Ankara’dan sesleniş
BÖYLESİNE YAŞANMIŞLIKLARIMIZ VAR

Camı siler ayna gibi oldu deriz, aynayı siler cam gibi oldu
deriz.
Erkek adam ağlamaz, Sulu gözlü, Dokunsalar ağlayacak
gibiyim.
Ağlamakla ilgili yukarıdaki gibi birçok sözler söylenmiştir. Ağlamak
çok doğal ve olması gereken bir davranıştır.
Evren içerisinde onun küçültülmüş bir örneği olan insan;
evren içindeki genel düzen ve ahengin bir parçasıdır.
Dolayısıyla var olan hiçbir özellik boş ve anlamsız değildir.
Ağlamayı doğuran uyaranlar hüzün verici olabildiği gibi, sevinç
yaşatan uyaranlar da olabilir.

Beynin duygusal merkezlerinden çıkan emirlerle gözyaşı bezleri
faaliyete girer.
Gözyaşı üretilmeye ve akmaya başlar. Tabiî ki bu arada stres,
gerginlikler, aşırı sevinç ve heyecan giderilmiş ve yatıştırılmış olur.
İnsanın kas ve sinir sistemini yatıştıran bir işlevi vardır. Bedeni
rahatlatıcı hormonların salgılanmasına yol açar.
Bundan dolayıdır ki, birçok insan: “…
Ağladım da biraz açıldım, rahatladım” deriz, yerinde ve zamanında
olan ağlamalar, beyindeki hormon al faaliyetleri de düzenler.
Kişiyi rahatlatan, acıyı azaltan hormonlar salgılanır.
İlk kez doğduğumuzda ağlarız. Ağlarız çünkü karnımızın doyması ve
rahatımızın sağlanması için tek yapabildiğimiz budur.
Vassar College Psikoloji Profesörü Randy Cornelius, gözyaşı ile
ilgili çalışmalar yapan ender bilim adamlarından biri. Bu konudaki
araştırmacı kıtlığı, ağlama konusundaki soruları daha da zorlu hale
getiriyor.
“Neden ağlıyoruz?” sorusu sorulduğunda Dr. Cornelius, “Bundan
pek emin değiliz” diyor ve ekliyor:
Kuramlar yapısal olarak erkek ve kadın beyninin nasıl işleyip neleri
birbirine bağladıklarıyla ilgili. Ancak henüz bir sonuç elde edilmiş
değil.
Ağlamak, bizim diğer insanlara savunmasız olduğumuzu
göstermenin bir yolu. Kadınlar, duyguları paylaşma konusunda
daha iyi olduğundan, onlar için aynı zamanda bir güven belirtisi
ağlamak. Güven, hayatta kalmamız için gereklidir. Ancak hayatta
kalma yarışında erkek eğer uluorta ağlamaya başlarsa, bu dışarıdaki
insanlar tarafından yadırganabilir.
Ağlamakla ilgili şu anda üzerinde bilimsel olarak çalışılan bir diğer
madde de prolaktin hormonu.
Bu hormonun kadınlarda buluğ çağında, âdetlerinde, hamilelikte,
emzirirken ve stres altındayken arttığı tespit edilmiştir. Oran olarak
da kadın bedeninde erkeklere göre yüzde 60 daha fazla prolaktin
bulunuyor.
Rüzgârda yürürken veya bir soğanı dilimlerken gözdeki
sinirler, istemsiz hareketleri denetleyen beyin köküne sinyal
gönderiyor.
Beyin kökü, gözkapaklarındaki salgı bezlerine giden
hormonların salgılanmasını sağlıyor.
Böylece gözyaşı üretiliyor. Bunlar “refleks gözyaşlarıdır.
Ancak korneadaki sinirler aynı zamanda beyindeki cerebraya da
ulaşır.
Bu kez bir filmi seyrederken dökülenler gibi “duygusal
gözyaşları” oluşuyor.
İnsanımız gariptir. Camı siler ayna gibi oldu der, aynayı siler cam
gibi oldu der.
Yazıma son verirken siz okurlarımı gülen yüzle bırakmak
arzusuyla,
Hoşça kalın Dostça kalın ama gönül kapılarınızı asla
kapatmayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir