Ankara’dan sesleniş
İKI ŞEYIN ELDEN GITMEDEN DEĞERINI
TAKDIR ETMEK ZORDUR:
BIRI SAĞLIK ÖTEKI DE GENÇLIKTIR.

Her şeyi kafaya takmak, yaşamdan keyif alınacak anları kaçırmak anlamına gelir.
Buradan yola çıkarak Aile Kurumu, yapısı ve işlevleri bakımından alternatifi olmayan bir kurumdur.
Aile, çocukların bakımı ve yetiştirilmesi, yeni kuşaklara
Kültürel kimliğin ve değerlerin kazandırılması, tarihsel ve toplumsal bilincin aktarılmasında birey ve toplum arasında bir köprüdür. Sağlıklı bir aile yapısı bir insanın hayatta sahip olabileceği en değerli hazinedir.
Ailelerimiz, kim olduğumuzu, kişilik yapımızı, nereden gelip nereye gittiğimizi, hayata ve olaylara bakış açımızı, sahip olduğumuz olanak ve güçleri etkiler.

Ailelerin bireylerine sağlayabilecekleri manevi güçler, olumlu değerler ve birliktelik duygusu, kişinin kendisini hayatta güçlü hissetmesini ve problemlerle başa çıkmasını kolaylaştırır.
Köylerde yaşayan için değil belki ama kentlerde yaşayan ve iş yoğunluğu nedeniyle tempolu çalışan insanlar büyük bir tehlike altındadır.
Özellikle saate karşı yaşayan ve haftanın 5 veya 6 günü çalışmak zorunda olan insanlar bu tehlikenin özneleridir.
Çok çalışmak, yoğun olmak – tabi işsiz olmaktan iyidir- ama asıl mesele yoğunluğun getirdiği yükten dolayı kişinin kendisini dinleyememesidir daha doğusu dinlenememesidir. Hele kişinin zamanı kısıtlı, zevk alacak uğraşıları yoksa zamanla enerjisi tükenecek, hayata küsecek, çabuk yıpranacak ve hızla kendinden ve çevresinden uzaklaşacaktır.
Yorgun, argın ve yeterince dinlemeyen insan kendini işine veremeyecek, doğru ve anlamlı ilişkiler kuramayacak, somurtkan ve asık suratlı; yaptıklarından daha çok yapamadıkları ve yapamayacakları yüzünden bir ömrü heba edecektir.
Oysa çalışmanın içinde dinlenmekte vardır. Dinlenme olmayan bir çalışma eksik ve yanlıştır.
İşin özü de ne kadar yoğun ve sıkı çalışmışsa insan dinlenme de o kadar uzun ve derin olmalıdır.
Yaşlanma süreciyle birlikte yaşlılarda gerilemeler meydana gelmekte, gözle görülür yetersizlikler ortaya çıkmakta, günlük yaşam aktiviteleri ile ilgili zorluklar yaşanmaktadır.
Yaşlılarda meydana gelen bu değişimler,
Bireylerin günlük yaşam aktivitelerini sınırlayarak yaşam kalitelerini olumsuz yönde etkilemektedir.
Bazı insanlar içe dönük, bazılarıysa dışa dönük bir kişiliğe sahiptir. Bazıları mümkün olduğunca az ve öz insandan oluşan bir sosyal çevreyi tercih eder, kimi insanlar ise kalabalık gruplarda vakit geçirmekten hoşlanır.
Her insanın kişiliği, huyları, hassasiyetleri, beklentileri, hayalleri ve hedefleri bir diğerinden farklıdır.
Bazen kendimizi sürekli yorgun, bitkin, halsiz hissederiz ve her gün vücudumuzun farklı bir yeri ağrır.
Hiç bir şey yapmak istemeyiz, hiç bir iş yapmasak da her yerimiz ağrır adeta. Doktora gideriz ve doktorlar da hiç bir şey bulamazlar.
Aslında sağlıklıyız hasta değiliz fakat neden kendimizi iyi hissedemiyoruz.
İnsanın kendisi gibi olması kadar güzel bir şey yoktur. Kimseyi mutlu etmek zorunda da değiliz.
Kimseye ve hiçbir şeye zarar vermemek temel ilkedir.
Mutluluk içinde huzurlu bir yaşam için kendimize vakit ayırmak kendimize yapacağımız büyük bir iyiliktir.
Dinlenmeyi becermeyi de bir şekilde öğrenmeliyiz.
Hoşça kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir