Ankara’dan sesleniş
HUZUR EVLERİ

Farklı evrelerden geçirilerek yaratılan insan, dünyaya gelişinden itibaren ilahî takdirin gereği çeşitli dönemler yaşamaktadır.
Bu safhaların en önemlilerinden biri de hiç şüphesiz yaşlılık devresidir. İnsanın dünya hayatındaki bu son dönemi, artık geri dönüşün mümkün olmadığı zaman dilimidir. Çoğu insan, bunu yaşayacaktır.

Günümüzde Türkiye’de yaşlılara sunulan sosyal hizmetlerden biri de huzurevleridir.
Modernleşme ve kentleşme süreci ile birlikte yaşlı bireylerin bakımı noktasında profesyonel yardımın gerekliliği açık hale gelmiştir.
Huzurevleri yaşlının alışık olduğu aile ortamından sonra, modern toplumun bir gereği olarak modern toplum bireylerine günlük yaşamlarını devam ettirebilmeleri noktasında hizmet veren profesyonel yapıda kurumsal bir oluşumdur.
Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de teknoloji ve tıptaki ilerlemelerin bir sonucu olarak, insanın ortalama yaşam süresi uzamıştır.
Bu yüzden yaşlı nüfus daha da artmaktadır. Ayrıca sanayileşme ve kentleşme süreci içerisinde geniş aileden çekirdek
Aileye geçilmesi, kırsal bölgeden kentsel bölgeye göç ve kadının çalışma hayatına girmesi, yaşlıların aile içindeki eski rolünü kaybetmesine neden olmuştur;
Bu nedenle yaşlı bireye evde bakım, büyük bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. Her geçen gün sayıları artan, yaşlı kişilerin, huzurlu bir ev ortamı içinde yaşantılarını devam ettirmelerini, fiziksel ve ruhsal sağlıklarının korunmasını, sosyal ilişkilerinin
Geliştirilmesini ve devam ettirilmesini, huzur, güven ve refah içinde bulunmalarını sağlamak amacıyla huzurevlerinin açılmasına ihtiyaç duyulmuştur.
Modern öncesi dönemde yaşlılık bir sorun olarak görülmemiş aksine deneyim ve güç sahibi olmanın bir göstergesi sayılmıştır. Dünyanın hemen her yerinde, gerek doğu gerekse batı ülkelerinde, ortaçağın sonlarına kadar yaşlılar kişi ya da kişiler, hem ailede,
Hem de topluluğun yönetiminde otorite ve söz sahibi olmuştur.
Bu anlamda diyebiliriz ki, geçmişteki toplumlarda yaşlılar, daha yüksek bir rol ve statüye sahip olmuşlardır.
İnsan hayatının çocukluk, gençlik, yetişkinlik ve yaşlılık gibi devrelere ayrıldığı bilinmektedir.
Farklı özellikler taşıyan bu evreleri birbirinden kesin çizgilerle ayırmak mümkün değildir.
İlahî takdir gereği, bu safhaların hepsini yaşayanlar olduğu gibi, bir kısmını hatta bir dönemini yaşayanlar da vardır.
Yaşlı, ömrünün son dönemine ulaşmış, yaşamsal fonksiyonlarının kapasiteleri azalmış ve çevre ile ilişkisi güçleşmeye başlamış bir kişi olarak görülür.
Son yıllarda, Türkiye’deki hızlı değişimler, toplumun parçası olarak aileyi de etkilemiştir.
Modern toplumlarda, sanayileşme ve kentleşmeyle birlikte geleneksel aile yavaş yavaş ortadan kalkarken, yerini çekirdek aile vermesi ve bu birlikteliğin dışında kalan yaşlılar için bakımevi ve huzurevi gibi kurumlara ihtiyaç duyulmuştur.
Yaşlı anne babalarımız elbette başımızın tacı ama eşlerden biri vefat ettiğinde kendi bakımını sağlayamazsa ya da sağlık problemleri yaşamaya başlarsa uzun dönemli bakımları zorlaşıyor.
Hiç kimse anne veya babasının ya da her ikisinin çekilmez olmalarını öne süremez.
Öyle olsalar bile bu bir imtihandır. Arzu ederim ki her evlat Anne ve Babalarının hayır dualarını alabilsinler düşüncesiyle Hoşça kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir