Ankara’dan sesleniş
ASLINDA ZAMAN AYNI ZAMAN
NEREDEN NEREYE!

Gençlerimiz maalesef bizi değerli kılan değerlerimize, kültürümüze, kimliğimize, kişiliğimize, kendi özümüze yabancılaşmaktadır.
Alkolün, sigaranın, uyuşturucunun, kumarın ve fuhşun her çeşidi çevrede kol gezmekte; çocuklarımızı ve gençlerimizi âdeta bir ahtapot gibi sarmaktadır.
Millet olarak; eski seviyeli sosyal hayatımız, her geçen gün seviyesiz bir toplum halini almaktadır.
Nerde o bizim zamanımızda ki o eski günler diye başlanan konuşmaları ve anıları hatırlayıp ah çekip Geçen geçmiştir diyerek kapatamayız.
Aslında zaman aynıdır. Senen 365 gün, hafta 7 gün, bir gün 24 saattir.
Zaman, eski günlerde de aynıydı, bu gün de aynıdır. ah!. Nerede o eski bayramlar? Ah! Nerede o eski günler? Ah! Nerede o gençlik günlerim? Nerede, nerede? bu ve buna benzer sözleri bizim gibi yaşlı olanlarınızdan birçok defalar sanırım duymuşsunuzdur.

Şunu söylemeliyim ki; aslında bayramlar aynı bayramlar, günler de aynı günler ama insanlar aynı insanlar değiller.
Değişen; bizim özlem duyduğumuz günlere yüklediğimiz anlamlardır.
Kaybolmaya yüz tutmuş manevi değerlerimizi hatırlıyor ve sıla özlemi yapma gereğini duyuyoruz.
Bilinçaltımızdaki halen kaybolmamış geçmiş güzel hatıraları gençlere anlatarak tecrübelerimizden yararlanmalarını sağlamak ruhumuzdaki “özlem dolu” serzenişi dindirmeye çalışıyoruz.
Büyüklere saygılı olmayı Küçüklere sevgiyle yaklaşılmayı öğretmeliyiz, insanlığın gereğinin bu olduğunu izah etmeliyiz.
Değerli okuyucular; “bizi insan yapan değerlerin tohumlarının atıldığı” bu güzel günleri hatırlamamak mümkün mü?
Eğer; bu gün, etrafımızdaki insanlara biraz olsun sevgi ve saygı içerisinde davranabiliyorsak, eş- dost ve akraba ilişkilerini hala daha sürdürebiliyorsak, işte bu; o eski günleri bizlere aktaran “Büyüklerimizin” sayesindedir.
Geçmişine ait güzel hatıraları olan insanlar, güzel düşünürler; güzel düşünen, güzel bir gelecek hayal eder; güzel hayal eden insan da güzel işler yapar.
Yanlış hatırlamıyorsam bir gazetede okumuştum; “akraba ziyareti kalbe iyi geliyormuş, ”diye, Günümüzde mevcut sosyal
ilişkilerin her geçen zaman diliminde daha da bir çıkmaza giriyor ve insanlar vurdum duymazlığa alışarak yaşlanıyorlar.
Eskiden saygı sevgi ve güven ortamı vardı, misal yaşadığımız yardımlaşma ruhunu, apartman hayatında görebiliyor muyuz hiç? Görebiliyoruz demeyi ne kadar çok isterdim.
Eş-dost ve akraba ziyaretlerinin yerini, garip ilişki türleri aldı, gerçek anlamda, canlı- canlı yaşamış olduğumuz o eski ilişkilerle artık; “telefon”, mesajlaşma”, “facebook” watsap gibi araçlar yer değiştirdi.
Kısacası ilişkilerimiz “mekanikleşerek” ve “ruhsuzlaşarak” içerikten yoksun hale geldi.
Artık işlerimizi halletmek için yüz yüze gelmemize gerek yok. Birbirimizin kahrını çekmemize ise hiç gerek yok.
Birkaç “tuşla” işlem tamam, Hele hele gençlerimiz, saatlerce “facebook” gibi bilgisayar programlarının başında günlerini geçiriyorlar, Adeta gönüllü esirler gibiyiz.
Şöyle bir düşünüyorum da aslında bizim özlemimiz bayramlar değil. Tadı damağımızdaki, bir türlü unutamadığımız eski günlerimiz. Haksız mıyım?
Hoşça kalın Dostça Kalın Ama

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir