Ankara’dan sesleniş
GENÇLİK BİR MİLLETİN GELECEĞİDİR

Gençlik bir milletin geleceğinin teminatıdır, gençliğe yapılan
her yatırım geleceğe yapılmış gibidir.
Sağlıklı bir gençlik, sağlıklı bir neslin oluşmasında öneme
sahiptir, bu nedenledir ki gençlerimizi anlayalım, onlara fırsat,
imkan sunalım her şeyden önemlisi onlara güvenelim.
İnsanlar doğarlar, büyürler ve ölürler. İnsan yaşamı bu evreler
üzerinde şekillenir.
Çocukluk, gençlik, orta yaş ve ihtiyarlık…
İşte bu dönemlerden belki de en güzel olanı gençlik dönemidir.
Tabir yerinde ise kanımızın kıpır kıpır aktığı, başımızda biraz kavak
yellerinin estiği, duygularımızı yoğun yaşadığımız yıllardır.

Gençlik bir milletin kurtarıcısıdır. Ne kadar sağlam, karakterli
bir gençliğe sahipsek o derece ileriye güvenle bakabiliriz.
Tarih boyunca toplumları ayakta tutan en büyük güç olan genç
kuşakların yetişmesine hassasiyet göstererek onlara önem veren
ülkeler daima hedeflerine ulaşmışlardır.
İşte bu nedenle bizler, geleceğimizin teminatı, umudumuz ve
tüm imkânlarımızla kendilerine destek verdiğimiz gençlerimizin,
ecdat yadigârı olan bu vatanımızı en iyi biçimde koruyacaklarına,
istiklal ve istikbalimize yarın da gururla sahip çıkacaklarına
inanıyoruz.
Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk gençliğine duyduğu
güveni her fırsatta dile getirmiş ve kurduğu cumhuriyeti Türk
gençliğine emanet etmiştir.
Gençlik, bir milletin geleceğidir. Bugün bizlere düşen görev;
Avrupa’nın en genç nüfuslu ülkesi olarak;
Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı, özgür düşünceli, cumhuriyeti ve
demokrasiyi koruyan gençler yetiştirmek; bu sayede aziz vatanımızı
medeniyetin beşiği haline getirmektir.
Milletimiz, Cumhuriyetin şanlı geçmişini bilerek onu koruyacak ve
aydınlık geleceğine sımsıkı sarılacaktır.
Dâhili ve harici bedhahlara, gerici, bölücü ve yıkıcı tehlikelere karşı
Atatürk Cumhuriyeti’ni büyük bir azim ve kararlılıkla korumaya
devam edecektir.
Gençlik dışarıda, her biri sömürü tuzağı olan kafelerde,
sokaklar tehlike; uyuşturucu kullanıcısı var, torbacısı var,
soyguncusu var, tacizcisi var, bu kadar tehlikeli yollardan geçiyor
gençlik, umurunda mı kimsenin? Kim bilir sokakta yatmaktansa eve
mi gidiliyor, aile yuvasının işlevi sadece bu mu? Bunları da
bilmiyoruz.
Maalesef yapılan araştırmalar gençliğimizin içine sürüklendiği
sosyal buhranı acı bir tablo olarak ortaya koymaktadır.
Bu vahim tablo “Önce ahlak ve maneviyat” çerçevesinde çözüme
kavuşturulmalıdır.
Gençlerimizi ideolojik kamplaşmalara değil birlik ve
beraberliğe teşvik edecek adımlar atalım.
Başta işsizlik olmak üzere gençlerimizin sorunlarının çözümü
için projelerimizi ortaya koyalım.
Bu hem tarihimize karşı bir sorumluluk, hem de omuzlarımıza
yüklenmiş bir vebaldir.
Hoşça kalın, dostça kalın ama gönül kapılarınızı asla kapatmayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir