Ankara’dan sesleniş
NE MUTLU GURBETTE
GURBETİ YAŞAYABİLENLERE

Âşık Veysel’in; “Kendim gurbet elde, gönlüm sılada” dediği gibi yaşamış olduğumuz dünya gurbetinde, gönlümüzde sılaya olan özlem ile tüm insanlarla barış içinde yaşayabilirsek mutluluğu yakalamış oluruz.
Makûs talihimiz olan yoksulluk diyelim, kader diyelim ne dersek diyelim.
Bizleri gurbet hayatına atan çeşitli sebepler ile uzaklardayız. Kimimiz aş için çıkmışız yollara, kimimiz okumak, kimimiz iş gereği her ne sebeple olursa olsun gurbetteyiz.
Sıladan uzak, özlem dolu hasret, dolu yüreğimizle ah çekip zaman gelse de görsek havasını suyunu, toprağını, küllüğünü, özlediğimiz sılamızı, Gitsek görsek diye zamanı iple çeker misali günler sayarız.
Ya da Bayramların gelmesini dört gözle bekleriz.

Düşün ki sevdiklerinden doğup büyüdüğün topraklardan çok uzaklardasın.
İşte o vakit bir hüzün kaplar içini düşünürsün ilini ilçeni yakınlarını dostlarını özlediğini anlarsın.
Ne sebeple olursa olsun, gurbete gidildiğinde, hep önünde sonunda sılaya dönme arzusu vardır, Ancak, bu çoğu kez mümkün olmaz. Çünkü önceleri okul ve iş, sonra çoluk çocuk, daha sonra onların eğitimi vs. derken bir de bakmışsın ki, seneler geçip gitmiş. Geriye dönüp bakarsın ki zaman içinde gurbet sılaya, sıla da gurbete dönüşmüş, Artık sıla hasreti içini yakıp kavursa da gurbetten zor vazgeçersin.
Gurbet elbette bağrında sadece olumsuzlukları barındırmaz. Gurbetin bize sunduğu sayısız nimetler de mevcuttur.
Gurbetin bize verdiklerine baktığımızda yıllar boyu vaz geçilmez bize öğrenim imkânı ve iş imkânı veriyor.
Çocuklarımıza önemli bir oranda daha iyi bir eğitim ortamı sağlıyor.
Sağlık kurumlarının çokluğu ve kalitesiyle bize rahat tedavi kolaylığı sunuyor.
Sıladan uzaklaşma ihtiyacı duyduğumuzda müşfik ve cömert bir misafirperver gibi bize bağrını açıyor.
Sosyal çevremizin genişlemesine, yeni dostluklar edinmemize vesile oluyor.
Bizi olgunlaştırıp, hoşgörü sahibi yapıyor,Bize sevmeyi, saymayı ve affetmeyi öğretiyor.
Bizi sıladaki olayları, daha rahat tahlil ve muhakeme etmeye yöneltiyor.
Gurbette ayrıca azınlık psikolojisi de gelişiyor, Özellikle de adaptasyon sıkıntılarının yaşandığı dönemlerde, kendini başkalarına göre güçsüz hissetmenin verdiği ruh haliyle, hemşeriler birbirleriyle daha fazla ilgileniyorlar.
Memlekette birbiriyle pek samimi olmayan insanlar bile, gurbette daha iyi bir münasebet içinde olabiliyorlar. Sırası geldiğinde, ekmeklerini, daha kolay paylaşabiliyorlar.
Hayat çok inişli çıkışlı ne ile karşılaşacağımız belli olmuyor. Ayaklarımızın üzerinde durmak zorundayız.
Neticede gurbet, bazen iş, okul, ev-bark ve güzel imkânlar; bazen de sıkıntı, cefa, çile, keder, hasret ve sıladan kaçıştır.
Gurbet aynı zamanda sıla hasretini var eden ve sılayı güzelleştirendir. Kısacası, nimetleriyle ve külfetleriyle gurbet, bir mecburiyettir, Ne diyelim? Keşke, ekmeğimizi ve istikbalimizi sılada kazanma imkânımız olsaydı da hep yakınlarımızla, beraber olsaydık.
Hoşça kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir