Ankara’dan sesleniş
İLAÇ NEYE YARAR VADE GELMİŞSE EĞER

Ruh hali ve zihin durumundaki değişiklikler genelde beslenme
yetersizliklerinin sonucudur.
Bunlardan kaçınmak için, sağlıklı ve dengeli bir beslenme
sürdürmenin yanı sıra, hareketsiz bir yaşam tarzından kaçınmak
önemlidir.
Beşeri ilaçları üreten şirketlere karşı büyük bir güvensizlik var.
Zira Doktora gittiğimizde her nereden şikâyet etmişsek bir ilaç
yazıyor yani on yerden şikâyetçi isek on, on iki adet ilaç yazılıyor
Kısacası leblebi gibi ilaçları yutuyoruz.
Geçmiş tarihimize baktığımızda bunun için geçerli sebep çok.
Buna rağmen bir yerde sınır çizmek gerekir zira bu güvensizlik
sağlığımızı tehlikeye atacak kararlar almamıza sebep olabilir.

İlaçların prospektüslerini okuduğumuzda yan etkisi olmayan bir tek
ilaç yok, buda gösteriyor ki belki de yavaş yavaş ilaçlarla
zehirleniyoruz farkında değiliz,
O yüzden her söylenenlere körü körüne inanmamak, eleştirel
yaklaşmak iyidir diye düşünüyorum.
Bunca hastalık eskiden yoktu, bunca hastane bunca uzman hekim
çeşidi yoktu, birileri insanlar üzerine etki yapacak mikroplar yayarak
kimyasallı gıdalar yapıyorlar diye düşünmemek elde değil.
Bir başka tehlike; GDO’lu tarımsal üretim daha fazla verim, daha çok
gelir düşüncesi hedeflenerek benimsenmiştir. Bu üretimin %50’lik
kısmı ABD’de oluşmaktadır.
Örneğin 1998 yılında GDO’lu üretim sonucu gıda miktarı 6
katına çıkmıştır.
Son dönemlerde Avrupa Birliği ülkeleri arasında, Yunanistan,
Avusturya, Macaristan, Polonya, Fransa, Almanya gibi ülkeler
kimyasal maddeli bu gıdaları oluşturmayı bırakmıştır.
Ülkemizde; Bilimsel araştırmalar ne aşamada bilemiyorum.
İlaçlar yerine işe yaramayan ürünleri “DOĞAL” Diyerek
pazarlayanların tuzaklarına düşmemek lazım.
İlk planda sağlığın korunmasını, sağlıklı olmak için bütün
tedbirlerin alınmasını emreden İslâm dini, hastalandığı zaman tedavi
olmayı da emretmiştir. Üsame b. Şerîk’den nakledildiğine göre
bedevîler Peygamber Efendimiz (s.a.s)’e gelip, “Ya Resulullah!
Tedavi olalım mı? diye sorduklarında Efendimiz (s.a.s): Tedavi
olunuz. Çünkü Allah yaratmış olduğu her derdin devasını da
yaratmıştır.
Ancak bir dert hariç.
O da ihtiyarlıktır.”(Ebû Davûd, Tıb, buyurmuştur.
Başka bir hadis-i şerifte de “Her derdin bir devası, her hastalığın bir
ilacı vardır. Hastalığın ilacı bulunduğu zaman aziz ve celîl olan
Allah’ın izniyle iyileşir” (Müslim, Selâm, 69) buyurmuştur.
Ancak dert, sıkıntı, keder ve hastalıklardan kurtulmak için okuyup
Allah’a dua etmek ayrı şey, büyü, efsun ve üfürükçülük ayrı şeydir.
Bunlar birbiriyle karıştırılmamalıdır. Büyü, efsun ve üfürükçülük gibi
batıl şeyler dinimizde kesin olarak yasaklanmıştır.
Bilinçli olmamız gerekir İlaç neye yarar vade gelmişse eğer
Sağlık, artık insan üzerinden rant elde etmeye yönelik bir hale
getirildi.
Her gün hastane koridorlarını doldurup şifa bekleyen hastalar
gerçek anlamda dertlerine deva aramaktalar.
Sonuç olarak ‘’ Allah’ın takdir ettiği ömrü, kimse ne uzatabilir, ne de
kısaltabilir ‘’ . Demekten başka çaremiz gözükmüyor.
Büyük Türk Hakanlarından Kanuni Sultan Süleyman’ın hastalık
anında söylediği;
“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet
cihanda, bir nefes sıhhat gibi”. Sözü, sağlık hakkında söylenmiş çok
önemli bir sözdür. Gerçekten de sağlığımızı kaybettiğimiz, geçici bir
hastalık anında, basit bir soğuk algınlığı, grip gibi bir hastalıkta bile,
gücümüzü kaybedince, acılarla baş başa kalınca bu sözün önemini
daha iyi anlıyoruz.
Bir de dert ve hastalıklardan kurtulmak için okuyup dua etmek,
doktora gidip tedavi olmaya engel değildir. Dinimiz bunu da
emretmiştir.
Dünyaca ünlü Türk Doktor Mehmet Öz, sağlıklı bir ömür için Türk
kahvaltısını önerdi: Zeytinimiz beyni besler. Keçi sütünden yapılan
peynirler kilo aldırmaz. Bal kaymak ikilisi günlük enerji ihtiyacınızı
karşılar….
Sağlıklı ve dinç kalarak uzun bir ömür sürebilmek insanın yapacağı
çabalara bağlıdır.
Sadece nefes alıp vermek yaşamak değildir. Aldığımız her nefesin
anlamını, değerini ve önemini bilerek ona göre hareket etmeliyiz.
Allah buradaki, herkese sağlıklı ve uzun ömürler versin huzurlu bir
ömür sizinle olsun.
Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir