Ankara’dan sesleniş
DOSTLUKLAR

Değerli okuyucularım bu gün sizlerle Dostluklar üzerine sohbet edeyim istiyorum umarım beğenirsiniz.
Cenab-ı Hakk’ın razı olduğu ve bizleri yönlendirdiği en samimi dostluklar, hakiki sevgi ve saygı üzerine bina edilir.
Bu da ancak gönüllerimize ilâhî neşeden, ilâhî aşk’tan nasip almakla mümkündür.
Zira arzu edilen böylesi güzel dostluklar ancak Allah Teala’nın kalplerimize vermiş olduğu güzellikler neticesinde ortaya çıkar.
Yani dostluklar ancak O’nun aşkı, O’nun sevgisi doğrultusunda sağlam bir zemine inşa edilebilir.

İnsanın zor zamanları vardır, O zor zamanlar, insanda çeşitli hallerin zuhuruna vesile olabilecek anlardır, O zor anlarında insan, yanı başında dostlarını görmek, derdini açmak, derdini paylaşmak arzu eder.
Öyle zamanlarda yalnız kalması tehlikeli durumlara yol açabilir. Psikolojik sıkıntılar peş peşe oluşarak, işin içinden çıkılmaz bir hâl oluşabilir.
İşte bu yüzden, bu anlarda insanın en büyük ihtiyacı “dost ”tur.
Kimileri vardır; iyi gün dostudur, ihtiyacına cevap verdiğin müddetçe yanındadır, yüzüne güler, koşar…
Ama iyi günler bittiğinde, sıkıntıya düştüğünde bin bir mazeretle uzaklaşır, senin değil yardımına koşmak, seni görmek bile istemez.
Kimileri vardır; kara gün dostudur. İyi günde de kötü günde de yanındadır. Derdinle dertlenir, çare aramak için koşuşturur durur. Dostunun derdini kendi derdi bilir, derdine derman olmak için kendini paralar.
Gecesini gündüzüne katar, ta ki dostu iyileşsin, derdi ne ise onun çaresine baksın.
Sadece iyi gün dostu olmanın temel sebebi ise, İslam’dan gün gün uzaklaşmamız, İslami değerleri bir kenara bırakarak dünyevileşmemizdir.
İş böyle olunca ufak bir dünya menfaati için dost gibi gözüküyor, menfaatler bitince dostluklar da sona eriyor.
Teknolojinin hayatlarımıza girişiyle kadim insan ilişkileri de değişmeye başladı.
Artık sanal dünyada aşık olup ayrılabiliyor, dünyanın dört bir köşesinden arkadaş edinebiliyor, Sanal dünya gerçek insanların başka gerçek insanlarla aktüel etkileşimde bulunduğu, kendi
kişiliklerini ve başkalarının kişiliklerini biçimlendirme ve hatta yaratma olanağına sahip olduğu da bir gerçektir.
Öyle ki elimizi omzuna koyduğumuz, zor zamanlarımızda yanı başımızda bitiveren, karşılıklı gülüp ağlaştığımız arkadaşlarımızın yerini yavaş yavaş klavye ve ekran başından kalkmadan, belirli amaçlar doğrultusunda bir araya geldiğimiz sanal dostlarımız alıyor. Bana sorarsanız dostluk, sevdiğimiz insanı, yargılamadan ve bir talepte bulunmadan kalpte tutmaktır.
Dostluk tutunmaktır, hatırda tutmak ve hatır tutmaktır.
Zor zamanda dosta vefa, insanlığımızın bir gereğidir
Ama arkadaşlık sanal olunca, bir tuş darbesiyle gidebilecek demektir ve işte o zaman, sadece kendi ihtiyaçlarımızı doyurmak için kullandığımız ve artık işimize yaramaz olduklarında buruşturup bir kenara attığımız, zayıf bir ilişki söz konusudur.
Dostluk illa yan yana diz dize olmak değildir. Asıl can cana kalp kalbe olmaktır.
Düşüncesiyle Hoşça kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir