Ankara’dan sesleniş
İNSANLAR DA GÜVEN ORTAMI KALMADI

Eskiden evler birbirine uzak iken insanlar birbirine daha yakındı.
72 yaşında geriye dönüp 40 yıl öncesine yani Geçmiş
Yıllardaki ticaretin daha dürüst ve temiz yapıldığını insanların birbirlerine güveni olduğu yılları çok iyi hatırlıyorum.
O yıllarda ticaret yapan insanlar birbirlerine çok güvenirdi.
İnsanlar bir birlerine söz verdiği zaman o sözü mutlaka yerine getiriyordu.
Son 30 yıldır gördüklerimde ise bu sona ermeye başladı.
Hiç unutmam oğlum benden bir hediye istemişti oldukça pahalı bir oyuncaktı dedim oğlum daha sonra alırız inşallah baba alma ama söz ver bana alacağını demekle verilen sözleri çocuk bile benimsemiş oluyordu.

İnsanlarda ki en büyük sıkıntı güven olmamaya başlaması, İnsanların birbirlerine verdikleri söz yerine getirilmiyor.
Verilen çekler senetler ise boş çıkıyor. Bu çek senet konusunda yasal unsurunda zayıf olduğunu görüyoruz. Çekler senetler inanılmayacak boyutlarda karşılıksız, çıkabiliyor.
Buda ticarette ahlaklı, düzgün olmayan kişiler için fırsat oluyor. Günümüzde yanlış ama gerçek bu düşüncede olanların sayısı azda değil az olsun benim olsun düşüncesindeler.
Komşuluk ilişkisinde akrabalık ve kan bağı söz konusu olmadığı halde Türk kültürünün egemen olduğu coğrafyada komşuluk ilişkileri, nitelik itibarı ile sıcak, samimi ve teklifsiz bir ortama dayanırdı.
Türk halkı komşuluk ilişkilerine büyük önem verirdi.
Bunu atasözlerimiz ve deyimlerimiz en güzel şekilde anlatır; “komşuluk hakkı”, “komşu komşunun külüne muhtaçtır”, “hayır dile komşuna, hayır gelsin başına”, “ev alma, komşu al”, “komşuluk kardeşlikten ileridir”. Bu atasözlerinin bir kısmının kaynağı çok eskilere dayanmaktadır.
Ailenin sıkıntılı veya neşeli anları ilk anda daima komşu ile paylaşılırdı. Doğum, ölüm, nişan, düğün, asker yolcu etmek gibi örf ve adetlerimizde dayanışmanın ilk halkasını komşular teşkil ederdi. İslam dinine göre hak ve sorumluluklar açısından, aile fertlerinden sonra komşular gelirdi.
Ülkemizde köy, kasaba ve geleneğe bağlı toplum kesimlerinde iyi komşuluğa büyük önem verilirdi.
Komşuya saygılı olmaya, uyum içinde birlikte yaşamaya, gerektiğinde birbirine yardım etmeye ve dayanışma içinde bulunmaya özen gösterilirdi.
Fakat günümüz toplumlarında ve ülkemizde de sosyal ilişkiler özellikle büyük şehirlerde toplumsal değerler kaybolmaya yüz tutmuştur.
Bir gerçeğin daha altını çizmemiz gerekiyor son yıllarda dünyayı saran iletişim çağı iletişimsizliğin ortaya çıkardığı sorunlar herkesçe kabul edilmesi gereken bir gerçektir.
Giderek bencilliğin ön plana çıkması insanları komşularından habersiz bir şekilde yaşamaya itmektedir.
Büyük kent hayatı geleneksel komşuluk ilişkilerini büyük ölçüde etkilemiş ve değiştirmiştir.
Hızlı ve plansız şehirleşme, sanayileşme ve benzeri etkilerin yarattığı kültür şoku sonucunda komşuluk ilişkileri zayıflama hatta yok olma eğilimi göstermektedir.
İyi komşuluğun sınırı daralırken, kötü komşu ve komşular arası anlaşmazlıkların yoğunluğu ile iletişimsizlik dikkati çekmektedir.
Bunun yanında en yakınımızda yaşayan insanlardan habersiz olmak insanlığa yakışmayan bir nitelik olarak değerlendirilebilir.
Bu nedenle öncelikle en yakınımızdaki insanlardan başlayarak din, dil, ırk, sosyal statü, ekonomik statü ayrımı yapmaksızın eşit ve ölçülü bir biçimde komşuların gözetilmesi gerekmektedir.
Eskiden evler birbirine uzak iken insanlar birbirine daha yakındı. İnsanlar ve komşular arasında sevgi, saygı, hürmet, yardımlaşma ve dayanışma duygusu hâkimdi.
Bugün ise büyüyen şehirlerde, apartmanlarda iç içe oturulsa da insanlar birbiriyle tanışmaktan uzak durmaktadır.
Oysa yeni komşuya hoş Gelin’e gitmek ve bir ihtiyacının olup olmadığını sormak, ihtiyacı varsa karşılamak, duruma göre onu davet etmek, komşuda hasta varsa ziyaret etmek, yardım etmek, yalnızsa bir çorba pişirmek, küçük çocuğu varsa ona bakmak, düğünü varsa yardım etmek, öleni olmuşsa yalnız bırakmamak, küçük çocukları ile ilgilenmek, yemek vb. şeyler götürmek, komşu dedikodusuna meydan vermemek, bayram gibi özel günlerde ziyaret etmek, tanşılmasa bile karşılaşıldığında selamlaşmak, gönül alıcı birkaç söz söylemek, aileden sonra en yakın tanışlık biriminin komşular olduğunu unutmamak;
Kısacası yakın komşuyu bir dost kabul edip yaşamına müdahale etmeden dengeli ve ölçülü ilişkiler kurmak oldukça güzel ve yapılması gereken davranışlardır.
Bu davranışların bir kısmını dahi gerçekleştirmek modern hayatın koşuşturmacası içinde insana verilen değeri ifade ettiği için önemlidir.
Bir yazar derki Hayatta iki şeye güveniyorum.
Biri aynaya baktığımda gördüğüme, diğeri yukarı baktığımda göremediğime.
Hoşça kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir