede hem cemiyete huzur gelmiş, hem de manevi bir atmosfer meydana getirilerek, günahlarımızdan dolayı maruz bırakıldığımız bugünün musibetlerinden azat olmaya ve ilahi rahmetin celbine zemin hazırlanmış olur.
Üç ayların içindeyiz. Recep, Şaban ve Ramazan aylarının kendine has bir hazzı ve neşesi vardır.
Yüce Allah’ın müminlere ikram ettiği faziletli ve feyizli bir zaman dilimidir üç aylar…
Gelişi bizlere, mukaddes bir zaman dilimine girişimizi hatırlattığı gibi ömür yapraklarının da bir bir döküldüğünün habercisidir.
Evet, hayat su gibi akıp gidiyor. Dün, hatası ve sevabı ile geçmiştir. Gelecek günleri yaşayacağımıza dair bir garantimiz de yok. İmam Gazâlî’nin buyurduğu gibi; “Ömür dediğin üç gündür. Dün geçmiştir, yarın meçhuldür. O halde ömür dediğin bir gündür.” Bir günlük ömrün kıymetini bilmek, yaratılış gayemize uygun olarak sadece Allah’a itaat etmek ve O’nun rızasını kazanmakla mümkündür.
Zaman hızla akıp gidiyor. Daha bir önceki Ramazân-ı Şerîf sanki dün gibi hafızamızda tazeliğini koruyor. Receb, Şaban ve Ramazan; mübarek üç ayların içindeyiz elhamdülillah. Eskiden büyük zâtlar Ramazan’dan sonra 6 ay o Ramazan’ın kabulü için dua eder, 6 ay da bir sonraki Ramazan’a kavuşmak için dua ederlermiş.
Rabbim bizlere de yaklaşmış olduğumuz bu seneki Ramazan’a kavuşmayı ve hakkıyla ihyâ edebilmeyi nasip eylesin. Amin.
Bu mübarek geceler de sevgi ve hoşgörü ortamının gelişmesine, kardeşlik ve beraberliğimizin güçlenmesine, insani ve ahlaki yönlerimizin yeniden ön plana çıkmasına gayret göstermeli, başta şehrimiz ve ülkemiz olmak üzere tüm dünyada kardeşlik ve huzurun hâkim olması için dua etmeliyiz.
Rabbimiz bu üç ayları hakkıyla ihya edebilmeyi nasip eylesin ve bu mübarek ayları İslam ümmetinin dirilişine, birlik ve beraberliğine, kardeşliğin pekiştirilmesine ve kendisine yakınlaşmamıza vesile kılsın. (Âmin)
Hoşça kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir