Ankara’dan sesleniş
HAYAT YOLCULUĞU

Hiç birimiz kendi isteğimizle gelmedik ama bir şekilde
Geldik bu dünyaya, gidiyoruz. Tekrarı yok, telafisi hiç yok. Geçmiş gitti, gelecek belirsiz.
Ne yapıyorsak şimdi, şu anda yaşarken yapıyoruz, yapabiliriz. Madem böyledir bu, gerçektir ve değiştirilemezdir, o zaman “Nasıl yaşanır bu hayat.
Kâinat hızlı değişmelerin ve gelişmelerin yaşandığı bir arz yeri haline gelmiştir.
En önemli değişmeler şüphesiz ki teknoloji ve iletişim alanlarında gerçekleşmiştir.
Bu alanlarda yaşanan değişmeler bir bütün olarak insanlık değerlerini yıpratmıştır.

İnsanlar beşeri ilişkilerin azaldığı teknolojiyle olan ilişkilerin arttığı mevkiinin makamın ve şöhretin önem kazandığı paranın araç değil amaç olduğu eğlence zevk ve hazzın hiçbir kural tanımaksızın yaşandığı çıkar ve menfaatin ön plana çıktığı evlilik ilişkilerinin bile ticarete dayandığı olumlu duyguların azaldığı bir kâinatta yaşamak zorunda kalmışlardır.
Bütün bunlar yeni değerler sisteminin oluşmasına yol açmıştır. Yeni değerler beraberinde insanların mutluluk ve huzurlarını kaybetmelerine neden olmuştur.
İnsanoğlu mutluluğu şan ve şöhrette şık giyinmede çok para sahibi olmada ve çok para harcamada aramaya başlamıştır. Ancak mutluluğu yanlış yerde arayan insan geçici hazzı yaşayabilmek adına insani değerlerini kaybetmiştir.
Dolayısıyla insanın mutluluğu da geçici olmaya başlamıştır.
İnsanın hayat yolunda etkili olan akıl ahlak sevgi aşk kalp insanlık güven sadakat irade başarı evlilik eğitim ilim ve zorluk ile sonuç olarak mutluluk ve huzur sevgi ve hoşgörü ortamında yaşanır.
Aslında bizler bu yolculuğa çıkmaya hazır olsak da olmasak da çoktan çıktık.
Kimimiz 1 yıl, kimimiz 5 yıl, 10 yıl 80 yıldır bu yolda yürümekteyiz…
Peki, doğru yolda mıyız acaba? Bu hayat yolunda her anımızın farkında ve her anımızdan memnun muyuz? Yoksa bir şeyler yaşıyoruz ama akıp gidiyor işte diyerek elimizdeki tek değerli sermayemiz olan zamanı iyi değerlendirebiliyor muyuz yoksa hor mu kullanıyoruz.
İnişi de var, çıkışı da hayatın. Acısı da var, tatlısı da Mühim olan acıyı bal eylemek. Yunus gibi.
İnsan ne kadar zayıf bir varlık. En büyükten en küçüğe kadar her şey ona ilişir. Sevdiğiniz bir insan, bir hayvan ölse, sevdiğiniz bir ağaç kesilse, saksıdaki bir çiçek solsa dünyanız kararıverir, üzülürsünüz. Sevdiğiniz biri ayrılıp gitse, unutamazsınız bir türlü. Kalbiniz burkulur.
Gönlünüz de onun ardı sıra gider durur. Hayat böyle…
Düşe kalka gidiyoruz. Hayat yolu düz değil…
Çok hastalanan doktor olurmuş, çok yürüyen de yolcu! Rabbim yine de bir an olsun bizleri şükür hiç yalnız bırakmıyor.
Bazen öylesine daralıp sıkılıyorsunuz ki, nerede ise patlayacak bir hâle geliyorsunuz. Bir dost yüzü görmek, bir dost sesi duymak ihtiyaç oluyor. Kışımız bahara dönüyor birden. Can dostları bir başkadır.
Mal dostu malından geçmez, ama can dostu canından geçer.
Kendi deneyimlerinden yola çıkarak size şunu kesinlikle söyleyebilirim ki; hiçbir mücadele, hiçbir emek karşılıksız kalmıyor. Başta çektiğin o zorluklar, verdiğin emek, döktüğün ter hiçbir zaman karşılıksız kalmıyor.
Öyle bir an geliyor ki, “iyi ki koşturmuşum” diyorsun. Ben kendi hayatımda bunu deneyimledim, tecrübe ettim.
Hayatta karşımıza çıkacak engellerin ya altından ya üstünden yahut etrafından geçmeye, büyük küçük her engele rağmen ilerlemeye mecburuz.
Tek bildiğim bu hayatta ümitsiz yaşanamayacağıdır.
Bu düşüncelerle
Hoşça kalın Dostça Kalın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir