Ankara’dan sesleniş
BEŞİKTEN MEZARA İLİM

Bazı âlimlere sorulmuş: “Eğitim ne zamandan ne zamana kadardır?” Demiş ki: beşikten mezara kadardır.”
Doğrusu İslam için ilim, insan için hayat gibidir. Kur’an-ı Kerim’den ilk nazil olan ayetler Allah Teâlâ’nın Peygamberine (sallallahu aleyhi ve sellem) söylediği şu buyruktur:
Oku! Yaratan Rabbinin adıyla. O, insanı pıhtılaşmış bir kandan yarattı. Oku! Rabbin, en büyük kerem sahibidir.
O Rab ki kalemle (yazmayı) öğretti. İnsana bilmedikleri şeyi öğretti. (Alak: 1-5)

İşte bu, kalemin değerini yükselten, ilmin kıymetini vurgulayan, gafil cahilliğe savaş açan ve okuyup öğrenecek her büyük adamın inşasına ilk tuğlayı yerleştiren ilk haykırıştır. (Huluk-ül Müslim: Muhammed Gazali)
Eğitimin beşikten mezara kadar hayat boyu devam ettiğini ifade eden bilim insanları Yeter ki öğrenmek ve üretmek isteyen vatandaşlarımızın olmasını çeşitli vesilelerle bizlere aktarmışlardır aynen katılıyorum.
Hayat boyu öğrenme, insanın bilgi ve beceri anlamında kişisel gelişimine katkı sağlamakla kalmaz, birbirleriyle uyumlu, dinamik ve huzurlu bir toplumun inşasında da önemli bir rol oynar.
Kişiye yepyeni ufuklar açarak farklı bakış açıları kazandırır. Toplumsal sorunların farkına varma, problemlere çözüm üretme ve isabetli kararlar alma noktasında insanı geliştirir.
Öğrenmek her daim yeni bir kimlik kazandırır insana. Varlıklara ibret nazarıyla bakan insan yeni öğrendiklerini önceki bilgileriyle kıyaslar, değerlendirir ve hayatına başka başka anlamlar katar. Varoluşunu bu eylemlerle gerçekleştiren insan mutlu olmanın da yolarını bulur ve kendisini değerli hisseder.
İlköğretim, bilgilerimize yeni bilgiler katar. Okuduğumuz kitaplarla dünyamızı; dünyamızın üstünden yaşayan irili ufaklı ülkeleri; ülkelerin özelliklerini öğreniriz.
İlköğretimi lise, onu başka okullar izler. Bilgilerimiz, sezgilerimiz, gözlemlerimiz arttıkça artar. Öğrendiklerimizle yetinmeyiz; daha başka bilgiler peşinde koşarız…
Ya da ilköğretimden sonra bir işyerine girer, bir ustalık öğreniriz. Berber, terzi, ayakkabıcı, demirci, saatçi, kitapçı, dokumacı… Oluruz. Sıradan bir usta olmak, bizi doyurmaz. Yaratıcı, yenilikler yapıcı bir aşamaya yükselmek isteriz…
Mustafa Kemal Atatürk eğitim için söylediklerine bakıldığında Bir millet irfan ordusuna sahip olmadıkça, muharebe meydanlarında
ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuna bağlıdır.
Öğretmenler her fırsattan yararlanarak halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutan bir varlıktan ibaret olmayacağını anlamalıdır.
Öğretmenler! Yeni nesli, cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri, sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır.
Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle orantılı bulunacaktır.
Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister! Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir…
Sizin başarınız, Cumhuriyetin başarısı olacaktır.
Geleceğin güvencesi sağlam temellere dayalı bir eğitime, eğitim ise öğretmene dayalıdır.
Demek oluyor ki, bilimsel konularla uğraşmak, bilimin ortaya koyduğu doğruları öğrenmek, belli bir yaşta başlayıp belli bir yaşta sona ermez. Yaşam boyu sürüp gider.
Öğrenmenin yaşı yoktur. Doğduğunuz andan başlar, ölünceye kadar sürmelidir.
Rabbim! bizi son nefesimize kadar ilmin hizmetinden ayırma!.. Âmîn!..
Hoşça kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir