Ankara’dan sesleniş
AİLE TOPLUMUN ÖZÜDÜR.

Başın sıkışınca bir çınar ararsın. İşte o çınar anadır, babadır,
kardeştir ve kadim dosttur.
İçinde saygı ve sevginin hâkim olduğu ev, küçük de olsa hiç
bir zaman dar gelmez.
Evlilikte en büyük problem duyguların anlaşılmamasıdır.
Eş seçimi ne kadar önemliyse, ilişkiyi sürdürme becerisi de en
az o kadar önemlidir.

Evimiz kendimizi en güvende hissetmemiz gereken yer, ancak
ne yazık ki bu her zaman mümkün olmuyor. Ev içinde sürekli ve
şiddetli biçimde yaşanan kavga, çatışma ve kargaşa;
Aile bireylerinin, özellikle de çocukların ve gençlerin stres
seviyelerini ciddi şekilde yükseltiyor.
Zira çocukların duygusal ve zihinsel kapasiteleri henüz
yetişkinler kadar gelişmiş değil ve stresle baş etmek adına
kullanabilecekleri yöntemler, alabilecekleri önlemler yetişkinlere
göre çok daha sınırlıdır.
Çoğu zaman aile bireylerinden birinin sıkıntılı, gergin hali
bütün aile efradının gerginliği olabilmektedir.
Tam aksine aile bireylerinden birinin güçlü, kollayan,
merhamet gösteren, kuşatan, affeden, zorluklarla mücadele
edebilen olması, diğer aile bireylerine de ayna tutabilmektedir.
Bu özellikleri barındıran kişi ailede anne olmalıdır.
Fakat anne kendini değerli hissettiği ölçüde, değer verebilir,
aile içindeki konumu, davranışlarını ve tutumunu etkiler.
Anne olmak, kadın kimliği ile bire bir alakalıdır.
İnsan yaşamının üzerinde fiziksel, sosyal, psikolojik etkisi
olan, dünyanın en güzel ve en zor meziyetidir annelik.
Anne besleyen, bakım veren rolünü hiçbir karşılık
beklemeksizin üstlenir ve bunu hakkıyla yapmaya çalışır.
Yeni toplum düzeninde anneliğe olan bakış açısı çok akıl
almaz derecede değişmiştir.
Bir kadın, doğum yaptıktan hemen sonra çalışma hayatının
içine girmektedir ne yazık ki.
Çocuk değişen toplumla birlikte, anneler için ayak bağı haline
gelmiştir.
Aynı zamanda çocuklarını anneliğinden, anneliğin kendine
getireceği doyumdan mahrum bırakabilmektedir.
Bu yüzden bunun cevabı, “mutlu annelik, mutlu çocuklar”
şeklinde olmalıdır.
Herkes çocuk sahibi olma kapasitesine sahip olabilir, fakat annelik,
anne olduğu için kendini değerli hissettiren, bu hissiyatı lezzetli
kılan ilişkisel mekanizmaların oluşması ile sağlanabilir.
Öncelikle aile içindeki bireylerin kadın kimliğine bakış açısı
negatif yönde ise mutlaka değişmelidir.
Bir kadın çocuk sahibi olduğu için, çeşitli kutlamalar yapılmalı,
eşi tarafından meşakkatli ve yorucu süreçte destek görmelidir.
Ana-baba, çocuklarını eğitirken öncelikle gelişim evrelerini
bilmeli ve çocuklarının içinde bulunduğu gelişim dönemini
tanımalıdır.
Başka bir deyişle, çocuklarını tanıyarak işe başlamalıdır.
Anne ve babanın çocuklarına , “uygun olan davranışı” ya da
neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğretebilmeleri için, gerek kendi
aralarında gerekse çocuklarına yönelttikleri davranışlarında dengeli,
tutarlı ve kararlı olmaları gerekir.
Anne-baba çocuğundan yaşı ve yeteneklerine uygun isteklerde
bulunmalı,çocuğu hayal kırıklığına uğratacak,yaşının üstünde
beklentiler içine girmemelidirler.
Anne-baba öncelikle çocuğunu bağımsız bir birey olarak
kabul eden, ona sevgi ile yaklaşan ve olumlu ilişki kurmaya çalışan
kişiler olmalıdırlar.
Bilinmelidir ki, sevgi temeline dayanan eğitim, sağlam ve
başarılı eğitimdir.
Unutulmamalıdır ki bu dünyada sırtınızı her zaman
dayayabileceğiniz tek şey ailenizdir, bir insan ancak ailesi ile mutlu
ve huzurludur…
Bu düşüncelerle, Hoşça kalın Dostça Kalın Ama Gönül
Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir